Mehmet Abidin KARTAL
Baba vatan elden gidiyor…
Türk tarihin derinliklerine bir araştırma yaptığımızda görüyoruz ki “Hain” sayısı az değil. Her devirde hainler kendilerini gizleyememişler, sonunda hainlikleri ortaya çıkmış ve her seferinde de tokadı yemişlerdir. Bundan on yıl önce vatan haini, haşhaşiler sahne aldılar. Vatan haini Fetö kaçıp sığındığı ülkeye bu aziz vatanı teslim etmek için düğmeye bastı. Kırk yıl sureti haktan gözüken bu hain sonunda gerçek yüzünü gösterdi.
15 Temmuz 2016 Cuma gününün akşamı saat 22.00’den 16 Temmuz Cumartesi günü sabah saatlerine kadar, ülkemiz hiç alışmadığı, yaşamadığı kabus dolu asırlık bir geceyi yaşadı. TSK’nın içinde küresel ihanet güçlerinin taşeronu, gözü dönmüş vatan haini Fetö’nün satılmış askerleri Fetö’den aldıkları emri yerine getirmek için bu milletin imanına, iradesine ipotek koymaya çalıştı.
15 Temmuz 2016 gecesi sokaklara, meydanlara çıkarak hainlerin karşısında siper olan bu imanlı, aziz millet vatanını korumak ve kurtarmak için, mermileri bağrında söndürdü, tankları elleriyle durdurdu, uçakları tutmaya çalışarak vatan sevgisi imandandır aşkını, ezan, bayrak sevdasını dünyada benzerine rastlanmayan boyutlarıyla sergiledi.
Ben ve oğlumda on yıl önce 15 Temmuz 2016 gecesi İstanbul’da sokaklara, meydanlara çıkanlar arasında olma şerefini yaşadık. Oğlum Bilal hadi baba çıkıyoruz diyordu. Kalk baba vatan elden gidiyor. Vatanımızı kaybedersek her şeyimizi kaybederiz… Bu gece bize oturmak, yatmak haram. Baba sen bize vatan sevgisi imandandır sevgisini aşıladın, bu gece vatanı sevmeyi ispatlama gecesidir. Eğer vatanımızı sevdiğimizi ispatlayamazsak ömür boyu vicdan azabı çekeriz, yaşamamızın bir anlamı olmaz diyordu. Oğlum bana kendisine öğrettiklerimle ders veriyordu. Eşim, ana yüreği, olmaz oğlum, tehlikeli daha bir sürü şefkat ifadelerine rağmen, oğlumla beraber, İstanbul’da sokaklardaydık, meydanlardaydık, Saraçhanede Haşim İşcan geçidinden geçerken İstanbul Belediyesi önündeki silah seslerini duyuyorduk, belediye önüne çıkmamıza izin verilmedi. Eyüp’teki İstanbul Ak Parti binasının önü son uğradığımız mekân oldu. Millet meydanlarda, sokaklarda dim dik ayakta, binlerce kişi dua zinciri oluşturmuş, Kur'an, Cevşen, Celcelutiye, Sekine'lerle dualar okunuyor. Milletin iradesine el koymaya çalışan darbecilere, hainlere karşı manevi kalkan oluşturulmuştu. Bu kalkan bu vatan hainlerinin göğsüne saplandığını ilerleyen saatlerde görüyorduk.
Bu gece, dualar, camilerde selalar, halkın iradesine sahip çıkması, tanklara, silaha siper olması canını vermesi, hainlere dur demesi darbeyi püskürttü, asker elbisesi giymiş hainlerin karşısında dik duran bu millet, bir gece savaştı, şehit oldu, gazi oldu geleceğini ve vatanını kurtardı. İslamiyet’in bayraktarlığını yapmış bu asil milletin torunları, bu gece bir tarih yazdı, torunlarına en güzel hediyeyi verdi.
Milletin aldığı silahla milleti öldüren bu asker elbisesi giymiş hainlerin darbe girişiminin kısa sürede akamete uğramasının birinci sebebi Başkomutanının çağrısına harfiyen uyup meydanlara koşan her kesimden milletin darbe girişimine cesurca, korkusuzca ölümü göze alarak karşı durmasıdır. Millet Menderes’te, Özal’da yaptığı hatayı bu kez yapmadı. Millet bu gecede, "Menderes'i astınız, Özal'ı zehirlediniz, Erdoğan'ı yedirmeyiz" diyerek Başkomutanının etrafından tek yürek, tek bilek oldu. Darbeye karşı sonuç, Allah’ın lütfuyla dik duran milletin başarısıdır ve çok değerlidir. Milletimiz imanına, vatanına, ezanına, demokrasiye, millî iradeye ölümüne sahip çıkmıştır. Bu başarı hikâyesinin kahramanı milletimizin her bir ferdidir.
Küresel taşeron, maşa FETÖ çetesi 15 Temmuz 2016’da bu aziz vatanı ağa babalarına teslim etmek için düğmeye bastı.
Bunlar kırk yılı aşkın bir zamandır bu ülkenin maddi ve özellikle manevi değerlerini istismar ettiler, yakalananlar mahkemelerde itiraf ettiler. Bu milletin değerlerini kendilerine maske yaparak neler yaptıklarını, devlet kadrolarını nasıl ele geçirdiklerini, soruları nasıl çaldıklarını, milletin saf temiz dini duygularını, Kur’an’ı, Sünneti, Risale-i Nurları ustaca, sinsice kullanan, bu yolla büyük bir güç ve varlığa kavuşan ihanet çetesi FETÖ, bu ülkenin varlıklarına bütünüyle sahip olmak için 15 Temmuz 2016’da çok alçak bir darbe, ihanet teşebbüsünde bulunmuştur. Şişen irin patlamıştır. Pisliği her tarafa yayılmıştır. Dahilde silah kullanılmıştır. Bizim inancımız dahilde silah kullanılmaz diyordu…
Tarih, 15 Temmuz gecesinde bu aziz milletin ortaya koyduğu mücadeleyi ve verilen şehitleri Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı ruhu ile birlikte yan yana yazacaktır. Eğer bu darbe durdurulmasaydı Türkiye emperyalizme teslim edilecekti. 15 Temmuz 2016 gecesinde millî irade ayağa kalktı. Küresel taşeron FETÖ çetesinin darbe girişimini millet dik durarak, eğilmeyerek önledi. Bu gecede, soru çalarak, haksız konum elde ederek, yetim hakkı yiyerek, devletin sırlarını başka ülke istihbaratlarıyla paylaşarak, kadrolaşarak, faili meçhul cinayetler işleyerek, şantaj montaj işlerini yaparak ve en sonunda da milletine kurşun sıkacak kadar alçaklaşan vatan hainleri milletten sağlam bir Osmanlı tokadı yiyerek Türkiye’nin geçilemeyeceğini, ağa babalarına bu ülkeyi peşkeş çekemeyeceklerini anlamışlardır. Bu gece, bu aziz millet, imanını, gücünü, demokrasiye inancını, devletine, vatanına bağlılığını hafife alan, alçakların, vatan hainlerinin bitişini Allah’ın izniyle dünya ya ilan etmiştir.
Bu bir darbe değil dünya tarihinde az rastlanır bir ihanet örneğiydi. Milletin dişinden tırnağından artırdığı rızkıyla alınmış uçaklarının, helikopterlerinin, tanklarının namluları milletin bağrına doğrultulmuş ve nefret kusmuştu. Kadın, erkek, çocuk, genç ve yaşlı ayrımı yapmadan ölüm kusmuştu hainler, Anadolu'nun imanlı öz evlatlarına.
Darbeci hainler tuzaklarını kurmuş, kendilerince her şeyi planlamıştılar. Ellerini ovuşturarak saldıracakları anı beklemekteydiler. Öfkeleri ve nefretleri öylesine büyüktü ki, tarihte benzeri görülmemiş şekilde savaş uçaklarıyla kendi öz milletini, meclisi, Cumhurbaşkanlığı külliyesini bombalamaktan bile geri durmadılar. Fakat unuttukları iki şey vardı. Birincisi, tuzak kuranların ve tuzakları bozanların en hayırlısı Allah'tır ve galip olan yalnızca O'dur. İkincisi ise yüreği Anadolu'nun mübarek mayasıyla mayalanmış imanlı kahramanların vatan sevgisiydi. ‘Vatan sevgisi imandandır’ Hadisi Şerifini bu millet 15 Temmuzda müşahhas olarak yaşıyordu. Bu öylesine büyük ve eşsiz bir vatan sevgisiydi ki bedenlerini tankların, kurşunların önüne çelik bir duvar gibi siper ettiler ve bu hayasızca akını canları pahasına durdurdular.
Camilerde okunan salalar milletin iman dolu göğsünü daha da kabartmış ve bir avuç iradesini kiraya vermiş haine, dinini, milletini, hükümetini, cumhurbaşkanını, geleceğini teslim etmemiştir.
Misafirhane sahibi Rabbimiz, umreye ve hacca gidenleri kulları arasından misafir olarak seçerek davet etmektedir. Bu en yüce makam tarafından kabul edilmektir. 16 Temmuz 2016’da da imanını, dinini, vatanını korumak, savunmak için hainlerin karşısına çıkan bu aziz millet, Allah’ın seçmiş olduğu mübarek kullardır. Yüce makam tarafından kabul edilenlerdir. Şehit olanlar en yüce makamı kazananlardır. İyi ki bu gecede ben ve oğlum da bu seçilmişler arasındaydık.
Tehlike bitmiş değil. Hainler plan yapmaya devam ediyorlar ve edecekler. Su uyur, hainler, düşman uyumaz. Hainleri nasıl tanıyacağız.
İmam-ı Şafi'ye sordular: “Fitne zamanı hakkı tutanları nasıl anlarız?”
Dedi ki: "Düşman okunu takip ediniz, o sizi hak ehline götürür."
Oğlumla eve geldiğimizde sabah ezanı okunuyordu. Münafıklar, hainler kaybetmişti. Son kale, İslam ümmetinin umudu vatanımız Türkiye kurtulmuştu. Ezanlar bunu kâinata ilan ediyordu.
16 Temmuz’dan itibaren Türkiye yeni bir güne uyanmıştır. Allah’ın lütfuyla, bir darbe, ihanet girişimi bastırılmış milletin imanı ve iradesi kazanmıştır. Bu millet bir gecede Allah’ın izniyle, ölüme gül bahçesine girer gibi girerek imanını, dinini, vatanını, devletini kurtarmıştır. "Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır; Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır." Diyen millet vatana nasıl sahip çıkılacağını 15 Temmuz 2016’da bütün dünyaya göstermiştir. Bunun dünyada ikinci bir örneği yoktur.
‘Her şeyi affedin, ama vatanınıza ihanet edenleri asla affetmeyin.’ Hz. Ali (ra)
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.