Dr. Habip ARTAN
Hileli ve abartılı ürünlerde haksız kazanç
Günümüzde helal ve haram birbirine öyle karışmış ki birbirinden ayırt etmek için ancak bilinçli tahkiki bir imana sahip olmak gerekir. Aksi takdirde kim olursa olsun nefsin arzusuna ve şeytanın telkinine uyarsa helal ve haramı ayırt etmeden maalesef kendini dindar da kabul etse elini uzatacaktır. ‘Dürüst tüccar; peygamberler, dosdoğru kimseler ve şehitlerle beraberdir’ Hadis-i Şerifini dikkate aldığımızda işini doğru dürüst yapan tüccarın ve esnafın ahiretteki makamının büyük olacağını anlamak mümkündür. Ama ne yazık ki günümüzde işini doğru dürüst yapan esnaf ve tüccar sayısı gün geçtikçe azalmaktadır. İş, meslek ve ticari hayatında müşterilerin haklarına riayet etmeyen kişiler aynı zamanda kul hakkına da girmiş olmaktadırlar. Defolu ürün satışı, aşırı reklam, haddinden fazla abartı, malın kalitesi ve alış fiyatına yapılan yemin, haddini aşan kar payları, fahiş fiyat, karaborsa, sahtecilik, taklit, tağşiş (kalite standartları dışında üretim), bozuk ürünlerin satışı, insan sağlığına zararlı katkı maddesi ilavesi gibi yasal ve ahlaki olmayan uygulamalar bu kapsamda sayılabilir.
Organik ve doğal adı altında aldatıcı ürünler
Son zamanlarda ev yapımı, doğal, katkısız ürün, organik ürün, el değmeden hazırlanmış ürünler tüketiciler tarafından rağbet görmektedir. Ne yazık ki tüketicinin bu tercihini kötü amacına alet eden bazı üretici ve firmalar piyasaya sürdükleri ürünlerde maalesef dedikleri özelliklere uygun hareket etmemektedirler. Ekmek yapan fırıncıdan tutun, kasaba, terziye, demirciye, seyyar satıcıya, pazar esnafına, su tesisatçısına, oto tamirciye, klimacıya, beyaz eşya tamircisine, elektrikçiye, kırtasiyeciye, bakkal ve manava, ayakkabı tamircisine, boyacıya, yapı ustasına, mermerciye, mobilyacı ve marangoza, pvc ustasına, perdeciye, manifaturacıya, hırdavatçıya, çiftçiye, besiciye, emlakçıya, oto alım satımcıya, kuyumcuya, müteahhite, sağlık hizmeti veren doktor ve diş hekimlerine, eczacıya, dershane ve eğitimcilere, aracı simsara kadar her kesime ve herkese ticari ahlak ve doğruluk gerekmektedir. Bahsini ettiğimiz doğruluğu dinimizin bize emrettiği yüce ahlaki değerlerden kazanabiliriz. Doğruluk olsun yalancılık olsun, bu iki zıt değer bir toplumda bireyler arasında yaşayarak kuşaktan kuşağa aktarılabilir. Bunu sadece söylemekle veya okumakla geçiştirmek yetmez, mutlaka sahada fiilen uygulanarak gelecek nesillere aktarılması gerekmektedir. Doğruluğun öğrenildiği ve kazanıldığı yerler aile ocağı ve eğitim yuvalarımızdır. Herkes kapısının önünü süpürdüğünde mahalle tertemiz olacaktır. Aslan yattığı yerden belli olur derler. Üzüm üzüme baka baka kararır misali birimiz diğerimize lisan-ı halimizle örnek olarak yüce dinimize layık olan doğruluğu kendimize şiar edinmeliyiz.
Abartılı ürünlerde hak etmeyen etiketler
Bazen bir mağazaya gidiyorsunuz veya dijital alışveriş sitesinde gezinirken bol reklam ile süslenmiş abartılı ürünlerin satışını görmüyoruz. Bir müşteri olarak bunları tecrübe ve maharet ile tespit etmek mümkün olabileceği gibi daha önceden satın alanların yorumlarına bakarak da tahmin etmek mümkündür. Aynı kalitede ürünün aynı pazarda birkaç değişik fiyatının olduğuna şahit olabiliyoruz. Kim hangi fiyatı verirse versin kimse karışmayınca esnaf da bildiğini ve bulduğunu yapmaktan çekinmiyor. Bir üründen yüzde yirmi kazanan da var, yüzde yüz kazanan da var. Bu gibi durumlar ile karşı karşıya kaldığınızda birkaç yerden fiyat ve kalite araştırması yapmak en iyi seçenektir. Bir ürünü hemen acelece gözü kapalı, ederinin üzerinde satın almak doğru değildir. Buna dikkat edilmezse kurnaz satıcılar müşteriyi kazıklamaya devam edecektir. Akıllı ve uzun vadeli çalışmaya niyetli olan esnaf müşterisini veli nimeti olarak görmelidir.
Ek ilaveler ile ederinin üzerinde satış
Misal olarak, bir fırından veya pastaneciden sade bir poğaça aldığınızda fiyatı standart olarak 12 TL ise, içine iki tane zeytin koyduğunda bunu 20 TL’ye verebilmektedir. Halbuki, bu ürünü ufak bir katkı ile belki 15 TL’ye verse hak yerini bulacaktır, ne yazık ki çaktırmadan 20 TL’ye vermek fırsatçılık ve haksız kazanç elde etmektir. Ben fiyatı verdim, oldu bitti demekle bu işler yürümez. İleride ahiretin de olduğunu düşünmek gerekir. Hem böyle bir haksız kazançtan elde edilen gelir bu dünyada iken ya ele ya da sele gidecektir. Bu gibi durumlar tecrübeyle sabittir. Bir başka misal; geçenlerde bir fırıncı bir ramazan pidesini standart olarak 24 TL’ye verirken üzerine emin olun ki 5 gram bile susam serpmemiş aynı pideyi 34 TL’ye vermektedir. 5 gram susam ne zaman 10 TL oldu ki. Bir de şikayet ederek neden enflasyon düşmüyor deniyor. Bu vicdansızlığa ne enflasyon ne de devalüasyon dayanır.
Doğruluk, denetim, disiplin
Kısaca şunu ifade etmek mümkündür; esnafın ve tüccarın üretim ve fiyatlandırma aşamasında kendi haline bırakılması yanlıştır. Mutlaka devletin ilgili birimlerince kontrol edilmesi, gerekli müeyyidelerin uygulanması, yalan ve hile ile hata ve yanlış yapanın yanına kar kalmamalıdır. Özellikle çok tüketilen gıda ürünlerinin standart fiyatları olmalıdır. Serbest piyasa diyerek esnaf vicdanını atmamalı, devlet de otokontrol mekanizmasını kurarak uzaktan denetim yapmalıdır. Esas olarak; toplumda adalet duygusunun korunması için, her türlü haksız kazanç elde etme yollarının engellenmesi zaruridir. Tüccarın veya esnafın helalinden alın teri ile hilesiz ve hurdasız kazanması hem kendi vicdanı hem de toplum huzuru için gereklidir vesselam.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.