Tahsin GÜLHAN

Tahsin GÜLHAN

Hakikat Ehline Dair: Yeniden İnşa ve İhya Sürecini Düşünme Teklifi-2

A+A-

II.  YENİDEN YENİLENMEYİ DÜŞÜNMEK

Artık iyiden iyi biliyoruz ki insanı insan yapan, belki insanı sultan yapan iman ve "imanı kurtarma hizmeti" dün olduğu gibi bugün de hala ciddiyetini koruyan, hatta daha şedit bir şekilde ihtiyaç duyulan kor bir meselemiz durumundadır. Bunun iman hizmetinin merkez üssü ise Risale-i Nur ve Hizmetidir. İşte burada zaman bağlamında "iman ve insan" odağında ve onun etrafında oluşan ve alarm veren kor bir meselemiz üzerine düşünüyoruz.

Mensubiyet ve misyonumuz gereği üstlendiğimiz bu kudsi vazifeyi deruhte etmek bir şeref olduğu kadar bir mesuliyet yükler ve ilim, hikmet, irade, kudret denkleminde bir keyfiyet ve gayret ister.

Umulan faydayı vermesi için yapacağımız hizmeti maksada elyak bir keyfiyet ve usul dairesinde yapmamız icap eder. Bu cümleden olarak hak ve hakikat mesleğinde hakikati, insanı merkez alarak, zamandan, ihtiyaçtan hareketle bünyeye uygun çözümlerle, hastalığı uygun ilaçlarla, usulüne uygun metodlarla, maharetle, hassasiyetle yapmalı ve ilerlemeliyiz.

Elhak işin esası olan hakikate, maksada ve meseleye dönük zaaf göstermeyelim, dirayetle has ve muhkem duruşumuzu koruyalım. Gayet tabi kendimize, mensubiyetimize, değerlerimize, kazanımlarımıza, geçmişimize haksızlık ta etmeyelim.

Ancak alemlere rahmet şumülündeki hakikate, insanlığa, geleceğimize, neslimize de haksızlık etmeyelim. Gaye ve vasıta önem ve önceliğinde gerekli duyarlılığı da gösterelim, evet cirmimizle duruma el koyalım, maddi ve manevi müktesebatımzla, inancımızla, imanımızla, ümidimizle gidişata "dur" diyelim.

Yeni hale uygun yenilenmek gerekiyorsa bu yenilenmeyi de, gereğini de yapalım.

Çağın hastalığının kadim hakikatlere ihtiyacı olmakla birlikte, bu ihtiyaçlar vaki bağlam, gerçeklik içerisinde, bilinen geçerli yol ve usulleri birlikte çağın tiynetine münasip yollardan, uygun kanallardan, işe yarar vasıtalarla ancak karşılanabilir, müessir şekilde deruhte edilir.

Unutulmasın ki, adetullah gereği zamandan, zeminden, halden, hayattan, fıtrattan, insandan, muhataptan, ihtiyaçtan, problemden, hastalıktan yola çıkmayan öneriler, çözümler tesirsiz belki fantazi olmaktan, akim kalmaktan ileri geçememektedir.

Beşer olma gerçeğinde zaruretlerimizi, insan olma ölçeğinde sorumluluğumuzu, Müslüman olma hakikatinde vazifelerimizi, küçük daireden büyük daireye açılan halkada önem ve önceliklerimizi iyi belirlemek, yorumlamak, eylemek durumundayız.

Bu meselenin insan tekine, tekile bakan yönü olmakla birlikte yapısı gereği ferdi çabaların boyunu aşan derin ve külli mahiyet arzeder. Belki yeterli kaynak ve kabiliyete sahip olsak ta, kimi lokal taktikler uygulasak ta, elimizde meselenin "nasıl?"ına, halline ilişkin dört dörtlük tanımlanmış klasik bir reçete olmadığı gibi, henüz hali hazırda, maalesef bunun umuma bakan cari bir reçetesi de yok gibi duruyor.

Bunun için sebepler tahtında insanlığın birikimini de katarak ortaya müşterek bir irade koymalıyız. Mesela şu ana kadar yaptığımızdan da istifade ile, daha farklı neler yapabiliriz, dahası yeni hale mutabık neler ve nasıl yapmalıyız?

Bahanelere sığınmadan, sorumluluk almak, çare bulmak, çözüm üretmek, yapabileceğimizi yapabilmek için adam akıllı, organizeli, kurumlu, kuruluşlu düşünüp, planlayıp, hareket etmeliyiz.

Acze düşmeden, ümitsizliğe kapılmadan, hikmet dairesinde sebepleri işleterek, müştereken aklederek, kalp birliğiyle yönelerek, el birliğiyle hareket ederek somut adımlar atmalıyız.

Her günün yeni bir alemin kapısı olduğunun farkındalığında, yeni durumların idrakinde, yenilenmeli, hale uygun çare, derde derman bulmalıyız, olmalıyız.

III. YENİDEN YAPILANMAYI DÜŞÜNMEK

Düşünülsün ki Üstad, hak ile yeksan olmuş bir toplumda kıt kanaat imkanlarla, "sıradan insanlarla" sıradışı hizmet yaparken; gel gör ki bizler namütenahi imkanlarda, sıradışı insanlarla ancak "sıradan hizmetler" yapabiliyoruz, niçin?

Burada Cemaatin birikimin ve imkanlar denkleminin fersiz neticelerini, bahusus entelektüel kapasitesinin vasat bir etki düzeyiyle sınırlı kalmasını nasıl anlamalıyız?

Gelinen noktada Risale-i Nur eczalarından ihtiyaçlara karşılık gelen, meselelere çözüm, mevzi gayretlerin dışında cemaate mal olmuş kurumsal bir organizasyon, bir yapı pek yok.

Meselelerimize ve idealimize dönük, ilgili düşünme ve eyleme süresinde yeniden yapılanmak hâkim iradenin meseleye el koymasının somut bir adımıdır. Şikâyet edilen ahvalden silkinerek; yeni hale uygun, yeni bir yol bulmak idraki, bilgisi ve bilinciyle beşerî varlığımızı yeniden şekillendirme operasyonudur. Kadim ana gayenin tahakkuku için, zamanla kifayetsizleşen zeminimizi, yapımızı, çatımızı, yol ve yöntemlerimizi, kaynak ve kabiliyetlerimizi, araç ve gereçlerimizi, hale uygun projelendirerek, kararlı bir sevkle, yeni bir şevkle, taze bir zevkle, ciddi gayretle, maharetle yeni bir süreç başlatmak, yeniden konumlanmaktır.

Bilmekteyiz ki, tekvini kaidelerin imtiyazlısı yoktur, fıtrata, eşyanın tabiatına uygunluk ve fiili icraat esastır.

Şu halde tekvini kaidelere, kadim prensiplere riayetle, hikmetle müspet her alanda ilmi yetkinliği, insanlığın kazanımlarını, teraküm eden tecrübi bilgiyi esas alarak hareket etmek ve eylemek durumundayız.

Geniş imkanları dairesine açılarak, insanlığın yekün müspet kazanımlarını, kategorik ayrım ve bütünlüğü içerisinde bir masada toplayıp tevhidi duyarlılıkla, işin üstesinden gelecek yetkinlikle harmanlamalıyız. Durduğumuz yerden yaşadığımız dünyaya, çağın sorunlarına, insanlığın istifadesine nazır cihan şümul hakikatin ruhuyla, ufkuyla fikirler, eserler çareler, hizmetler üretmeliyiz. Hayatın içinden anlamlar, tınılar, esintiler, hikayeler, misaller, nükteler, motifler, modeller oluşturup önermemiz uygulamamız, bu seyirde öncülük etmemiz nasıl olurdu mesela?

Aşk ile bir daha rahmani bir sevkle, yeni bir motivasyonla, ciddi bir gayretle yeni hale, yeni aleme, yeni döneme, yeni yepyeni bir süreç başlatmamız "racona" aykırı, bizi aşar mı veya imkansız mıdır?

Aktif öznesiyle insanın ruhundan bedenine, ruh sağlığından akıl sağlığına, maneviyatından ahlakına, insan psikolojisinden toplum sosyolojisine; insan ilişkisinden yönetimine, günümüzden tarihe, tarihten bugüne, tabii hayattan dijital mecranın sanal alemine uzanan bir vüsatte, bir idrak ve şuurla hizmetimizi, hareketimizi yenileme, düzenleme, yapılandırma ihtiyacımız ve mükellefiyetimiz vardır.

Bu yeni süreç kaynak ve kabiliyetiyle hizmet noktasında Medrese Hizmetine nispeten ihmal edilen boyutuyla daha çok hizmetin "Medresetüz Zehra "ayağına sorumluluk düşmektedir. Burada Medresetuz Zehra derken, akademik kaynak muhtevasınca bir kurumsal yapıyı içine almakla birlikte, onun da ötesinde, cari ve potansiyel entelektüel sermayeyi varsayan, entelektüel kapasiteyi değerlendirme, potansiyeli geliştirme, organize etme, değer üretme, hizmet verme anlamında "Medrestüz Zehra" misyonunda varlık göstermeyi kastediyoruz. Öyle ki bu yapılanma ve etkinlik, teorik ve pratikliğiyle din ile bilimin birlikteliğinde, insanlığın meşru kazanımları çerçevesinde sanat ve maharetle işi oldurmak hedeflenmelidir. Bu yelpazede cemaatin okumuş, eğitimli, akademik, donanımlı, teknik, sanatkar, girişimci insan değeriyle (kaynağı) ve vasıflı yeni neslin dehaleti ve mahareti birlikteliğinde çok yönlü ve boyutlu nitelikli bilgi işçiliğiyle, girişimciliğiyle yeniden yapılmayı, bu yeni sureci inşayı, bittabi ihyayı kaçınılmaz kılıyor.

Öyle ki dinden ilime, ilimden tekniğe, teknikten edebiyata, edebiyattan sanata, musikiye, tiyatroya, sinemaya, sosyal medyaya bakan yönleriyle önem ve öncelik taşır. Bunlar, bizim dışımızda olan, bize uzak veya mesleğimize ters veya fantazi şeylerden ziyade bu zamanda hizmet etmenin meşru, lazım olan enstrümanlarıdır.

Maksada ve değişime uygun bu yenilenme ve yapılanmalar üstesinden gelemeyeceğimiz iş ve uğraşlar değildir. Kaldı ki ortak paydada, istifadeye ve ilhama medar aynı meseleye farklı şekillerde kafa yoran birçok insan, cemaat, grup, oluşum, proje, çalışma ve birikimler tecrübeler var ki bunlardan da istifade edilebilir.

Yeni hale uygun bu İnşa ve İhya sürecinde klasik medrese-iman hizmeti aslı kimliğini ve misyonunu korumalı, kendi geleneğini kuruyarak, ama yenilenerek, yenileyerek sürdürmelidir.  Zaman, hakikat, insan ölçeğinde muhataplarına ve hale uygun revize edilip geliştirilerek muvaffakiyetle hizmete devam etmelidir.

Mevcut dershaneler merkezi, büyüķ salon, nisbi olarak geniş katılımlı dersler, erkek ağırlıklı, yetişkinlere dönük mekanlar olarak yapılanmış ve konumlandırılmıştır. Belki bundan böyle dershaneler, hizmet veren ve hizmet alan, alacak olanların, ortak fikirleriyle ihtiyaç durumuna bir takım farklılıklara gidilmelidir. Mesela durum ve ihtiyaca göre daha butik hizmet verecek şekilde dizayn edilebilir. Hanımların fıtrat ve ihtiyaçlarına, gençlerin beklentilerine, çocukların zaruretine göre daha esnek (özgür), daha estetik, daha fonksiyonel, mutlu olabilecekleri hayat ortamları, keyifli mekanlar, yeni dershaneler oluşturulabilir.

Manevi bir klinik, bilgi evi gibi halka açık, çat kapı gelip gidebilen birimler ihdas edilebilir.

Esası gayeyi gözardı etmeden, işi kolay kılacak, hikmetle hizmet verecek bu yenilikleri yapmalıyız. Mesela yeni "çıt kırıldım" nesle hizmet verme mecburiyetimiz varsa, ilişki bağlamında, söz gelimi vaki olduğu üzere bir monttan, kottan, saçtan, sakaldan, bıyıktan, gazeteden, harici kitapları okumaktan, telefondan, internetten, oturup kalkmadan, gelip gitmeden, yemek pişirip pişirmemekten, belki sigaradan, "karşı arkadaş"tan vb. mütevellit veya illa böyle olacak, yatacak  kalkacak, okuyacak, okumayacak, emri vaki dayatmalarımızdan, işe yaramayan olası hal ve tavırlardan vb. dolayı ilk elden gözümüzü kırpmadan içerden dışarı gitmeye fetva ve cevaz verme lüksümüz var mı ya da işe yarar, makul olan nedir?

Gençlerin dershaneleri sosyal alan uğraşları, yeteneklere göre kategorik bağlamlar, sporlar, kabul alanında sanatsal etkinlikler, hobiler, uygun konumlandırılmış mekanlar yapılandırılabilir.  Gençleri kapalı ortam ve dijital mecralardan uzaklaştıracak, tabiatla başbaşa kalabilecekleri izcilik, dağcılık, kır yürüyüşü, kampçılık yapılabilir. Mevsimlere, coğrafi güzelliklere, yerlere, gece gündüz durumlarına göre tefekkür gezileri düzenlenebilir. İyi organize edilmiş sosyal kültürel hizmet seyahatları yapılabilir. Gençlik merkezli hayatın içinden sosyal yardım, afet, sağlık, rehberlik vb. yardım (STK) hizmetleri yapılandırılabilir.

Umre organizasyonlarının benzeri milli ve manevi tur organizasyonlarıyla ilgili ülke, yer, mekanlara dönük, özellikle de yurt dışındaki hizmet beldelerine, yerlerine, mekanlarına seyahatler organize edilerek karşılıklı, etki ve katkılarla keyfiyetli istifadeye medar olabilir.

Çocuklara 4 yaş sonrası için pedagojik formasyonda "Yuva Dershaneleri"nin mutlaka açılması, çocuklarımıza oradan el atmalıyız.

Oluşturulacak uygun ortam, manevi kültürel iklimle, pedagojik formasyon almış vakıf abi ve abla profiliyle buluşma imkanı oluşturacak, oradan ileriki safhalara, taşımanın önü açılmış olacaktır.

Elbette dijital mecra hizmet alanları, siteleri, odaları, hizmet erleri, farklı frekansta içerikler oluşturulmalıyız. Özellikle çocukların, gençlerin zehirlendiği mecrada gençleri yakalayıp müspet içeriklerle, gerektiğinde gençlerle gençlere dönük hizmet vermeliyiz.

Fiziki mekanlarla sanal mekan hizmetleri kimi ortak paydalarda sinerji oluşturacak şekilde ilişkilendirilerek sinerjik hizmet sağlanabilir.

Vakıflık müessesi esas olduğuna göre öncelikle vakıf adayları insana ve hizmete yatkın yeteneklerden, seçilmeli, liyakat ve sadakat denkleminde yetiştirilmeli, yetkinleştirilmelidir.

Evvelen misyonumuz nispetinde yol haritamız ve araziye ve donanımımız muhataba uygun olmalıdır. Gerçekçi ve hakkaniyetli olalım, bugün ana ve babaların uğraşmakta aciz kaldığı çocuklara, gençlere, yani internet nesline (1) muhtemelen kendisi gibi genç olan veya klasik ölçekteki yetişkin "vakıf abi" ne yapabilir, nereye kadar tesirli olabilir?  Bu kaygan zeminde muhataplarına gördüğü, bildiği, kendisine öğütlenen, yapılması istenilen kuralları, müfredatı, anlayışı zahmetle uygulamaya, çalışan, iyi niyetli bir "çavuş" olmaktan başka ne yapabilir?

Şu halde vakıflık müessesesini zaman ve muhatabının ihtiyaçlarına göre donanım ve yetkinlik gerektiren bir mesleki formasyon olarak ele alma zarureti vardır.

Vakıfların eğitim muhtevasında Kur'an İlmi, Hadis ve Sünnet İlmi, Sahabe Hayatı, İslam Tarihi, Risale-i Nur vukufiyeti, Arapça ve ihtiyaca göre sair diller, Usul İlmi, Metodoloji, Pedagojik Formasyon, İnsan Psikolojisi ve Davranış, İletişim Becerileri, İdare Sanatı (yöneticilik ve liderlik) konularında donanımlı ve yetkin kılınmalıdır.

Sözü edilen yapılanma ve inşa mümkün şartları içerisinde ele alınması halinde yapılmayacak, üstesinden gelinemeyecek bir iş değildir. Diğer yönüyle de şayet bizim gibi beşer olan birileri, kendi maksatları her neyse, bir şeyler yapabiliyorsa biz niçin yapmayalım? Yeter ki üstün ve zayıf yanlarımızın farkına varalım; yeter ki kaynak ve kabiliyetimizi bilip iyi organize edelim, yeter ki mesailerimizi planlı, programlı tanzim edelim, Yeter ki yeniliklere, yeteneklere, yetkinliklere eğilelim; yeter ki alanlara, disiplinlere göre birimler, bölümler şeklinde yapılaşmaya, yeniden inşaya gidelim.

Ve yeter ki sahih dokumuzu koruyup, yenileyerek, esası gölgelemeden "tüzel kişilikler" olarak yapılanalım, hareket edelim, devamlılık içerisinde faaliyette bulunalım.

Yine de beşer olmamız hasebiyle aciz kaldığımız hususlar, ulaşamadığımız seviyeler olacaktır ki, o vakit yapılacak bellidir: Ulaşamadığımız şeyleri ulaşandan; her şeyin anahtarı yanında, her şeyin dizgini elinde olandan, her şey emriyle hâlledilenden, Sultan-ı Kâinat'tan isteyelim. İnanır ve biliriz ki, sefer bizden zafer Cenab-ı Allah'tandır.

Selam ve muhabbetle...

Dip Not:
1)https://www.risalehaber.com/internet-nesli-diyorlar-23360yy.htm

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
12 Yorum