Kıyâmet başlarına geldiği zaman ibret almaları kendilerine ne fayda verir?
Ayet meali
Bismillahirrahmanirrahim
Cenab-ı Hak (c.c), Muhammed (asm) Suresi 18-19. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
18 . Artık (onlar), kıyâmetin ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Hâlbuki onun alâmetleri gerçekten gelmiştir!(1) Fakat (kıyâmet) başlarına geldiği zaman ibret almaları kendilerine ne fayda verir?
19 . (Ey Habîbim!) İşte gerçekten şunu bil ki, Allah’dan başka ilâh yoktur! Hem kendi günahın için, hem de mü’min erkeklerle mü’min kadınlar için (Allah’tan) mağfiret dile!(2) Allah, (dünyada) gezip dolaştığınız yeri de, (âhirette) kalacağınız yeri de bilir.
1- “Îman ve teklif (emir ve yasaklara itâatle vazîfeli olmak) ihtiyar (irâdeyle tercîh edebilme) dâiresinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsâbaka (yarışma) olduğundan, perdeli ve derin ve tedkîka (araştırmaya) ve tecrübeye muhtaç olan nazarî (düşünerek görülebilen) mes’eleleri, elbette bedîhî (apaçık) olmaz. Ve herkes ister istemez tasdîk edecek derecede zarûrî (mecbûr edici) olmaz. Tâ ki Ebû Bekir’ler (ra) a‘lâ-yı illiyyîne (en yüksek mertebelere) çıksınlar, Ebû Cehil’ler esfel-i sâfilîne (aşağıların en aşağısına) düşsünler. Eğer ihtiyâr kalmazsa teklîf olamaz. Bu sır ve bu hikmet içindir ki, mu‘cizeler seyrek ve nâdir verilir.
Hem dâr-ı teklifte (imtihan dünyasında) gözle görünecek olan alâmet-i kıyâmet ve eşrât-ı saat (kıyâmet alâmetleri), bir kısım müteşâbihât-ı Kur’âniye (Kur’ân’ın teşbih ve benzetmeli âyetleri) gibi kapalı ve te’villi oluyor (îzâhı gerekiyor). Yalnız, güneşin mağribden (batıdan) çıkması, bedâhet derecesinde (apaçık) olup herkesi tasdîke mecbûr ettiğinden, tevbe kapısı kapanır; o zaman daha tevbe ve îman makbûl olmaz. Çünki Ebû Bekir’ler (ra), Ebû Cehil’ler ile tasdikte berâber olurlar. Hattâ Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın nüzûlü (inmesi) dahi ve kendisi Îsâ Aleyhisselâm olduğu, nûr-ı îmânın (îmân nûrunun) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” (Şuâ‘lar, 5. Şuâ‘, 72)
2- “(Âyetteki mağfiret) hakîkî günahlardan değil; çünki ismet (günahlara karşı korunmuş olmak) var, günah yok. Belki makām-ı nübüvvete (peygamberlik makāmına) lâyık bir ma‘nâ ile mağfirettir (bağışlanmaktır).” (Lem‘alar, 7. Lem‘a, 27)
(Hayrat Neşriyat, Kur'an-ı Kerim Meali)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.