Cenneti anlatabilmek

Son dönemde okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda ençok izlenen film ve dizilerin sihir ve büyü içerikli olduğu tespit edilmektedir.

Bu dizilerin içeriğindeki gerçeklik yaşanan gerçeklikten çok uzak kalmakta; çocukları değişik bir hayal dünyasına sevk etmektedir. Bu hayallerle beslenen çocukların gerçeklik algısı gündelik yaşantılarında çeşitli problemlere neden olabilmektedir. En çok görülen sonuçlar:

-Çalışmadan sahip olma,
-Olağanüstü ve mitolojik güç sahip olma,
-Başkalarının yaşantılarına ve iradelerine doğrudan müdahale etme
-Hayatı dondurma ve geriye alma,
-Hayal dünyasında olduğu gibi gerçeklikten uzaklaşmak, bunlardan bir kaçı..

Ne yazık ki; hepimizin eleştirip de önüne geçemediğimiz gerçek, çocuklarımızın bu dizilere müptela olduğu gerçeğidir.  Sadece benim 11 ve 13 yaşındaki çocuklarımın değil, gittiğim yerlerde görüştüğüm ailelerin çocukları da aynı dertten muzdaripler. Hatta anneler çocuklarının bu diziler yüzünden vaktinde yemek yemediğini ve yemeği bu dizileri seyrederken yedirebildiklerini ifade etmektedirler.

Çocuklarımız daha da ileri gidiyor. O sahnelerde gördükleri figür ve hareketleri kendi aralarında tekrarlayıp sihirle istediklerini yapabileceklerini düşünüyorlar.

Çocuklarımız bunun kurmaca bir dünya olduğunun farkına varamamakta, psikolojileri olumsuz yönde etkilenmektedir. Onlar sihir sahnelerindeki şaşalı dünyanın gerçekleşeceğini sanarak sık sık oyunlarında gördüklerini tekrarlıyorlar. Sahnede gördükleri yaşamın gerçekleşmediğini görünce üzülüp hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar. Bu da onların özgüvenlerini sarsarak beceriksiz, hiçbir şey yapamayan kişiler olduklarını düşünmelerine ve hayal kırıklığı yaşamalarına sebep olmaktadır.

Buradaki temel soru şudur. Geleceğin kurgulanmasında önemli bir yere sahip olan tv programlarının zararlarının en aza indirilip istediğimiz tarzda faydalı hale getirilmesi de bizim elimizde olabilir.
Nasıl mı?

Bilindiği gibi ilahi dinlerde ahiret inancı ile birlikte cennetin varlığı kabul edilmektedir. Özellikle bizim dinimiz olan İslam bu konuya özel vurgu yapmaktadır. Yukarıdaki sözü edilen dizilerde yaşanabilecekler ancak cennette mümkündür.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda (28 sözde) şöyle bahsetmektedir:
‘Sen bir ağaca desen “Filan meyveyi bana getir getirir”. Filan taşa desen ”Gel” gelir. Beraber olmak istediğin dost, arkadaş, anne-baba ve çocuklarından Cennetin ayrı tabakalarında da bulunulsa beraber olmaya mani değildir İstediğinde dost dostuyla, sevdikleriyle beraberdir.’

Nasıl ki güneş yansıdığı her yeri aynı anda aydınlatıyor, ısıtıyor.
Nasıl ki iİnsan yatağında uyurken birçok insanlarla pek çok olay yaşıyor.
Nasıl ki insan hayal ederek birçok kişiyle aynı anda konuşuyor, görüşüyor
‘İnsan da Cennette, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup, yüz bin tarzda zevk almak, o ebedi Cennete o nihayetsiz rahmete layıktır’.

O halde; çocuklarımıza bu dünya gerçekliği ile cennet hakkında sağlam tasavvurlar edindirmeliyiz.  “Bu dünyada olağan üstü yeteneklerimiz olmadığını, el, kol, burun hareketi yaparak veya üfleyerek hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi, cüz-i irademizin dışında olayların oluşmasında etkimizin olamayacağını ancak  nurani, geniş ve ebedi olan Cennette istediğimiz, hayal ettiğimiz, arzu ettiğimiz her şey anında Allah tarafından bizlere ikram edilecek”  diyerek onların gerçeklik duygularını etkileyebiliriz. Bu şekil davranış onların bu dizilerin yanlış etkilerinden koruyabilir. Ayrıca anlaması ve kavraması akla ağır gelen dizilerdeki işlenen konularla cennet hayatını çocuklarımıza daha iyi anlatabiliriz

Böylelikle çocuklarımız hem psikolojik sendromlardan, kendilerini korumuş hem de ahiret ile ilgili inançları pekiştirilmiş olur.
 
hatipoglu@risalehaber.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar