İran, yine mi viran?

Bugün İran'ın siyasi tarihinin, yönetim biçiminin, yapılanmasının, otoriterliğinin, ekonomi krizinin, dünyayla entegre olamamasının, Şialığın, rejim biçiminin, kendi muhalif vatandaşlarının mağduriyetinin veya bölgedeki İslam dünyasıyla olan ilişkilerinin ve problemlerinin; tarihsel süreçleriyle, mezhebi analiziyle, yönetim biçimiyle ve coğrafyamızdaki dinamikleriyle, geçmişte kurduğu direniş ekseninin artı ve eksileriyle uğraşacağımız bir gün değildir.

Bugün İran'ın zalim, dessas, gaddar ve hunhar; küresel ölçekteki son 150 yıldır fesat şebekelerinin bilimle, teknolojiyle, yapay zekâyla ve Epstein ahlakının dibi belli olmayan sefaletiyle ve sefil düşünceleriyle; siyonizmin ve emperyalizmin güç birliği yaparak İslam âleminin, İslam dünyasının, komşumuzun, kardeşimizin ve tarihsel beraberliğimiz olan bir ülkeye, bir ülkenin yönetimine, haremine ve haremi ismetine saldırdığı alçakça bir gündür.

İlkesel, ahlaki ve insani olan; dünyanın neresinde olursa olsun mağdurun, haklının ve maalesef işlerliği olmasa da asgari şartlarda evrensel hukukun, uluslararası standartların ve geçerliği kalmamış olsa da Birleşmiş Milletler’in kayıtlarında görünen bir ülke korumasının, ülke standartlarının ve güvenliğinin saldırıya uğramamasıdır.

Bir mümin olarak, bir Müslüman olarak, bir kardeş olarak; İran’ın maruz kaldığı bu zulüm, her mazlumu ve mazlumu seven vicdanı incitir.

Türkiye'deki laik refleksler, mezhep analizleri, siyasi haksızlıklar, ırk, devlet ve tarihsel farklılıklarımız; eğer “ama”, “ancak” veya “zaten” ile zulmedilen, öldürülen, kastedilen bir ülkenin geçmişiyle takas edilecekse, bu tek kelimeyle insani ve ahlaki değildir.

Kişilerin hatalarından, kurumların yanlışlarından hareketle zalime servis yapıcı beyanlar asla doğru değildir.

İslam dünyası; kalbine saplanan Gazze gibi, kalbine saplanan diğer mazlum coğrafyalardaki Müslümanların maruz kaldığı zulümler gibi, İran’a yönelik işgali, saldırıyı ya da bu hunharlığı; İsrail ve Amerika despotluğunu ve bunu besleyen gayri insani, gayri ahlaki, “güç bendeyse ben her şeyim” diyen sapkın anlayış, düşünce ve zalimlere karşı beddua etmeyi, yüzünü ekşitmeyi ve insanca konuşmanın vicdani derinliğini mutlaka yaşamalı ve yaşatmalıdır.

İman cephesi, tevhidi ve nurani bağların vicdanı ile ruhunu yaşatacağı, izzetle kendine geleceği ve dua ile muhabbetin kalpten akla bir birlik yakalayacağı oruç ağzıyla, masumların hürmetine Rabbimizden bir inşirah diliyoruz.

Bediüzzaman'ın "Zalimler için yaşasın cehennem" dediği yerden, Namık Kemal'den alıntıladığı, teskin edici tepkisiyle rahmetlenip zalime ve yandaşlarına haykıralım:

Muin-i zalimin erbabı denaettir,

Köpektir zevk alan sayyad-ı bi insafa hizmetten.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum