Mehmet Abidin KARTAL

Mehmet Abidin KARTAL

Asılan milletin iradesiydi

Türkiye’de 1950’den itibaren, köylüler, çiftçiler kentlere gelmeye başladılar. Onların çocukları da okumaya, meslek sahibi olmaya ve siyasete girmeye başladılar. Ankara valisi Nevzat Tandoğan’ın ifadesiyle “Öküz Anadolulular” çiftçilik ve askerlik dışında da iş yapmaya başladılar. Demokrat Parti iktidarı, ayrıcalıklı zümreye ve çocuklarına rezerve edilmiş mevki ve makamlara onların ifadesiyle `Hasolar`, `Memolar` veya `ağzı çorba kokanlar`ın girmesinin yollarını açtı. Milleti sürü sayan zihniyet bundan rahatsız olmaya başladı. 27 Mayıs 1960’da askeri darbe ile iktidarı ele geçirdiler. Darbenin nedeni, demokrasi yoluyla iktidara gelinemeyeceği düşüncesinin pekişmesinde yatıyor: 1950-60 arasındaki seçimler tek parti zihniyeti ile yetişmiş ve tek partinin hasretini duyan kesimlere, siyaset alanındaki temsilcisi CHP ile iktidara gelmesinin çok zor, hatta neredeyse imkansız olduğunu gösterdi. Bu yüzden demokratik iktidarların kendi alanlarını daraltmasını önlemek ve iktidarı da ellerinde tutmak için sistemi yeniden dizayn etmeye karar verdiler, 27 Mayıs 1960 darbesini yaptılar. 27 Mayıs 1960 milletin iradesinin ve Başvekilinin hançerlendiği tarihtir. 27 Mayıs 1960 milletin iradesinin, sevgisinin yok sayıldığı tarihtir. 27 Mayıs’ta kurulan devlet, halkın özlemlerini değil, devletin bir zümreye teslimini yansıtıyordu.

27 Mayıs ihtilâli askerî darbeleri başlatan kanlı bir ihtilâldir. Bu ülke başbakanını ve iki bakanını asarak demokrasi tarihine kara bir leke bırakmış, demokrat dünyaya Türkiye’yi rezil etmiştir. 27 Mayıs, istikrarlı ve sağlıklı bir siyasî bünyenin gelişmesine, güçlü, rasyonel ve çevik bir devlet cihazının kurumlaşmasına engel olmuştur. Demokrasiyi tahrip etmiş, siyasî kimlikleri yok etmiş ve sivil siyasî aktörlere duyulan güveni mesnetsiz bırakmıştır. Sürekli düşmanlardan bahsetmek, topluma korku salmak geleneği de 27 Mayıs’ın bakiyesidir. Peki ne yapmıştır Menderes? Millete millet olduğunu hatırlatmış. Ulus’a giremeyen çarıklı köylüler özgürce girebilmiştir. Ülke için yaptığı maddî hizmetlerinin yanında manevî hizmetlere önem vermesi misyonun olmazsa olmazı olmuştur. DP’nin ilk icraatı ezân-ı Muhammediyeyi (asm) aslına çevirmek olmuş, iktidara gelmesinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra imam hatipleri, 7 yıl sonrada Yüksek İslâm Enstitülerini açarak milletin maneviyatı alanında büyük hizmetler yapmıştır. Radyoda dinî program yapılması yasağı kaldırılmış, okullara din dersi konulmuştur… Millet ezanına Menderes’in gelmesiyle kavuşmuştu. Sevinç gözyaşları içinde duygularını yaşamıştı… Bunun için Bediüzzaman, Menderes’e “İslam Kahramanı” demişti.

İstiklal Madalyası sahibi olan Başbakan Adnan Menderes, 27 Mayıs Darbesi'nin ardından 17 Eylül 1961 tarihinde darağacında asılarak şehit edildi. Millet Başvekilinden ayrılışının 62. yılını yad ediyor.

Menderes’in infazının öğleden sonra saat 14:26’da tamamlanmasından sonra, bir fırtına koptu, gelen gök gürültüsünün ardından yağan şiddetli yağmur, herkese kendisini ülkesine adamış bir büyük devlet adamının tertemiz ruhunun rahmeti olduğunu düşündürdü.

1960’dan bu yana bu milletin değerlerini yok sayanları, onları sürü sayanları, onları sömürenleri, Menderes’in yolunda olanlar takip etmektedirler. Takip edenlerin zaman zaman yolları kesildi ve kesilmeye çalışılıyor. Menderes ne demişti, “Yeter! Söz milletin!” dedi. Ezanı aslına çevirdi. Milleti sürü olmaktan kurtardı. Milletle devleti barıştırdı. Sen misin millete gücünü ve asaletini hatırlatan! Sen misin sözün millette olduğunu söyleyen! Sen misin ezanı aslına çeviren! Haydi darağacına! Senin asıl suçun, bu ülkede millete millet olduğunu hatırlatmak ve ona özgüven aşılamaktır. Menderes’in asıl suçu Ezanı aslına çevirmesidir. Milleti ezanı ile buluşturmasıdır. Milletin cebine para girmesidir, onun sevgisini kazanmaktır. Aslında asılan Adnan Menderes ve arkadaşları değildi. Asılan milletin gücüydü. Asılan milletin değerleriydi, inancıydı, iradesiydi. Asılan milletin ta kendisiydi.

Ülkemizde zaman zaman perde arkasında ihtilal senaryoları uygulanmaya çalışılıyor.

Bu senaryolardan en tehlikelisini 15 Temmuz 2016’da yaşadık.

15 Temmuz’da ülkenin işgalle ele geçirilmesi durduruldu. Eğer durdurulmasaydı Türkiye emperyalizme teslim edilecek, bir Irak, bir Suriye olacaktık. 15 Temmuz 2016 gecesinde millî irade ilk defa ayağa kalktı. Küresel taşeron FETÖ çetesinin darbe girişimini, ülkeyi ele geçirme girişimini millet dik durarak, eğilmeyerek önledi. 15 Temmuz 2016 da millet ilk defa iradesine sahip çıktı. Bedelini yüzlerce şehit vererek, binlerce yaralı vererek ödedi. İradesinin asılmasına izin vermedi.

Yeni Mendereslerin önünün kesilmemesi için, halkın demokrasiyi kararlı ve şuurlu bir şekilde savunması, sahip çıkması, müdahalelere, darbelere, teröre, mafyaya, her türlü vesayete de teslim olmaması gerekiyor. Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum