Esmaü’l-Hüsna ve İnsanın Kemal Yolculuğu

Kur’an’ın en temel bir konusu “ubudiyet” ve “hilafet” hakikatleri için yaratılan ve kâinatın merkezi konumunda bulunan “insan”dır. Esmaü’l-Hüsna ve Sıfat-ı Sübhaniye tecellileri ile yaratılan ve kurulan kâinat halısının orta figürü olan insan da aynı hakikatlerle ama şuurla süslenerek halk ve icad edilmiştir. Bu çerçevede Üstad Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur’da Esmaü’l-Hüsna konusunda tahsis ettiği Sözler kitabının 24. Söz’ünün 2. Dalı’nı insana, hakikatine, mahiyetine sırlarına tahsis eder. İnsanı bütüncül olarak, “hakikat nazarı” ile ele alır. Ne onu maddesine indirir ne de sadece ruhuna odaklanır. Bilakis onun her yönünü ele alır, her cihetinin Esmaü’l-Hüsna’ya bakan yönlerini şerh edip gelişim seyrini detaylıca ele alır.

İnsan Fıtratının Çok Merkezli Yapısı

24. Söz, 2. Dal: Bu kısım, insanın üç yönünün yani akıl-kalb-nefsin yapısı, gelişme seyri, hakikat ve hakk ile muhataplık yönü ve Esma-yı Hüsna’ya aynalık cihetini anlatıyor. Yani insanın aynalığını… Akıl, “katre”; kalb, “reşha” ve nefis, “zühre” oluyor. Katre, su damlası veya yağmur damlası demek; fakat gece vaktindeki… Yakamoz damlası, diye bakılabilir. Reşha, bir küpten dışarı sızan ve hemen buharlaşan suya yani su sızıntısına verilen isim; fakat gündüz vaktindeki… Katrede dolunay, reşhada ise güneş yansır. Zühre ise, çiçek demek…

Her insan dünyaya geldiği anda bu üç yön cüz’î yapıda ve potansiyel haldedir. Çocuk anne karnında büyümeye başladığı anda bu potansiyeller yavaş yavaş açılır ve uyanırlar. Asıl uyanmaları ve gelişme yolculuğu bu dünya şartlarında meydana gelir. Bu cüz’î yapılar sırat-ı müstakim üzere de açılabiliyorlar, ifrat ve tefrit ile de…

Akıl, kuvve-i akliye ve düşünce cephesini;

Kalb, kuvve-i gadabiye ve duygu cihetini;

Nefis ise, kuvve-i şeheviye ve cisim yönünü temsil ediyor.

Nefis, hayatın ihtiyaçlarını dış dünyadan emer. Kalb, hayat mekanizmasını öfke ve sevgi gibi duygularla muhafaza eder. Akıl ise, eğriyi doğruyu görüp ayırt ederek, kendini ve kâinatı fark ederek, geçmiş ve geleceği algılayarak dış dünyayı kendine apaydınlık hale getirmeye çalışır. Her biri için üç hal bulunuyor:

Kuvve-i Akliye: Gabavet-Hikmet-CerbezeGabavet, kafanın ve aklın çok zayıf ve yetersiz çalışması ve çalıştırılmasıdır. Herkeste bu boyut zarureten vardır. İnsan kafası her konuya aynı anda çalışamaz. Ömrü de her konuya kafa yormaya yetmez. İnsanın kafasının çok çalışmadığı ve algılamadığı sahada insan gabidir, aptallaşır. Cerbeze, kafanın ve aklın çok fazla ama dengesiz çalışması; bâtılı hak, hakkı bâtıl gösterecek aldatıcı bir seviyeye gelmesidir. İnsan aklı için hayırlı, dengeli ve hakka uygun olan seviye, hikmettir. Hikmet ise, hakkı hak olarak gösterip taraftar kılar ve kişiyi hakka tabi olmak ile rızıklandırır; bâtılı bâtıl gösterip ondan kişiyi uzak tutar ve uzak tutmakla insanı rızıklandırır. Bu manada “Her kime hikmet verilmişse ona sonsuz hayırlar verilmiştir”[1] âyeti bu meseleyi işler.

Kuvve-i Gadabiye: Cebânet-Cesâret-TehevvürCebânet, savunma amaçlı duyguların az çalışması veyahut hiç çalıştırılmamasıdır. Korkaklık kaçmaya, kaçamazsa oturup ağlamaya yol açar. Korkak birisi, değil çevresindekilerin hayatını korumak, kendi hukuk-u hayatını bile savunamaz. Oysa Allah her insana savunmada güçlü yön olsun diye ya keskin bir zekâ veya güçlü bir beden vermiştir. Biri yoksa diğeri mutlaka vardır. Tehevvür ise, savunma amaçlı duyguların saldırı ve saldırganlık boyutunda kullanılması, her şeye karşı tepkili bir öfke duygusudur. Bu duygu da çevresine ve kendisine zarar verir. Hayatı kendisine zindan eder. Hapishanelerde görüldüğü üzere… Cesaret ise, duyguların itidal üzere dengeli ve olması gerektiği miktarda kullanılmasıdır. Bu şekilde hem kendi hayatını hem sevdiklerinin hayatını muhafaza eder. “Sizinle savaşanla siz de Allah için savaşın”[2] âyeti bu konuya delildir.

Kuvve-i Şeheviye: Humud-İffet-FücurHumud, sönüklük, iştahsızlık, yeme-içme ve cinsellik konularından zevk almamak ve ihtiyaç duymamak demektir. Bu manada bu hal hayatı besleyemez. Hayat mekanizması beslenemeyince zaman içinde hastalıklar ortaya çıkıp hayatı bitirir. Bu manada âyet “Yiyin, için fakat israf etmeyin”[3] diyerek yeme-içmeye teşvik eder. Ayrıca “İki, üç, dörde kadar evlenin”[4] diyerek cinselliğe teşvik eder. Fücur ise, yeme-içme ve cinsellik yönünün aşırılığı, sınır tanımaz halini ifade eder. Böyle kişiler, başkalarının kazancına zarar verdikleri gibi, başka yuvaları da zina ile yıkarlar. Böylelerine “fâcir” denilir. “Ve inne’l-füccâre le fî cahîm”[5] (Ve hakikaten fücur işleyen kişiler ateş çukuru içindedirler) âyeti bu boyutu ifade eder. Kendileri çukurda oldukları gibi başkalarını da ateşten bir ahtapot gibi o çukura çekerler.

İffet ise, yeme-içme-cinsellik konularında sırat-ı müstakim üzere olmaktır. Yani helal şeylere ve helaline karşı arzu ve iştiyak duymak, haram şeylere ve namahreme karşı tiksinti hissetme şeklinde güzel bir duygudur. Bu konuda da âyetler bulunmaktadır. “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır”[6], “Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın. Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız. (Yâ Muhammed!) müminleri müjdele!” ve “Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî peygambere uyarlar. Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; yine onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. O peygambere inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler” âyetleri gibi…[7]

[1] Bakara suresi, 269.

[2] Bakara suresi, 190.

[3] A’raf suresi, 31.

[4] Nisa suresi, 3.

[5] İnfitar suresi, 14.

[6] Rum suresi, 21

[7] A’raf suresi, 157.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.