Kabe, Allah'ın evi, Hz Adem'den bugüne kadar gelmiş ve kutsallık taşıyan bir mekan olduğu halde, neden sadece İslamiyet'te vardır?

Kabe, Allah'ın evi, Hz Adem'den bugüne kadar gelmiş ve kutsallık taşıyan bir mekan olduğu halde, neden sadece İslamiyet'te vardır?

- Kabe'nin diğer dinlerde (Tevrat, İncil) de kutsal bir mabed olarak zikredilmesi gerekmez mi?

A+A-

Bilindiği üzere, Kâbe’yi -Hz. Âdem (as)’den sonra- Hz. İbrahim (as) ile oğlu Hz. İsmail (as) inşa etmiştir.  Hz. İbrahim (as)’in oğlu İsmail (as) bizzat Kâbe’nin bânisi olarak Hicaz’a yerleşmiş ve hayatta olduğu sürece orayı kutsal bir mekân olarak görmüş ve hep ziyaret etmiştir.

Hz. İsmail (as)’in çocukları olan Araplar da tarih boyunca ataları Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as)’in yolunu tâkip etmiş ve Kâbe’yi hep kutsal saymışlardır. Hz. İbrahim (as)’den beri geçerli olan -bazı yönleri bozulmuş da olsa- kendilerine intikal ettiği kadarıyla hac vazifelerini yerine getirmeye çalışmışlardır. Bu adet ve ibadetlerinin Hz. Peygamber (a.s.m)’in zamanına kadar devam ettiğini Kur’an’dan öğreniyoruz.

Hz. İbrahim (as)’in diğer oğlu Hz. İshak (as) ise, Hicaz bölgesinde değil, Filistin/Kenan/Küdüs bölgesinde yerleştiği için, Kâbe’den uzak yerlerde ikamet ediyordu. Bu sebeple, onun çocuklarının Kâbe ile ilgili bir ibadet geleneğine sahip olmamaları normaldir. Kaldı ki, tarih boyunca, Hz. İbrahim (as)’in torunlarından peygamber olan kollarından gelen Yahudiler her zaman en üstün millet olduklarını düşündükleri için, amca oğulları olan Arapların kutsal mabetlerine bağlanmakla onların himâyesine girmeyi asla kabullenememiştir.

Hikmetli, ilahî kader zaman içerisinde Kâbe’den sonra yeryüzünde ikinci bir kutsal mabet olan Mescid-i Aksa’yı kendilerine bir kıble olarak inşa ettirince, bu ihtiyaçlarını da artık orada yerine getirme imkânını bulmuşlardır. Hatta zamanla, İsrailoğullarından olan Hristiyanlar -Ebrehe olayında olduğu gibi- Kâbe’yi yıkıp ortadan kaldırmayı bile düşünmüşlerdir.

Özetlersek, Yahudî ve Hristiyanlarda Kâbe’den söz edilmemesi, hem coğrafî uzaklıktan, hem de menfi rekabetten kaynaklanan bir tutum olabilir.

Kâbe kutsalı, Hz. İsmail (as)’in torunları olan Araplara mahsus kalması, en son peygamber Hz. Muhammed (a.s.m)’in dininde tam bir kutsal mâbet haline gelmesi de konunun ayrı bir hikmeti olarak değerlendirilebilir.

Sorularla İslamiyet

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.