Muhammed Numan ÖZEL
Şahs-ı Manevinin Kayyumu Şahıslardır: Fikir Kimin Omuzlarında Yükselir?
Modern zamanların en büyük yanılgılarından biri, kurumların, sistemlerin veya büyük fikirlerin kendi kendilerini yaşatabileceğine olan naif düşüncedir. Kurumsal yapılara, tüzüklere, devâsa binalara veya soyut kavramlara öyle efsânevi bir güç atfederiz ki, o yapıları var eden esas unsuru—yani insanı—gözden kaçırırız. Oysa hakikat gün gibi ortadadır: Şahs-ı manevinin kayyumu şahıslardır.
"Şahs-ı manevi", yani bir davanın, bir hareketin veya bir ideâlin oluşturduğu o kolektif ruh, tüzel kişilik ve ortak akıl, kendi başına yeryüzünde yürüyemez. O, ne kadar kusursuz tasarlanmış olursa olsun, ne kadar haklı temellere dayanırsa dayansın, nihayetinde soyut bir kubbedir. O kubbeyi ayakta tutan, çökmesini engelleyen ve ona yeryüzünde bir adres kazandıranlar ise inanmış, adanmış tek tek şahıslardır.
Buradaki "kayyum" kelimesi tesadüfi bir koruyuculuğu ifade etmez. Kayyum; bir şeyi ayakta tutan, gözeten, onun adına tasarrufta bulunan ve onu her türlü tehlikeye karşı muhafaza eden iradedir. Dolayısıyla, bir ideâlin şahs-ı manevisi, onu omuzlayan şahısların uyanıklığı, ahlâkı ve sadâkati nispetinde nefes alır.
Sistemler veya fikirler kendi kendilerini savunamazlar. Bir fikrin izzetini de, bir hareketin itibarını de koruyanlar o fikrin temsilcileridir. Ne zaman ki şahıslar "Nasıl olsa arkamızda güçlü bir şahs-ı manevi var" diyerek kendi şahsi sorumluluklarını, ahlâki titizliklerini ve liyâkatlerini askıya alırlar; işte o zaman o devâsa şahs-ı manevi içten içe çürümeye başlar. Çünkü kolektif ruh, tek tek fertlerin samimiyet potasından süzülen enerjiden beslenir. Şahısların kalitesi düştüğünde, şahs-ı manevinin de içi boşalır. Böyle oolunca insana yatırım yapmak yerine arabaya, binaya, konfora, lükse yatırım yapmaya başlanılıp asıl olan insan gözardı edilmeye başlanır.
Büyük dâvâlar, büyük binalarla veya teorik metinlerle değil; o metinleri hayat kılan, o binaların içinde adanmışlıkla nöbet tutan şahıslarla ayakta kalır. Şahs-ı manevi bir pusulaysa, şahıslar o pusulayı doğru yönde tutan ellerdir.
Neticede; soyut ideâllerin kaderi, somut insanların omuzlarındadır. Nöbette duran şahıslar uyanık, dürüst ve samimi olduğu müddetçe şahs-ı manevi asil bir çınar gibi kök salmaya devam edecektir. Aksi takdirde, en muazzam fikirler bile altındaki taşıyıcı sütunların zaafiyetiyle tarihin tozlu sayfalarında birer hatıraya dönüşmekten kurtulamaz.
Selam ve dua ile.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.