Dirilen Yeryüzü

Haşir Risalesi’nin 9. Hakikatinden içeri giriyoruz. Dokuzuncu kapı ise, "hayat verme ve alma" hakikatine açılan kapıdır. Hayy-ı Kayyum olan, yani her an hayatta olup, her canlıya hayat veren ve her şeyin varlığını devam ettiren ve Muhyi ve Mümit olan, yani hayat veren ve hayatı alarak öldüren Allah'ın, kâinat üzerinde görünen faaliyetinin bize gösterdiği hakikatler ile bu hakikatin kapısı açılır.

Dirilişe delil getirmek için ayetlerce de devamlı kullanılan temel kaidemiz şudur: Bir işin daha büyüğünü ve zorunu veya aynını daha önce defalarca yapmış ve yapmaya devam eden birinin, buna benzer veya bundan daha kolay diğer bir işi yapmayacağı veya yapamayacağı iddia edilemez.

Özellikle bu yapılacak iş, önceden yapılan tüm işlerin neticesi niteliğindeyse ve önceden yapılanlar bu işin yapılmasını gerektiriyorsa ve bu işin yapılmaması ise, önceden yapılan tüm işleri anlamsız, maksatsız, hedefsiz ve neticesiz hâle getirecekse, elbette denilir: Mademki hem lüzum var, hem kudrette acizlik yoktur. O hâlde bu iş mutlaka yapılacaktır.

Kışın ölmüş, kurumuş koca yeryüzünün baharda hayatlandırılması ve yüz binler hatta milyonlar adet canlıya, âdeta diriltilircesine cansız maddelerin bir araya getirilmesiyle hayat verilmesi, insanların diriltilmesinden daha çok hayret etmeye lâyık icraatlar olarak gözle görülüyor.

(Lütfen “Uyanış-Bahar Senfonisi” isimli videoyu izleyip bunu gözlerinizle görün: https://youtu.be/jtD4Papv4vw Beş yaşında bir çocuğun gözüyle bir ağacın dirilişinin hikâyesi için ise, aşağıdaki yazımızda yer alan “Çoklu Evrenler” başlığına müracaat edebilirsiniz.)

https://www.risalehaber.com/kainatin-varolusu-uzerine-sasirtici-kesifler-16346yy.htm

Devam ediyoruz. Meydana getirildikleri maddeler ise, son derece karışıklık içinde bir arada bulundukları hâlde (örneğin toprağın içindeki karışık bulunan maddeler ve tohumlar gibi) kendilerine has intizamlı şekillerinin ve güzel vücutlarının meydana gelmesine kaynaklık eden o maddeler,  özenle seçiliyor ve ince ince ayrılıyor.

Bir kalıpta oluşturulmuş ve her canlıya özel olarak dizayn edilmiş gibi görünen düzgün şekiller, örneksiz ve kalıpsız yoktan meydana çıkartılıyorlar. Bu yapılış, her tarafı gören ve her şeye hükmeden ve hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan bir ilmi gösteriyor. Tüm yaratılanların birbirine ince kanunlarla bağlı olması ve birbirlerine muhtaç ve yardımcı olmaları, büyük bir iradenin ve kudretin idare ediciliğinin emri altında (farkında olmadan da olsa) çalıştırıldıklarını gösteriyor.

Böyle bir ilim ve kudret sahibi olan, şefkatli ve hikmetli bir zât, gönderdiği ilahî mesajlarla sürekli olarak insanın dirilmesini vaad ettiği ve o insanları ebedî saadete yönlendirdiği ve insana ne kadar önem verdiğini her şeyi ona hizmetkâr ederek gösterdiği ve kâinatın yaratılış neticesi olan büyük maksatları, kendine muhatap aldığı insanın etrafında döndüğü için; kıyameti getirmemek veya getirememek, insanı diriltmemek veya diriltememek o Zât açısından mümkün değildir.

Çünkü hem lüzum var, hem kudretinde acizlik yoktur. O hâlde bu işi yapacaktır.

Risale-i Nur Eğitim Programı’mızın “Öldükten Sonra Dirilişin ve Ebedî Hayatın Varlığının İspatı” isimli bölümünün bir parçası ve Onuncu Söz-Haşir Risalesi’nin 9. Hakikat”inin bir kısmının izah metni olan yazımızda sunulan hakikatlerin tam olarak hissedilerek pekiştirilmesi için, eser metnini de içeren görsel destekli ders videosunu da aşağıdaki adresten izlemenizi tavsiye ediyoruz.

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı-70 Ders Videosu: (Dirilen Yeryüzü) 

https://youtu.be/lDLTBx1mmR8

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum