Mesai saatlerinde namaz kılanın kazancı haram olur mu?

Mesai saatlerinde namaz kılanın kazancı haram olur mu?

İşverenden gizli namaz kılıyordum amir beni gördü ve "mesaiden çaldığın için kıldığın namaz geçerli değil, kazancın da haram" dedi. Kıldığım namaz geçerli değil mi, kazancım haram olur mu? Amir izin vermese bile namazımı kılamaz mıyım?

Öncelikle bir işverenin / amirin / patronun, farz namazı kılmaya izin vermeme hakkı olmadığı gibi, amirin / patronun "mesaiden çaldığın için kıldığın namaz geçerli değil, kazancın da haram" demesinin dini bir temeli yoktur. Buna göre;

- Namaz kılanlara engel olmak, işçilerin / memurların ve bunun yanında öğretmen ve öğrenci gibi kimselerin namaz kılmalarına izin vermemek, dinimize göre büyük günahlardan biridir.

- Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar, namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

“Öyle kimseler vardır ki, onları ne bir ticaret ne bir alışveriş, Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyar. Onlar, dehşetinden kalplerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar.” (Nur, 24/37)

İşverenin ya da işyerinde sorumluluk alan kimsenin, namaz kılmak isteyen memurlarına ve işçilerine, cuma ve günlük dini görevleri olan namazlarını, hiç değilse farzlarını kılabilme imkânını sağlaması gerekir. Bununla birlikte işçinin ve memurun ve diğer kimselerin de namazı bahane ederek mesaisini suistimal etmemesi önem arz etmektedir.

- Bu hususlara dikkat ettiği ve hukuki haklarını savunarak elinden geleni yaptığı halde, işyerinde namaz kılma imkânına kavuşamayan kimsenin, öncelikle ibadetlerini rahatça yerine getirebileceği başka bir iş araması gerekir.

Normal şartlarda kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin maişetini temin edecek bir iş bulunca bu iş yerinden ayrılır. Eski iş yerinde fazla maaş alması onun için bir mazeret değildir. Yeni işinde alacağı maaşın kendisinin ve geçindirmekle yükümlü olduğu kimselerin maişetini temin edecek bir miktar olması yeterlidir.

- Din ve vicdan özgürlüğünün bir boyutu da ibadet hakkıdır. İnanç özgürlüğünün devamı olarak, bir dine inanan kimse, o dinin gereklerini yerine getirebilme hakkına da sahiptir. Mesaisini suistimal etmeden, işverenin izni veya haberi olmadan kılınan namazın da her hangi bir kul hakkı boyutu söz konusu değildir. Kaldı ki, namaz kılarken geçen vakti ve iş kaybını telafi de mümkündür.

- Bir Müslümanın sünnetleriyle birlikte namaz kılma imkânı yoksa ya da namazların sünnetlerini kıldığı takdirde kul ve kamu hakkı ihlaline sebebiyet veriyorsa, böyle bir kimse en azından namazın fazlarını kılmalıdır. Bu mümkün değilse, namazlarını usulüne göre cem ederek kılar. Yani, öğle ile ikindiyi, ya ikindiyi öne alarak öğle vaktinde ya da öğleyi geciktirerek ikindi vaktinde; akşam ile yatsıyı da yatsı vaktine geciktirerek veya yatsıyı akşam vaktine alarak (cem ederek / birleştirerek) kılabilirler. Fakat bunun istisnai bir hüküm olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Mehmet Kapukaya, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Sorularla İslamiyet

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.