Muhammed Numan ÖZEL
Kıblegâh Evler ve Risale-i Nur Hizmeti
Bugün İslâm âleminin en mühim meselelerinden biri, nesillerin imanının muhafazasıdır. Zira zaman, yalnız ferdî ibadetlerle iktifa edilebilecek bir zaman olmaktan çıkmış; evlerin, ailelerin ve cemaatlerin de iman hizmetine iştirak etmesini zarurî hâle getirmiştir. Bu noktada Risale-i Nur’un ortaya koyduğu en mühim hizmet modellerinden biri, evlerin birer “Medrese-i Nuriye” hâline getirilmesidir. Çünkü iman hizmetinin en tesirli ve en kalıcı zemini, insanın en çok vakit geçirdiği ve en samimî olduğu mekân olan evidir.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, hayatı boyunca büyük binalar, gösterişli Külliyet merkezleri veya maddî teşkilatlar kurmaya çalışmamıştır. O, Anadolu’nun mütevazı evlerinde, köy odalarında, küçük ders halkalarında yetişen samimî insanların meydana getirdiği manevî bir hizmet hareketini esas almıştır. Çünkü ona göre bir ev, eğer içinde Kur’ân okunuyor, iman hakikatleri mütalaa ediliyor ve Allah’ın rızası gözetiliyorsa, artık sıradan bir mesken olmaktan çıkar.
Nitekim Nur hizmetinin ilk merkezlerine bakıldığında karşımıza saraylar değil; Barla’daki mütevazı odalar, Isparta’daki küçük evler, Kastamonu’daki ders mekânları çıkar. Fakat o evlerde yapılan hizmetler neticesinde milyonlarca insanın imanına dokunan bir hareket doğmuştur. Bu hâdise, mekânın büyüklüğünün değil, niyetin ve ihlâsın büyüklüğünün esas olduğunu göstermektedir.
Kıblegâh ev, evvela yönünü dünyadan âhirete çevirmiş evdir. Böyle bir evde televizyonun, telefonun veya gündelik meşgalelerin sesi değil; Kur’ân’ın, duanın ve hakikat derslerinin sesi hâkimdir. O evin çocukları yalnız dünya için değil, ebedî hayat için de yetiştirilir. Anne ve baba yalnız maişet temin eden kimseler değil; aynı zamanda birer muallim ve mürşid vazifesi görürler.
Bugün birçok insan, toplumdaki bozulmanın sebeplerini dışarıda aramaktadır. Hâlbuki cemiyetin çekirdeği ailedir. Aile sağlam olursa toplum da sağlam olur. Aile manevî esaslar üzerine kurulmazsa, en güçlü görünen toplumlar bile zamanla çözülmeye mahkûm olur. Bunu bilen din ve ahlâk düşmanı cereyanlar ise, aile müessesesini zaafa uğratmak ve nesiller arasındaki manevî bağları koparmak için bütün imkânlarını seferber etmektedirler.
Risale-i Nur’un ev merkezli hizmet anlayışı, işte bu hakikatin bir neticesidir. Bir evde haftada bir yapılan samimî bir ders, bazen yıllarca süren tartışmalardan daha tesirli olabilir. Bir sofranın etrafında okunan birkaç sayfa Risale-i Nur, bir gencin hayatının istikâmetini değiştirebilir. Bir çocuğun küçük yaşta duyduğu Kur’ân sesi, ileride onu büyük tehlikelerden muhafaza edecek manevî bir zırh hâline gelebilir. İşte kıblegâh evlerin sırrı burada gizlidir.
Bu evler aynı zamanda yalnızlık çağının ilacıdır. Modern insan kalabalıklar içinde yaşamasına rağmen gittikçe yalnızlaşmaktadır. Kıblegâh evlerde ise, insanlar yalnız bilgi paylaşmaz; dertlerini, dualarını, ümitlerini de paylaşırlar. Böylece kardeşlik, muhabbet ve tesanüd kuvvet kazanır. Birbirine omuz veren fertlerden manevî bir cemaat meydana gelir.
Risale-i Nur hizmetinin en dikkat çekici taraflarından biri de budur: Hizmetin merkezi insanın evidir. Çünkü ev, insanın en samimî olduğu mekândır. İhlâsın, fedakârlığın ve sadakâtin en rahat yaşanabildiği yer yine evdir. Bu sebeple Nur hizmeti, önce evleri ihya etmeyi hedefler. İhya olan evlerden mahalleler, mahallelerden şehirler ve nihayet toplumlar etkilenir. Zira hakikatle mamur edilmeyen bir mekân, zamanla gafletin ve lüzumsuz meşgalelerin istilâsına maruz kalır. Hak ile doldurulmayan kalpler ve haneler, batılın tasallutuna açık hâle gelir.
Bugün her Nur Talebesi kendisine şu suali sorabilir: “Benim evim ne kadar kıblegâh bir evdir?” Eğer o evde Kur’ân okunuyorsa, çocuklara iman hakikatleri anlatılıyorsa, aile fertleri beraber dua edebiliyorsa, misafirlere iman dersleri yapılabiliyorsa; o ev, manevî cihette vazifesini yapıyor demektir. Çünkü böyle bir ev yalnız kendi sakinlerine değil, çevresine de nur saçan bir kandil hükmündedir.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri'nin, "Nur şakirdleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lâzımdır." [1] düsturu, yalnız müstakil dershaneleri değil, aynı zamanda hanelerin de birer iman ve Kur'ân hizmeti merkezi hâline gelmesini ders vermektedir. Zira bu zamanda birçok insanın ilk muhatap olduğu hizmet mahalli, çoğu zaman bir dost meclisi veya bir aile ortamıdır.
Tarihe dikkatle bakıldığında büyük manevî inkılapların çoğu zaman küçük mekânlarda başladığı görülür. Asr-ı Saadet'te Darü'l-Erkam nasıl ilk iman kahramanlarının yetiştiği bir merkez olmuşsa, bu asırda da nice mütevazı evler, nice gençlerin imanlarının kuvvetlenmesine vesile olan birer Medrese-i Nuriye hükmüne geçmiştir.
Netice olarak, Risale-i Nur hizmetinin temel taşlarından biri olan kıblegâh evler, bu asrın iman mücadelesinde sessiz fakat son derece tesirli kalelerdir. Onlar gösterişten uzak, fakat neticeleri itibarıyla büyük hizmet merkezleridir. Bir evin içinde yakılan iman meşalesi, bazen bir şehrin karanlığını dağıtacak kadar kuvvetli olabilir.
Risale-i Nur hizmetinin temel taşlarından biri olan kıblegâh evler...
Cenâb-ı Hak, hanelerimizi Kur’ân’ın nuru ile mamur, muhabbet ve ihlâs ile mesrur, hizmet-i imaniye ile münevver eylesin. Âmin.
Selâm ve duâ ile..
[1] Emirdağ Lâhikası-1 (249)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.