Cemre Demirel'e Cevap

Bismillahirrahmanirrahim

Aslında gerek üslup gerek muhteva olarak Cemre cevabı hak etmiyor. Ama Siyonizm ve Komünizme karşı duruşu sebebiyle, ne olursa olsun Allah'a ve resulüne imanına hürmeten belki ıslahına vesile olur ümidiyle bu yazıyı kaleme alıyorum.

Takip etmiyorum ama sosyal medyada önüme düşen bazı iftiralarına cevap vereceğim.

1. Abdülkadir Geylani Hazretlerinden Yardım İstemek

Öncelikle şunu ifade edelim ki Risale-i Nur'da birçok yerde; "Yalnızca Allah'tan istemek, başkalarına teveccüh etmemek, medet aramamak" vurgulanır. Ve Risale-i Nur baştan başa her şeyin Allah'ın emriyle olduğunu, Allah'tan başka hiçbir sebebin hiçbir kudret ve tasarrufa malik olmadığını ispat eder. Öyleyse üstadın Hz. Geylani'den yardım istemesi, o mübarek şahsa -haşa- bir ilahlık vermesinden değildir. Ona yaratıcılık ve idarecilik noktasında bir rububiyet izafe etmesinden de kaynaklanmaz. Burada konu itikadi değildir. Burada mevzubahis Hz. Geylani'nin bir şerik olup olmadığı değil, Allahın izni ve iradesiyle müridlerine yardım edebilip edemediğidir.

Şu anda Hz. Şeyhin Fethurrabbani kitabını okuyorum. Şeyh, kitabında tamamen takvayı, sabrı, ihlası yani tevhidi nasihat ediyor. "Yüzünüzü halka değil Hakka dönün" diyor. Sebeplerin aczini ve İlahi kudretin mutlak hükümranlığını vurguluyor. Yani böyle bir zatın -haşa- kendisini bir şerik yerine koyması mümkün değildir. Sadece Allah'ın izni ve iradesiyle bir vesileliktir.

Kur'an-ı Kerim'in ifadesine göre şehitler ölü değildir. Peki sıradan bir mü'min bile şehitlik sırrı ile hayata mazhar oluyorsa, 90 sene maneviyatta terakki eden, milyonlarca insanın Allah'a ulaşmasına vesile olan, El Hayy yani Allahın diri ve hayat verici olmasını ism-i Azam kabul eden, kerameti meşhur bir zat ölümünden sonra Allahın izniyle bir çeşit hayata mazhar olamaz mı?

Cemre siyasetten iyi anlar. Mesela şimdi Aziz Sancar, Türkiye'ye dönmek istese, devlet de ona özel muazzam bir laboratuvar yapsa, "devlet kişiye özel uygulama yapmaz" denebilir mi? Denemez, çünkü Aziz Sancar branşı itibariyle özel bir şahıstır ve özel muameleyi hak eder. Aynen öyle de El Hayy ismini ileri seviyede anlayarak yaşayan ve tüm yaratılmışlara özellikle müritlerine büyük bir şefkat besleyen Hz. Abdülkadir Geylani'nin ölümden sonra Allahın izin irade ve lutfuyla bir çeşit hayata ve tasarrufa memba (kaynak) değil, mazhar olması da akla ve imana ve tevhide gayet uygundur.

Yani burada Üstadın Gavs-ı Azamdan yardım istemesi bir şirk değildir.

2. Risale-i Nur Yazdırıldı - Kur'an'ın Mertebe-i Arşisi

Kur'an-ı Kerim'de rızık, hidayet ve şifa başta olarak bütün nimetlerin Allah'tan olduğu zikredilmiştir. Öyleyse bir kişinin kendisine ulaşan nimetleri Allah'a izafe etmesi şirk değil tevhiddir.

Üstad bu tarz ifadelerle kendine paye vermek değil tam tersine o yıllarda bile birçok insanın imanını kurtaran ve ellerine geçmesine rağmen dinsiz filozoflar ve mahkemeler tarafından çürütülemeyen yani hakkaniyeti ortaya çıkmış bir eseri, kendi zekasından azlederek Kur'an'a ve Allah'a havale etmiştir.

Üstad bir çok yerde Vahiy-İlham-Sünuhat farkını işlemiş ve risalelerin vahiy olmadığını defalarca vurgulamıştır. Kur'an-ı Kerim'de ayrıca Kur'an'ı Allah'ın koruyacağı bildirilmiştir. Hem de mü'minlerin Allah'ın dostu oldukları bildirilmiştir. Kelamı da bütün sıfatları gibi sonsuz olan Rabbimizin "dostum" dediği müminlerle ilhamen konuşması Rablığının gereğidir. O halde en zor zamanda Kur'an'ı ve manalarını muhafaza için meydana atılan Risale-i Nur'un ilham-ı İlahi olması gayet makuldür.

3. Risale-i Nur Talebeleri İnşallah Cennete Gidecek

Geçenlerde önüme düşen bir videoda Cemre'nin de saygı duyduğunu düşündüğüm Mehmet Okuyan'ın Nahl suresinin 16. Sure olmasını ve arının da 16 kromozomu bulunmasını Kur'an'ın hakkaniyetine delil getirdiğini gördüm. Peki Allah Kur'an'da ben bunu bunun için böyle yaptım diyor mu? Demiyor. Ama yine de Okuyan'a haksız diyemeyiz. Neden? Çünkü Allah'ın ilmi sonsuzdur kelamı olan Kur'an'da bütün manaları murad etmiş olabilir.

Aynen öyle de Üstad Eskişehir hapishanesinde, zor bir zamanda bazı ayetlerin Risalelere işaret ettiğini görmüş. Hem mana olarak hem de eskiden beri ulema ve edipler arasında muteber olan cifir ilmiyle yakıştığını fark etmiştir. Bu işaretlerden birisi de Risale-i Nur talebelerinin imanla kabre gireceğidir.

Üstad ama bunu burda bırakmamış ve buna iki delil getirmiştir. Birincisi; Risale-i Nur'un imanı tahkike çevirmesi ve kuvvetlendirmesi -ki Kur'ana göre de iman sahipleri cennettedir.- İkincisi de Nur talebelerinin yaptıkları sayısız duaların hiçbirinin kabul olmamasının Allah'ın hikmet ve rahmetine uygun olmamasıdır.

Bununla beraber şunu söylemeliyim ki; çocukluktan beri aralarında bulunduğum nurculardan hiçbirinin "Ben talebeyim, ben cennetliğim" dediğini duymadım. Hepsi bu müjdeden "Daha çok okumalıyım, talebe olmalıyım, imanımı kurtarmalıyım" hissini edinmişlerdir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.