İmam bayılırsa arkasındaki kişi imamlığa geçmeli midir, yoksa namaz yeniden mi kılınmalıdır?

İmam bayılırsa arkasındaki kişi imamlığa geçmeli midir, yoksa namaz yeniden mi kılınmalıdır?

İmam bayılırsa namazın yeniden kılınması gerekir. Yerine başkasının geçip namaza devam etmesi sahih değildir.

İSTİHLÂF (İMAMIN BAŞKASINI KENDİ YERİNE GEÇİRMESİ):

İstihlâf: İmamın bir özür sebebiyle cematten imamlık yapabilecek ehliyete sahip birini geride kalan namazı tamamlaması için kendi yerine geçirmesidir. Bu şekilde ikinci şahıs imam olur, birinci şahıs imamlıktan çıkar ve yerine geçen imama uyanlardan biri hükmüne girer.

İstihlâfın yolu şudur: Mesbuk da olsa imam muktedinin elbisesinden tutarak onu mihraba doğru çeker. Fakat, müdrik bir kimsenin imamlığa geçirilmesi daha doğrudur, imam isteği dışında burnu kanamış gibi elini burnuna koyarak ve iki büklüm vaziyette cemaatin gerisine doğru gider. İstihlâf sözle değil, işaretle olur. İmam yerine geçirdiği kişiye geride kalan rekât sayısını parmakları ile işaret eder ve bir rükûyu terk etmiş olduğuna işaret etmek için ellerini dizleri üzerine koyar, bir secdeyi terkettiğini anlatmak için elini alnına koyar, kıraati terketmiş bulunduğuna işaret etmek için elini ağzına koyar.
İstihlâfin sebebi, abdestin bozulması, şiddetli hastalık, Fatiha ve benzeri vacip olan kıraatten aciz olmak gibi imamın bir özrünün ortaya çıkmasıdır.

İstihlâfın hükümleri, sebebleri ve şartlan hakkında mezhepler arasında geniş açıklamalar vardır:

Hanefîîere göre: (1) İstihlâf caizdir. Dayandıkları delil Hz. Aişe'den rivayet edilen şu hadis-i şeriftir:

"Hz. Peygamber (a.s.v) şöyle buyurdu: Namazda her kime kusma, burun kanaması, balgam, yahut mezi gelirse namazdan ayrılsın, abdest alsın sonra kaldığı yerden namazına devam etsin. Bu kişi bu arada konuşmasın."(2)

Kâsânî el-Bedâyi'de bu hadisi, benim bulamadığım bir lafızla Ebu Hureyre'den şöyle rivayet etmiştir.

"Sizden biri namaz kılarken kusar, yahut burnu kanarsa elini ağzı üzerine koysun ve namazda mesbuk olmayan birini istihlâf etsin, yerine geçirsin, kendisi ayrılıp abdest alsın, konuşmadığı sürece namazına devam etsin."

Bunlar arasında en kuvvetlisi, Hz. Peygamber (a.s.v)'in Hz. Ebu Bekir'i yerine geçirmesi hakkında rivayet edilen Hz. Aişe hadisidir: Bu hadise göre, Hz. Peygamber (a.s.v) şöyle buyurdu: "Ebu Bekir'e söyleyin, insanlara namazı kıldırsın." Daha sonra Hz. Ebu Bekir'in geri çekilmesi ve Hz. Peygamber'in insanlara namaz kıldırması, kıraati Ebu Bekir'in bitirdiği yerden devam ettirmesi ile ilgili rivayetler de bu konudaki rivayetlerin en doğrusudur. (3)

Hz. Ömer'in namaz kıldırırken abdesttnin bozulduğu ve geri çekilerek cemaatten birini yerine geçirdiği de nakledilmiştir. Çünkü insanların namazları imamla tamamlamaya ihtiyaçları vardır, imam da cemaatin namazını tamamlamayı üzerine almıştır, imam üzerine aldığı vecibeyi bizzat yerine getirmekten aciz kalırsa, bunu yapabilecek kimseden yardım isteyebilir. Bunun sebebi, ihtilâf edip namazları batıl olmasın diye imama uyan cemaatin maslahatını gözetmektir.

Buna göre imamın abdesti bozulsa ayrılır, yerine başkasını geçirip abdest alır ve namazına devam eder. Fakat bütün cemaat için namazı yeniden kılmak daha faziletlidir. Çünkü böyle yapılınca, istihlâfı kabul etmeyenlerle ihtilâfa düşmekten çıkılmış olur. Eğer bir imam namaz kıldırırken delilik, yahut bilerek abdest bozmak, yahut uyku, düşünme, bakma, şehvetle bir kadının tenine dokunma gibi sebeplerden biri neticesinde ihtilâm olmak, yahut bayılmak, yahut kahkaha ile gülmek hâllerinden biri arız olursa, son oturuşta teşehhüt miktarı oturmamışsa namazı yeniden kılmak gerekir. Çünkü bu gibi hâllerin ortaya çıkması çok nadir olur. Dolayısıyla nasta belirtilen manayı taşımamaktadır. Hem abdestini, hem de namazını yenilemesi gerekir.

İstihlâfın sebebi: Ya imamın kendi ihtiyar ve iradesi olmaksızın, mecburî bir şekilde abdestinin bozulması (aksırmak suretiyle abdestin bozulması da bundandır), yahut Ebu Hanife'nin görüşüne göre, farz miktarı kıraatten aciz olmaktır. Bunun dayandığı delil Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.) ile ilgili hadistir. Zira Hz. Ebu Bekir Hz. Peygamber (a.s.v)'in geldiğini hissedince Kur'an okumakta tutuldu ve geri çekildi, Hz. Peygamber (a.s.v) öne geçerek namazı tamamladı.

İmam olan kişi küçük yahut büyük abdestinin daralması, yahut rükû ve secde etmekten aciz olması sebebiyle başkasını istihlâf etmez. Çünkü rükû ve secde edememe durumunda namazı oturarak tamamlama imkânı vardır. Korku yahut kıraati unutmak sebebiyle asla başkasını yerine geçiremez. Çünkü; kıraati unutan kimse ümmî durumuna geçmiştir, dolaysıyla cemaatin namazı bozulur. Yahut abdesti bozacak miktarda başkasının sidiğinin imama isabet etmesi, yahut namaz kılarken bir rükün miktarı avret yerinin açık durması sebebiyle başkasını yine imamlığa geçiremez. Çünkü bu durumda hem kendi namazı hem de cemaatin namazı bozulur.

Hanefilere göre, başkasını imamlığa geçirmenin sahih olması için üç şart ileri sürülmüştür:

a) Kılınan namaza devam etmenin şartlarının bulunmasıdır. Çünkü, istihlâf (yani başkasının yerine imamlığa geçirilmek) gerçekte imamın kıldığı namaza devam etmektir. Namaza devam etmenin ise on üç şartı vardır. Bu şartlar da şunlardır:

    - Abdesti bozacak bir şey istemeyerek bedenden çıkmış olmalı, başkasının pisliği bedene isabet etmiş olmamalıdır. 
    - Düşünmek suretiyle ihtilâm olma durumunda olduğu gibi, gusletmeyi, yani yıkanmayı gerektirici olmamalıdır. 
    - Bayılmak, delirmek ve kahkaha ile gülmek gibi nadir vuku bulan hâllerden olmamalıdır. 
    - Abdestsiz olarak bir rükün eda etmiş olmamalıdır. 
    - Namazda yürümemelidir. 
    - Kendi isteği ile abdestini bozma durumunda olduğu gibi, bile bile namaza ters düşen bir hareket yapmış olmamalıdır. 
    - Yakında su bulunduğu hâlde uzakta bulunan suya gitmek gibi gereksiz bir iş yapmış olmamalıdır, izdiham gibi bir özür olmaksızın bir rükün miktarı ara vermiş olmamalıdır. 
    - Namaza girmeden önce abdestsiz olduğu ortaya çıkmış bulunmamalıdır. 
    - Eğer imam tertip sahibi kişi ise, kendisinden yapılması istenen kaçırdığı bir namazı hatırlamış olmamalıdır. (Bu da kaçırılan namazdan sonra altıncı vaktin çıkması ile olur.) Çünkü bu hatırlama kılmakta bulunduğu namazı bozar.

İster imam ister cemaat olsun, namaz kılarken abdesti bozulan kimse, abdest aldıktan sonra geri dönüp eğer imam namazı bitirmemişse onunla birlikte geride kalan kısmı tamamlamalıdır. Eğer geride kalan namazı bulunduğu yerde tamamlayıp imama uyma imkânı bulunduğu hâlde uymazsa namazı bozulur. Yalnız başına namaz kılarken abesti bozulan kimse eski yerinde ve başka bir yerde de namazı tamamlayabilir. Abdesti bozulan imam çocuk, kadın ve ümmî gibi, imamlığa ehliyeti bulunmayan kimseleri istihlâf etmiş olmamalıdır. Bunlardan birini yerine geçirirse hem imamın hem de cemaatin namazı bozulur.

b) İmam mescitten, yahut açık arazide ise umumî namazgahtan, yahut evde namaz kılıyorsa bulunduğu evden dışarı çıkmış olmamalıdır. Çünkü bu kişi bu sınırı geçmediği müddet imamdır. Eğer sının geçerse hem cemaatin namazı hem de yerine geçirdiği imamın namazı batıl olur. En sahih olan görüşe göre, imamın namazı batıl olmaz. Namaz kılanlardan biri kendi kendine imamlığa niyet ederek öne geçmediği müddet hüküm böyledir.

Mutemet olan görüşe göre eğer imam başkasını yerine geçirmeden önce sağa-sola gitmişse safları ve önündeki sütreyi, sütre yoksa, secde yerini geçmiş olmamalıdır. Bu durum hüküm açık arazide kıldığı durumlarla ilgilidir.

İmamın abdesti bozulduğu hâlde, başka birini yerine geçirmemiş ve böylece cemaat namazlarını teker teker kılmışlarsa hepsinin namazı batıl olur.

İmam kendi yerine, mesbuk yahut lâhik olan birini geçirse veya kendisi misafir olduğu hâlde mukim birini geçirse bu namaz sahih olur. Fakat müdrik bir kimseyi imamlığa geçirmek daha iyidir. Eğer mesbuk kişi imamın kıldırmakta olduğu namazı tamamlarsa, cemaate selâm verdirmesi için müdrik birini öne geçirir ve kendisi eksiklerini tamamlar. Eğer imamın yerine geçen kişinin iki rekât kaybı bulunursa, iki oturuş yapmak kendisine farz olur. Çünkü birinci oturuş imamına farzdır. Kendisi ise imamın yerinde bulunmaktadır. İkinci oturuş ise kendisine farzdır, bunun için bu oturuşu yapmak zorundadır.

İmamın yerine geçen kişi geride ne kadar rekât kaldığını bilmezse, ihtiyat olarak her bir rekâtta oturur. Çünkü her rekâtın imamın namazının son rekâtı olma ihtimâli vardır.

Dipnotlar:
1) El Bedayi, 1, 220-233; Ed Dürrül Muhtar, 1, 560-574; Fethul Kadir, 1, 267-276; Tebyinül Hakaik, 1, 147 vd.; El Kitab Maal Lübab, 1, 86
2) Hadisi İbni Mace ve Darekutni rivayet etmişlerdir. Doğrusu bu hadis mürsel olup ravileri arasında zayıf bir zat vardır. Nasbur Raye, 3,61 ; Neylül Evtar, 1,187.
3) Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
(Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi c.2 sh. 356-359)

İlave bilgi için tıklayınız:

İstihlaf: Abdesti bozulan imamın birini yerine imam tayin etmesi...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.