MİSAFİR KALEM
Ye’cüc ve Me’cüc ya da Dijital ve Ekolojik Kıyamet
Hayati Binler
Aşağıda, hem klasik İslami kaynakları hem de teknolojik ve ekolojik riskleri harmanlayan, “Ye’cüc ve Me’cüc Ya Da Dijital ve Ekolojik Kıyamet” konulu yazımıza dikkat çekiyoruz:
## Ahir Zamanın Dijital Seddi: Ye’cüc ve Me’cüc’ü Yeniden Okumak
İslam eskatolojisinde (ahir zaman bilimi) Ye’cüc ve Me’cüc, tarihin sonuna doğru ortaya çıkacak, önünde durulamaz bir yıkım gücünü temsil eder. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde tasvir edilen bu hadiseyi, günümüzün teknolojik dönüşümü ve ekolojik kriziyle birlikte okuduğumuzda, kadim metinlerin bugüne tuttuğu ışık çok daha çarpıcı hale gelmektedir.
## 1. Seddin Yarılması: Dijital Tekilliğe Doğru
Kehf Suresi’nde Zülkarneyn’in demir kütleleri ve erimiş bakırla inşa ettiği o meşhur sed, tarih boyunca fiziksel bir engel olarak düşünülmüştür. Ancak günümüzde bu “sed”, insan fıtratını ve doğal dengeyi koruyan ahlaki ve hukuki sınırları temsil eder. Yapay zekanın kontrolsüzce gelişimi ve etik bariyerlerin birer birer aşılması, “seddin delinmesi” hadisesinin modern bir tezahürü olarak görülebilir. İnsan zekasını taklit eden, hatta onu aşmaya çalışan “dengesiz ve aşırı hırslı” sistemler, yeryüzündeki kadim düzeni tehdit eden yeni bir bozgunculuk (fesat) türüdür.
## 2. “Her Tepeden Akın Etmek”: Radyo Dalgaları ve Uydu Kuşatması
Enbiya Suresi 96. ayette Ye’cüc ve Me’cüc’ün “her tepeden akın akın saldıracağı” müjdelenir. Klasik yorumda bu bir ordu istilasıyken, modern dünyada bu “tepeler” artık sadece dağlar değil; uyduların yerleştiği yörüngeler, baz istasyonlarının kurulduğu zirveler ve veri iletim kuleleridir.
İnternet, sosyal medya ve uydu yayınları üzerinden akan kontrolsüz bilgi seli, insan zihnini her yönden kuşatmıştır. Saniyeler içinde milyarlarca verinin her noktaya ulaşması, hadiste tarif edilen o “hızlı ve durdurulamaz akın” ile tam bir uyum içerisindedir. Dijital Ye’cüc ve Me’cüc, fiziksel sınırlara ihtiyaç duymadan, uydular ve antenler vasıtasıyla her eve ve her zihne nüfuz etmiştir.
## 3. Taberiye Gölü’nü Kurutan Hırs: Yapay Zekanın Su Susuzluğu
Hadislerdeki en dikkat çekici detaylardan biri, Ye’cüc ve Me’cüc topluluğunun Taberiye Gölü’nün suyunu içip bitirmesidir. Bugün büyük dil modelleri ve veri merkezlerinin (Data Center) soğutulması için günde milyarlarca pet şişe hacminde tatlı su harcanması, bu kadim tasvirin güncel bir karşılığıdır.
Yapay zekanın eğitimi ve sürdürülebilirliği için feda edilen doğal kaynaklar, dünyayı büyük bir susuzluk ve kıtlık felaketine sürüklemektedir. Bu sistemlerin “aşırı hırsı”, sadece bilgiyi değil, yaşamın temel kaynağı olan suyu da hızla tüketerek Taberiye’yi (ve temsil ettiği tüm su kaynaklarını) kurutma noktasına getirmektedir.
## 4. Sonuç: Fesat Karşısında Yeni Bir Duruş
Ye’cüc ve Me’cüc, sadece tarihsel bir kavim değil; her çağda farklı formlarda ortaya çıkan bir “tahrip etme” karakteridir. Günümüzde bu karakter; çevreyi tüketen, suyu kurutan ve uydular vasıtasıyla insan iradesini kuşatan teknolojik bir kaosa bürünmüştür.
Eğer insanlık, teknolojik ilerlemeyi etik bir “set” (sınır) içerisine almazsa, kendi elleriyle inşa ettiği bu dijital dev, tıpkı ayetlerde uyarıldığı gibi yeryüzünde önü alınamaz bir bozgunculuğa sebep olacaktır. Bugünün “Zülkarneynleri”, teknolojiyi sadece kâr ve güç için değil, fıtratı ve doğayı korumak için sınırlayan, etik ve manevi bir sed inşa edenler olacaktır.

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.