Zafer KARLI
İşârâtü’l-İ‘câz’ın Muhtevası ve Yöntemi
Bediüzzaman Said Nursî’nin İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz adlı eseri, Kur’ân-ı Hakîm’in i‘câzını merkeze alan bir tefsir çalışmasıdır. Eser, klasik tefsir ve belâgat birikiminden istifade etmekle birlikte özellikle nazm-ı Kur’ân, belâgat, îcâz, lafız-mânâ münasebeti, nahiv, sarf ve âyetler arasındaki münasebet üzerinde yoğunlaşmaktadır.¹
Bediüzzaman Said Nursî, eserin temel gayesini “nazm-ı Kur’ân’daki îcâzlı i‘câzı” göstermek olarak ortaya koyar.² Bu sebeple İşârâtü’l-İ‘câz, yalnızca kelime ve âyetlerin açıklanmasını amaçlayan bir tefsir değil, Kur’ân’ın nazmındaki i‘câzı ortaya koymaya yönelik bir tefsir-i i‘câz nümunesidir.
1. Metinsel kapsamı
İşârâtü’l-İ‘câz’ın metinsel kapsamı sınırlıdır. Eser, Fâtiha Sûresi ile Bakara Sûresi’nin ilk otuz üç âyetini tefsir etmektedir.³ Bu nedenle eser, Kur’ân’ın tamamını tefsir eden bir küllî tefsir değildir. Bununla birlikte Bediüzzaman Said Nursî’nin sınırlı sayıdaki âyet üzerinde uyguladığı yöntem, onun Kur’ân’ı i‘câz, nazım ve belâgat merkezli anlama tarzının temel bir örneğini ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla eserin değerini yalnızca ele aldığı âyetlerin sayısıyla değil, ortaya koyduğu tefsir metoduyla değerlendirmek gerekir.
2. Eserin merkezinde i‘câz-ı Kur’ân vardır.
İşârâtü’l-İ‘câz’ın ana konusu i‘câz-ı Kur’ândır. Bediüzzaman Said Nursî, i‘câzı özellikle nazım, belâgat ve lafız-mânâ münasebetleri üzerinden göstermeye çalışır.
Buradaki i‘câz anlayışı, yalnızca Kur’ân’ın güzel ve etkileyici bir üslûba sahip olması şeklinde değildir. Bir kelimenin tercih edilmesi, cümledeki yeri, diğer kelimelerle münasebeti, cümlenin tertibi ve âyetin siyak-sibakı birlikte değerlendirilir. Böylece Kur’ân’ın ifade yapısındaki ince ve çok yönlü münasebetler, i‘câzın tezahürleri olarak ele alınır.⁴
3. Nazm-ı Kur’ân
İşârâtü’l-İ‘câz’ın en önemli kavramlarından biri nazm-ı Kur’ândır.
Bediüzzaman Said Nursî açısından nazım, kelimelerin yalnızca sıralanmasından ibaret değildir. Kelimeler, cümleler ve mânâlar arasındaki münasebetlerin oluşturduğu bütünlük, nazmın esasını meydana getirir. Bu yaklaşım, klasik belâgat geleneğinde özellikle Abdülkāhir el-Cürcânî’nin nazım anlayışıyla irtibatlı olarak değerlendirilebilir. Cürcânî’nin nazım teorisinde de kelimelerin tek başına taşıdığı özelliklerden ziyade, terkip içerisindeki konumları ve birbirleriyle meydana getirdikleri mânâ ilişkileri önemlidir.⁵
Bununla beraber İşârâtü’l-İ‘câz’ın yöntemini bütünüyle Cürcânî’nin nazariyesine indirgemek doğru değildir. Bediüzzaman Said Nursî, klasik belâgat mirasından istifade ederek nazım anlayışını kendi i‘câz merkezli tefsir metoduyla yeniden tatbik etmektedir.
4. Lafız-mânâ münasebeti ve belâgat
Bediüzzaman Said Nursî, Kur’ân lafızlarını yalnızca sözlük anlamlarıyla açıklamakla yetinmez. Bir kelimenin niçin tercih edildiği, cümledeki mevkii, diğer kelimelerle münasebeti ve makam içerisindeki mânâsı üzerinde durur.Bu sebeple lafız-mânâ münasebeti, Kur’ân’ın i‘câzını gösteren temel unsurlardan biridir.
İşârâtü’l-İ‘câz’da belâgat de yalnızca estetik güzellik anlamında kullanılmaz. Lafzın mânâya, makama ve maksada uygunluğu dikkate alınır. Böylece belâgat, Kur’ân’ın mânâyı en uygun ve en tesirli şekilde ifade etmesinin bir yönü olarak değerlendirilir.⁶
5. Nahiv, sarf ve diğer ulûm-u Arabiye
İşârâtü’l-İ‘câz’da nahiv ve sarf başta olmak üzere ulûm-u Arabiye, Kur’ân’ın nazmını ve mânâsını keşfetmeye yarayan vasıtalar olarak kullanılır.
İ‘rab, takdim ve tehir, hazif, tekrar, zamirlerin kullanımı, isim ve fiil yapıları gibi dil unsurları, mânânın anlaşılması ve i‘câzın ortaya konulmasıyla bağlantılı biçimde incelenir.
Bediüzzaman Said Nursî’nin maksadı bir nahiv veya sarf kitabı meydana getirmek değildir.⁷
6. Münasebet ve siyak-sibak
İşârâtü’l-İ‘câz’ın yönteminde münasebet önemli bir yere sahiptir. Bediüzzaman Said Nursî, kelimeler ve cümleler arasındaki ilişkilerin yanı sıra âyetlerin birbirleriyle ve âyetlerin sûrenin umumî maksadıyla olan münasebetlerini de dikkate alır. Bu sebeple âyetler birbirinden bağımsız ifadeler olarak değil, siyak ve sibak içerisinde anlam bütünlüğü meydana getiren bir yapı içerisinde değerlendirilir.
Böylece tefsir, yalnızca kelimelerin anlamını açıklamaktan çıkar ve lafız, terkib, cümle, âyet ve bağlam arasındaki münasebetleri birlikte ele alan bir yönteme dönüşür.
7. İ‘câz ile hakaik-i imaniye arasındaki irtibat
İşârâtü’l-İ‘câz’daki i‘câz çalışması yalnızca dil ve edebiyat sahasında kalmaz. Kur’ân’ın nazım ve belâgatindeki inceliklerden hareketle tevhid, rubûbiyet, ubûdiyet, hidâyet, nübüvvet, haşir ve iman gibi hakaik-i imaniyeye ulaşılır.
Bu yönüyle Bediüzzaman Said Nursî’nin tefsir anlayışında dil tahlili ile imanî tefekkür birbirinden ayrılmaz. Bununla birlikte bu meseleler, eserde müstakil ve sistematik bir kelâm kitabı tarzında değil, tefsir edilen âyetlerin mânâ ve maksatlarıyla bağlantılı olarak ele alınmaktadır.
8. Fâtiha ve Bakara Sûresi’nin başlangıcı
Fâtiha Sûresi’nin tefsirinde hamd, rubûbiyet, rahmet, mâlikiyet, ulûhiyet, ubûdiyet, istiâne ve hidâyet gibi temel kavramlar arasındaki münasebetler üzerinde durulur.
Bakara Sûresi’nin başlangıcında ise özellikle Kur’ân’ın mahiyeti, hidâyet vasfı, müttakîler, küfür ve nifak gibi konular ele alınır.Böylece Bediüzzaman Said Nursî, dil ve belâgat tahlilini Kur’ân’ın temel imanî maksatlarıyla irtibatlandırmaktadır.
9. Telif şartları
İşârâtü’l-İ‘câz’ın anlaşılmasında eserin telif şartları da önemlidir. Bediüzzaman Said Nursî, eseri Harb-i Umûmî sırasında cephede, kitap ve kaynaklara ulaşmanın son derece sınırlı olduğu şartlarda telif ettiğini belirtmektedir. Eserin “Tenbih” bölümünde bu hususlara ve çalışmanın kısa tutulmasının sebeplerine işaret edilmektedir.⁸ Bu şartlar, eserin yoğun, kısa, teknik ve îcâzlı üslûbunu anlamaya yardımcı olur.
Bediüzzaman Said Nursî’nin burada üzerinde durduğu esas mesele, nazm-ı Kur’ân’daki îcâzlı i‘câz olduğundan, eser ayrıntılı bir kaynak taraması ve geniş rivayet malzemesi sunan klasik bir tefsir şeklinde değil, doğrudan âyetlerin dil, nazım ve mânâ yapısını çözümleyen bir çalışma olarak şekillenmiştir.
10. Risale-i Nur içindeki yeri
İşârâtü’l-İ‘câz, Bediüzzaman Said Nursî’nin daha sonraki Kur’ân hizmetinin ve Risale-i Nur’daki tefsir anlayışının erken ve önemli bir numunesi olarak değerlendirilebilir.
Eserde görülen i‘câz-ı Kur’ân, nazm-ı Kur’ân, akıl ve kalbin beraber muhatap alınması, hakaik-i imaniyenin Kur’ânî delillerle izahı ve lafız-mânâ münasebetine verilen önem, daha sonraki Risale-i Nur eserlerinde farklı üslûp ve genişliklerde karşımıza çıkmaktadır.
Ancak İşârâtü’l-İ‘câz ile Risale-i Nur Külliyatı’nın tamamını aynı türde eserler olarak değerlendirmek doğru değildir. İşârâtü’l-İ‘câz, özellikle ayet metninin nazım, belâgat ve dil yönünden tahliline dayanan bir tefsir-i i‘câz nümunesidir.
Sonuç
İşârâtü’l-İ‘câz’ın metinsel kapsamı mahdut, metodolojik önemi ise geniştir. Eser, Fâtiha Sûresi ile Bakara Sûresi’nin ilk otuz üç âyetini ele almakta; bu âyetler üzerinden Kur’ân’ın i‘câzını, özellikle nazm-ı Kur’ân ve belâgat cihetinden göstermeye çalışmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursî’nin yönteminde nahiv, sarf, belâgat, lafız-mânâ münasebeti, siyak-sibak ve âyetler arasındaki münasebet, i‘câzın anlaşılmasına hizmet eden unsurlardır. Bu dilsel ve belâgî tahliller ise hakaik-i imaniye ile irtibatlandırılmaktadır.
Bu sebeple İşârâtü’l-İ‘câz, Kur’ân’ın bütününü tefsir eden tamamlanmış bir tefsirden ziyade, Bediüzzaman Said Nursî’nin Kur’ân’ın i‘câzını keşfetmeye yönelik tefsir metodunun yoğunlaştırılmış bir nümunesi olarak nitelendirilebilir.
Sözün Özü
İşârâtü’l-İ‘câz, Fâtiha Sûresi ile Bakara Sûresi’nin ilk otuz üç âyetini esas alan; nazm-ı Kur’ân’daki i‘câzı, belâgat ve ulûm-u Arabiye vasıtasıyla inceleyen ve bu tahlilleri hakaik-i imaniye ile irtibatlandıran bir tefsir-i i‘câz numunesidir.
Dipnotlar
1. Alparslan Açıkgenç, “Said Nursi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 35, İstanbul: TDV Yayınları, 2008, s. 565-572; Veysel Güllüce, “Bir Αcaz Tefsiri: İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz”, Katre Uluslararası İnsan Araştırmaları Dergisi, sy. 12, 2021, s. 80-100.
2. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz, “Mukaddime” ve “Tenbih”.
3. Alparslan Açıkgenç, “Said Nursi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 565-572.
4. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz, Fâtiha ve Bakara Sûresi tefsirleri.
5. Abdülkāhir el-Cürcânî’nin nazım anlayışı hakkında bk. “Abdülkāhir el-Cürcânî”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi; ayrıca “Nazmü’l-Kur’ân”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
6. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz, ilgili âyetlerin tefsirleri; Veysel Güllüce, “Bir Αcaz Tefsiri”, s. 80-100.
7. Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ‘câz fî Mezânni’l-Îcâz, “Tenbih”.
8. A.g.e., “Tenbih”.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.