İsmail BERK
Bereketli musluğun sermayesi
Günlük hayatında düşünen, sorgulayan, araştıran, çalışan, yorulan, üzülen, sevinen ve problem çözmeye yoğunlaşan insanız.
Hayatın günlük hatta ve saatlik mevsimleri sürekli değişiyor.
İnsan bazen kendini çok iyi hisseder.
Bazen de çaresiz görür.
Çağımızın davetsiz misafirleri olan dijital ve kirli bilgi; daldan budaktan sakınmadan gözümüze, aklımıza, kalbimize ve duygularımıza birer kılıç gibi saplanıyor.
Bilgi, çoğu zaman darlayarak gelen bir yük hâline geliyor.
Problemli konularla sürekli meşgul edilen insan zihni, bu problemleri çözmekte zorlanıyor.
Zihin karmaşıklaşıyor.
Endüstriyel toplumun sosyal ağları bile; bireyin ötekine dair merakını, kurcalamasını, kıyasını ve kıskançlığını tetikliyor.
Bu durum bir sendroma dönüşüyor.
Hatta bir patolojiye…
Böyle bir tabloda;
işini kaybeden, iş gücünü yitiren, hasta, çaresiz, yaşlı, çocuk veya mağdur olan bir insan…
Eğer korunmaya muhtaçsa,
kıymeti bilinmiyorsa,
şefkat ve destek bulamıyorsa…
Ne yapmalıdır?
Sosyal devlet imkânları, kamu gücü, adil paylaşım ve emek değeri;
ekonomik çalkantılar, savaş yüzyılı ve bunalım fırtınaları karşısında yetersiz kalabiliyor.
İnsan, bu manzaralar içinde bunalımın eşiğine geliyor.
Hele daha ağır hastalıklar varsa…
Daha imkânsız görünen çaresizlikler yaşanıyorsa…
Ve insan önünü göremiyorsa…
Ufku daralıyorsa…
Ümidini kaybediyorsa…
Nefsin, şeytanın ve günahın davetkâr tuzakları çok yakına gelir.
İnsan nefes alamayacak kadar sıkışır.
Çözüm bulamayacak kadar daralır.
Gözlerini kapatacak kadar karanlığa düşer.
Ben merkezli düşünmekten yorulur.
Yılgınlığa kapılır.
İşte tam bu noktada…
İnsan ne yapmalıdır?
Nereden başlamalıdır?
Nerede durmalıdır?
Ve hemen şimdi ne yapabilir?
İşte böyle bir zamanda;
bereket musluğunu açabileceğimiz bir sermayemiz var.
Onunla yıkanabileceğimiz,
onunla ıslanabileceğimiz,
onu içimize akıtabileceğimiz bir kaynak…
Samimiyetle…
Acziyetle…
Fakr ile…
Tefekkür ve şefkatle sığınacağımız biri var.
En büyük sermayemiz;
O’na arz etmektir.
Depomuzu her an doldurabileceğimiz,
sığınağında büyüyebileceğimiz bir kapı vardır.
İfade gücümüzün en özgün haliyle;
kalben, ruhen, fikren ve zihnen gelişebileceğimiz bir sığınak…
En zor anların, en karanlık zamanların içinde;
en büyük sermayemiz duadır.
Rabbimizin “Ne ehemmiyetiniz var?” hitabının cevabı;
bizim kıymetimizin saklı olduğu yerdir.
Kıymetli oluşumuzun sebebi…
Yaratılışımızın hikmeti…
Varlığımızın ana gayesi…
Duadır.
Dua, en büyük sermayemizdir.
Dua musluğu kapanmamalıdır.
Her damla;
samimiyetle,
zaruretle,
en hususi bir bağlılıkla dirilmelidir.
Dua;
aidiyet, kulluk ve bilinçle yaşamalıdır.
Dua musluğunun bol akması için;
rahmet denizine bağlanması gerekir.
Şifa sularında yıkanması gerekir.
Sığınması gerekir.
Ki Rabbi terbiye etsin.
Sığınması gerekir.
Ki ilahi tecellilere mazhar olsun.
En büyük çaresizlikte bizi bekleyen şey duadır.
Zaten her problem bir dua vesilesidir.
Her sıkıntı, duanın ciddiyetini artırır.
Her hastalık…
Her musibet…
Her çöküş…
Duanın dirilmesi içindir.
Ve dirilen dua, insanı diriltir.
Bu dua sadece sözle değildir.
Gözyaşıyla ıslanmalıdır.
Kulaklarda çınlamalıdır.
Gök kubbede yankılanmalıdır.
Kalpte titreşim oluşturmalıdır.
Beden ona hazır olmalıdır.
Yetenekler onunla uyumlanmalıdır.
Beceriler, “Bismillah” anahtarıyla o kapıyı açmalıdır.
Ve insan;
sonsuz rahmet deryasında,
varlığının merkezine doğru yol almalıdır.
Kalbin en derin yerine…
Orada;
dua vardır.
Huşu vardır.
Izdırap vardır.
Sessizlik vardır.
Yalnızlık vardır.
Ve sadece kul olma hali vardır.
İnsan, kulluk burçlarında sığınır.
İstinat eder.
Rabb-ı Rahîm’ine;
ihtiyaçlarını,
zaruretlerini,
çözüm arayışlarını arz eder.
Hazreti Yakub’un dediği gibi:
“Ben derdimi sana şikâyet etmiyorum.
Derdimi sana arz ediyorum.”
"Şikayet O'na olmalı, O'ndan olmamalı."
İşte dua budur.
Ve biz…
Yokluğa yok olarak…Arınarak, durulanarak.
Sözün öze, zaruretin iktisada ve ihtiyaca, kabiliyetin fıtrata ait olduğu her dem, ümit diriltir, vesileler doğar, huzur karşılar. Yeterki daim olsun.
Duanın varlığıyla yeniden var oluruz. Rahmani tecellilerle... Bazen istediğimiz gibi bazen daha farklısı.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.