Mehmet Selim MARDİN

Mehmet Selim MARDİN

Bediüzzaman Said Nursi ve Van Valisi Haydar Hilmi Bey

A+A-

Bediüzzaman Said Nursi’nin Van’da geçirmiş olduğu yirmi senelik hayatında devlet erkânından birçok dostu olmuştur. Bunların başında Van Valisi Tahir Paşa gelir. Tahir Paşa ile olan dostluğu onun yakınında bulunan ve ileride devlet kademelerinde önemli mevkilere gelen aile çevresine de sirayet eder. Bediüzzaman’ın da Horhor medresesinden talebesi olan Van Valisi Cevdet Tahir Bey aynı zamanda Tahir Paşanın oğludur. Bitlis vali vekili Memduh Sermed Bey ise damadıdır. Yine Van valisi Haydar beyde Tahir Paşanın Paşo isimli ablasının oğludur.

Bediüzzaman ile Van valisi Haydar Bey dostluklarının yanı sıra kaderin sevki ile zaman zaman bir araya gelmişlerdir. Sultan Reşat’ın 5 Haziran ile 26 Haziran 1911 tarihinde İstanbul’dan başlayıp Çanakkale-Selanik-Üsküp-Priştine-Selanik-Manastır ziyaret edildikten sonra Selanik ve Çanakkale üzerinden İstanbul’a dönülmesiyle son bulan üç haftalık Rumeli ziyaretine Bediüzzaman, Trabzon ve Erzurum heyeti ile katılırken Haydar bey Rumeli dilleri ve adetleri uzmanı olarak seyahatte bulunur. Bediüzzaman burada Sultan Reşat’a Van’da Medresetüzzehra’nın tesisi için teklifte bulunur. O vakit Kosova'da, büyük bir İslâm üniversitesinin tesisine teşebbüs edilmişti. Bediüzzaman doğunun daha çok ihtiyacı olduğunu Sultan Reşat’a anlatır. Daha sonra Kosova istila edilince Kosova'daki darülfünun için tahsis edilen on dokuz bin altın liranın Medresetüzehra için verilmesini talep eder, bu talebi kabul edilir. Ancak Birinci Dünya savaşı patlak verince bu teklif gerçekleşemez. On iki sene sonra Cumhuriyet kurulduktan sonra teklif meclise gelir. Teklifi getirenlerin arasında Van milletvekili Haydar beyde vardır.

Haydar bey 1918 yılının Mart ayında Van’a vali olarak atanır. Van henüz işgal altındadır. Kısa bir süre sonra işgal sona erer ama valiyi bekleyen çok büyük sıkıntılar vardır. Van şehri harap olmuş yüz bin insan göç etmek zorunda bırakılmıştı. Bediüzzaman’da Rus esaretinden kurtulduktan sonra İstanbul’da Darül Hikmetil İslamiye'de bir süre görev yapar. Vatan hasretine dayanamayarak Van’a gelir ama gördüğü manzara karşısında çok müteessir olup dehşete kapılır. Lem’alar adlı eserinde gördüklerini şöyle anlatır “Her şeyden evvel, Van’da Horhor denilen medresemin ziyaretine gittim. Baktım ki sair Van haneleri gibi onu da Rus istilasında Ermeniler yakmışlardı. Van’ın meşhur kalesi ki dağ gibi yekpare taştan ibarettir. Benim medresem onun tam altında ve ona tam bitişiktir. Benim terk ettiğim yedi sekiz sene evvel, o medresemdeki hakikaten dost, kardeş, enis talebelerimin hayalleri gözümün önüne geldi. O fedakâr arkadaşlarımın bir kısmı hakiki şehit diğer bir kısmı da o musibet yüzünden manevî şehit olarak vefat etmişlerdi (1)

haydarhilmi.jpgHaydar Hilmi Vaner

Van valisi Haydar Bey büyük sıkıntılarla görev yaparken o sıralarda İngiliz Dışişleri Bakanlığı Kürt ve Ermeni temsilcilerini Paris’te bir araya getirdi. Görüşmelere Kürtleri temsilen Şerif Paşa, Ermenileri temsilen de Bogos Nubar Paşa katıldı. Ocak ayında başlayan müzakereler 20 Kasım 1919’da anlaşmayla sonuçlandı. Şerif Paşa ve Bogos Nubar Paşa’nın bir ittifak yaptığı haberi bölgeye gelmişti. Kürt aşiretleri, Şerif Paşa’nın kendilerini temsil etmediğini ve Osmanlı Hükümeti’nden başka bir yönetime tabi olmayı kabul edemeyeceklerini ilan etmişlerdi. Kürt aşiretleri bu anlaşmayı protesto etmek için telgraflar çekerler. Bediüzzaman’da üç gazeteye yazdığı yazılarla bu duruma tepkisini gösterir. İkdam gazetesine arkadaşları ile gönderdiği yazıda şu görüşlere yer verilir:

“Evvelki günkü gazeteler, Paris’te Şerif Paşa ile Ermeni heyet-i murahhasası reisi Boğos Nubar Paşa arasında Kürdistan ve Ermenistan hakkında bir i'tilaf akd edildiğini yazarak, Kürd efkâr-ı umumiyesinden istizahatta bulunuyorlardı.

Dört buçuk asırdan beri vahdet-i İslâmiyenin fedakâr ve cesur hâdim ve taraftarları olarak yaşamış ve dinî ananesine sadakati gaye-i hayat bilmiş olan Kürdler; henüz beşyüzbine karib şühedasının kanı kurumadan, şişlere geçirilen yetimlerinin, gözleri oyulan ihtiyarlarının hatıralarını teessürlerle anarken; İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i'tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâ takib edemezler.

Binaenaleyh, Kürd vicdan-ı millisinin bu tarz tahassüsüne muğayir hareket eden zevatı da tanımazlar. Ve yegâne emelleri de; vahdet-i dinî ve millîlerini muhafaza olduğundan, keyfiyyatın izahına delalet buyurulmasını muhterem gazetenizden istirham ediyoruz.

Sadat-ı Berzenciye'den Dava Vekili Ahmet Arif

Hizan Sadat-ı Kiramından İhtiyat Binbaşısı Muhammed Sıdık

Ulema-i Ekrad'dan Said-i Kürdî”

Bediüzzaman en son olarak 1922 yılında Haydar Bey ve Erzurum milletvekili Salih Yeşil ile Ankara’da bir araya gelir. Haydar bey Bediüzzaman’ın büyük bir hayali olan Medresetü’z-zehra projesini yakından takip etmektedir. 1923 yılında Medresetü’z-zehra ‘nın kurulması teklifini Meclis Başkanlığına sunar. Sultan Reşad dönemindeki medrese teklifine yakından şahit olduğu gibi Cumhuriyet Meclisinde de milletvekili sıfatı ile destek olmaya devam eder. Meclise sunduğu teklif resmi kayıtlara şöyle geçer:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 6.9.339 (1923)

LAYİHA ENCÜMENİ 25 /24 Karar

RİYASET-İ CELİLEYE

Van’da “Medresetü’z-zehra” namıyla bir darü’l-ulum-ı İslamiye inşa ve küşadı ve masarif-i inşaiyesi için 339 (1923) senesi Şer ’iye ve Evkaf bütçelerine yüz elli bin lira idhal edilmesi hakkında Van Mebusu Haydar Bey ve rüfekasının 17.2.39 (1923) tarihli teklif-i kanunisi Encümenimizce tekrar mütalaa olundu. Teklif-i mezkûr mahiyeti esasat-ı diniyeyi i’la ve takviye edecek bir müessese-i alinin küşadı ile ilim ve irfan sahasındaki tekamülata hatve teşkil edeceğinden şayan-ı müzakere görülmüş olmakla Hey’et-i Umumiyeye (Genel Kurula) arza karar verildi “

Meclis Genel kuruluna sevk edilen kanun teklifi tarihinde, teklif sahibi olan Kayseri Milletvekili Alim Efendi’nin milletvekilliği sona erdiğinden teklifin başında imzası bulunan Van milletvekili Haydar bey adına 2.Dönem Meclis Başkanlığına başvuru yapılır. O yüzden bazı araştırmalarda teklifin Haydar Bey tarafından verildiği yazılır.

Ali Haydar Bey, Van'a olan sevgi ve alâkasından dolayı Soyadı Kanunu çıktığı zaman soy ismi olarak Vaner’i seçmişti.

Vatana ve millete büyük hizmetleri geçmiş olan Ali Haydar Bey, bu hizmetleri sebebiyle birçok madalya ve nişanla taltif edilmiştir. Sayısı on altıyı bulan bu madalya ve nişanlar, kızlarında bulunmaktadır. (2)

Ali Haydar Beyin Nuriye, Nebahat Konik ve Muazzez Erman isimli kızlarının gerek babalarıyla ve gerekse yakın tarihimizle ilgili çok kıymetli hatıra ve vesikaları bulunmaktadır.

HAYDAR HİLMİ VANER BEYİN KISA BİYOGRAFİSİ

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş döneminde önemli devlet adamlarından biri olan Haydar (Vaner) Bey, Karadağ sınırları içerisinde bulunan Podgorica şehrinde 22 Nisan 1873 tarihinde doğdu. Eğitim hayatına İşkodra’da Mebâdi-i Ulum ’da (İlkokul) başladı. Bu okulu başarı ile bitirdikten sonra sırasıyla Musul Mekteb-i Rüşdiyesi, Mekteb-i Mülkiye-i şahane-i İdadi ve Âli kısımlarında eğitimine devam etti. 14 Temmuz 1889’da Mekteb-i Mülkiye-i Şahane ’den âlâ derecesiyle mezun olan Haydar Bey, memuriyet hayatına Van Vilayeti Maiyet Memuru olarak başladı. 18 Nisan 1901 tarihinde Van Vilayeti ’ne bağlı Hakkâri Sancağının merkez kazası olan Çölemerik Kazası Kaymakamlığı’na tayin olan Haydar Bey, bu vazifeden sonra sırasıyla 24 Aralık 1904 tarihinde Gevaş Kazası Kaymakamlığı’na, 1 Ocak 1906 tarihinde Van Vilayeti Çıtak (Çatak) Kazası Kaymakamlığı’na, 29 Aralık 1907 tarihinde Kosova Vilayetinin Metroviçe Kazası Kaymakamlığı’na tayin edildi.

28 Ağustos 1909’da Makedonya sınırları içerisinde Üsküp yakınlarındaki Köprülü Kazası Kaymakamlığı’na tayin edildiyse de bu göreve başlamadan, 8 Eylül 1909’da Mülkiye Müfettişliği vazifesine getirildi. Mülkiye Müfettişliği görevinde yaklaşık dört yıl kalan Haydar Bey, Edirne Vilayeti ‘ne bağlı Kırkkilise (Kırklareli) Sancağına 23 Eylül 1913 tarihinde mutasarrıf olarak atandı. 10 Haziran 1914 tarihinde Maraş Mutasarrıflığına tayin edilen Haydar Bey, bu görevde on dört gün kaldıktan sonra 24 Temmuz 1914 tarihinde Birinci Sınıf Mülkiye Müfettişliği ’ne atandı fakat lüzum gereği 6 Temmuz 1914 tarihinde tekrar Maraş Mutasarrıflığına tayin edildi. 30 Kasım 1914 tarihinde ise Urfa Mutasarrıflığına becayişle nakledildi.

Haydar Bey, mutasarrıflık vazifelerinden sonra, 24 Şubat 1915’te Musul Valiliği’ne, 12 Eylül 1917’de Bitlis Valiliği’ne, 31 Aralık 1917’de de Diyarbakır Valiliği’ne ve nihayet 17 Mart 1918 tarihinde Van Vilayeti ‘ne tayin edildi. Haydar Bey, Van’a tayin edilir edilmez Van’ın kurtarılması için IV. Kolordu Kumandanı Ali İhsan (Sabis) Paşa ile irtibata geçmiş, bölge hakkında bilgi alışverişinde bulunmuştu. Ali İhsan Paşa da birliklerine Van ve çevresini Ermenilerden kurtarılması emrini vermişti.

Yaklaşık olarak 1,5 yıl valilik yaptığı Van’dan ayrılan Haydar Bey’in, Van Valiliği’nden sonraki yaşantısı kısaca şu şekildedir: Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa ile görüşen Haydar Bey, onun ısrarı üzerine Mamüratülaziz valiliğini kabul etti. 22 Eylül 1919’da Mamüratülaziz’e gelerek vali vekilliği görevine başladı229. Bu arada İstanbul Hükümeti’nin de Mamüratülaziz’e Muharrem Mümtaz Bey’i vali olarak ataması üzerine, 6 Ekim 1919’da Mamüratülaziz’den ayrılarak Sivas’a gitti. Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal Paşa, Haydar Bey’in Diyarbakır Vilayeti ‘ne atanmasını gündeme getirse de onun bu tayin konusunda mütereddit davranması nedeniyle bu atama gerçekleşmedi. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, birlikte çalışmak için onun Sivas’ta kalmasını istedi.

Haydar Bey de 16 Kasım 1919’da Sivas’ta başlayan Heyet-i Temsiliye çalışmalarına katıldı. Daha sonra Misak-i Millînin kabul edildiği Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’ne, Van Mebusu olarak seçildi. İngilizlerin 16 Mart 1920’de Mebusan Meclisi’ni dağıtması üzerine, Mazhar Müfit (Kansu) ile birlikte Beyrut’a kaçtı. Burada yaklaşık bir ay kadar kalan Haydar Bey, 30 Nisan 1920’de Ankara’ya gelerek, 1 Mayıs 1920’de TBMM’ye Van Mebusu olarak katıldı. Van Mebusluğu uhdesinde kalmak şartı ile Konya Valiliği’ne atandı ve 10 Temmuz 1920’de bu göreve başladı. 28 Kasım 1920 tarihinde Konya Valiliği’nden istifa eden Haydar Bey, 16 Nisan 1923’e kadar Van Mebusluğu devam etti. Ancak ikinci Meclis’e seçilemedi. Devlet görevinden ayrıldıktan sonra ticaret gibi değişik işlerle uğraştı ve 26 Mart 1954 yılında vefat etti. (3)

haydarhilmi2.jpg

Haydar Bey (ATBD, Sayı 117 yıl:2004 Genel Kurmay Yayınları, Ankara)

KAYNAKLAR
1-Lem’alar. 26.Lem’a 13.Rica. Bediüzzaman Said Nursi
2-Son Şahitler. Necmeddin Şahiner
3-Milli Mücadele Başlarında Bir Devlet Adamı: Van Valisi Haydar (Vaner) Bey Mustafa Sarı

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum