Mesut ENDER-ARAŞTIRMALARIN DİLİ

Mesut ENDER-ARAŞTIRMALARIN DİLİ

Anneler neden insanın en birinci ve en tesirli öğretmenidir?

A+A-

Anneler harika tesirli birer öğretmendir; çünkü onlar sadece yaparak-yaşayarak öğretiyorlar.

Anneler, kollarıyla çocuklarını nasıl sarıp sarmalayacaklarını ve onları nasıl güvende hissettireceklerini bilir.

Anneler, çocuklar yorgun, acıktığında veya kendini hasta hissettiğinde, aynı anda, onlar da bunu hisseder.

Harika anneler, çocukları sevildiklerinde, evde ve okulda daha başarılı olduklarını bilir.

Anneler, yürüme, yeme içme, konuşma ve espri yapma; kısacası ilk deneyimlerinde çocuğun arkasında görünmeyen bir el, heyecan duyan bir nefestir.

Anneler, hayatın önünde yürür. Bulaşık makinesinin boşaltılmadığını, yazıcının mürekkebin doldurulmadığını, yazılması gereken bir makalenin gece yatmadan önce bitmediğini de bilir.

Harika anneler aksiliklere değil, büyük resme bakar.

Anneler harika öğretmenlerdir; ayakkabı bağcığını bağlamaktan, üst başını temiz tutmaya özen göstermeyi onlar öğretiyor.

Harika anneler, çözümsüz gibi gözüken en karmaşık sorunlara alternatif çözümler üretir; çünkü onlar önce analiz ederek dağıtır sonra sentezleyerek resmin bütününü görüp düşünürler.

Çantaları karışık olsa da, kafaları nettir; kimse onu yapmak istediğin, bir amaçtan asla vaz geçiremez.

Anneler, çocuklarının aynı evde, aynı anne-baba tarafından, aynı kurallarla yetiştirilebileceğini bildikleri gibi, çocuklarını bu ortamın tıpkı basımı gibi yetiştirmez; tamamen farklı insanlar olarak kendi kimliklerinde yetiştirirler.

Harika anneler, öğretmenler gibi, öğrencilerini koşulsuz sever ve onlara nerede olduklarını öğretir.

Harika anneler çocuğunu ne zaman zorlayacağını, ne zaman gözlerine bakacaklarını bilir.

Çoğu anne iyi birer öğretmendir.

Birçok baba ebeveynlik konusunda çok iyidir, ancak genellikle çocukla en çok zaman geçiren annedir.

Bu nedenle, onların bireysel kişiliklerini, öğrenme tarzlarını, isteklerini ve ihtiyaçlarını bilir ve onlara ihtiyaç duydukları bilgileri ihtiyaç duydukları anda verebilir.

Anne, çocuğa en başından itibaren düzgün yemek yemek, giyinmek, büyüdükçe kendine dikkat etmek gibi şeylerin nasıl yapılacağını öğretir ve okul çalışmalarına yardım eder.

Pandemi nedeniyle uzaktan eğitimin saldırısına uğradığımız son bir yıldır, eğitim evde annelerin omzu üzerinde yükseliyor.

Ev okulu, son birkaç yılda bazı ülkelerde büyük popülerlik kazanmıştır ve evde eğitim gören çocukların akademik başarısı annelerin sorumluluğunda yükseliyor.

Bir ailede eğitime karar verildiyse, bu seçenekte, öğretimi yapan neredeyse her zaman annedir.

Ne yazık ki, iyi öğretmen olmayan bazı anneler olacak, çünkü bazı anneler ebeveyn olarak işlerini ciddiye almıyor, ancak bunlar istisna.

Evet, anne, herkesin hayatındaki en iyi öğretmendir.

Bir söz vardır: “Beşiği sallayan el dünyayı yönetir.”

Anne; çocuğa doğumdan itibaren öğreterek kalıcı bir iz bırakır.

Annenin öğretisi ilahidir; size duygusal ve bilişsel aşamaları öğretir.

Bir anneye göre sabır her şeyin anahtarıdır.

Böylece ondan sabır öğrenirsin.

“7 kez de düşseniz, yine de başarılı olana kadar denemeniz gerekir” sözünü duyarsınız.

Anneler öğrenmenize yardımcı olur.

Bir annenin öğretmen olarak olağanüstü rolü anne karnından itibaren başlar.

Bir kadın beklediğini anladığı andan itibaren anne olmakla ilgili her şeyi öğrenmeye başlar ve gerekli değişiklikleri hayatına dahil etmeye başlar.

Bebeğe doğru girdiyi verebilmek için hangi yiyecekleri yediğinin, olumlu yaşam tarzının hangi olumlu yaşam tarzını benimsemeye değiştirdiğinin bilincine varır.

İyi müzik dinleyerek henüz rahmindeki minik kulakların duyması için güzel kitaplar okumaya başlar.

İşte bu, öğrenmenin tam rahimden itibaren ne kadar erken başladığıdır.

Bir çocuk doğduğunda, anne en iyi öğretmendir ve aynı zamanda bir rehberdir. Çocuğuna sevgi ve güven sağlayan ilk etkidir.

Annelerimizden öğrendiklerimize dönüp bakarsak, o kadar çok şey var ki hepsini bir kenara not etmek imkansız olabilir.

Annelerimizden Öğrendiğimiz 5 Şey

1. Disiplin

Bir annenin rehberliği, bir çocuğun hayatı boyunca devam eder.  Yürümeye başlayan bir bebek, çocuğa dönüştüğünde, onu eğitmek ve ona rehberlik etmek için orada bulunan annedir.

Bir anne her zaman örnek olarak liderlik yapar. Disiplini onun farklı niteliği olarak gördüğümüzde, biz de aynı şeyi öğrenme ve yapma eğiliminde oluruz.

Her gün erken kalktığını, sorumluluklarını dengelediğini, tüm öğünlerini zamanında yediğini ve ayrıca her gün bize zaman ayırdığını gördük. Bu değerleri annelerimizden öğreniyoruz ve onların çabaları sayesinde artık kendimize sorumlu yetişkinler diyebiliyoruz.

Her annenin yaptığı bazı hatalar olsa da , o hala gelmiş geçmiş en iyi öğretmendir.

2. Paylaşma ve Önem Verme

Paylaşmak ve ilgilenmek, bir çocuğun ahlaki gelişiminin önemli bir parçasıdır.

Çocuklar olarak, bize bir şeyleri paylaşmamız ve başkalarına değer vermemiz öğretildiğinde, başkalarıyla işbirliği yapmayı, kibar olmayı ve başkaları için bir şeyler yapmayı öğreniriz.

Bu, yetişkinlikte sosyal farkındalığın gelişmesine yardımcı olur ve sadece onlara değil, aynı zamanda duygularına ve tepkilerine de değer vermeyi öğreniriz.

Annelerimizin her zaman eve gelen misafirlere yiyecek ve su ikram edip, herkesi selamladıklarını, misafirleri rahat hissettirmek için ellerinden geleni yaptıklarını gördük.

Bu küçük, ama akılda kalıcı örnekler çocukların havasını belirler; küçük yaşta paylaşmanın önemli ve özenli olduğunu öğrenirler.

3. Sevgi

Kimse sevgiyi anneler kadar iyi bilemez. Bu sebeple her zaman herkese öğretebilecekleri bir ders vardır.

Bir annenin yavrularını koruma sevk-i ilahisi hamile olduğunu bildiği andan itibaren başlar. Sevgisi koşulsuz ve ebedidir; bir çocuğun doğduğu andan itibaren bellidir.

Annenin bebeği ile ten teması, sıcaklık ve rahatlık sağlar. Anne ile bebek arasındaki bu özel etkileşim, bebeklerin daha az ağlaması ve daha fazla uyuması için sakinleşmesine yardımcı olur.

Dolayısıyla ebeveyn sevgisi ile çocuğun mutluluğu ve başarısı arasında güçlü bir ilişki görüyoruz. Bilim de ebeveynleri tarafından çocuklarına ifade edilen sıcaklık ve sevginin onlar için uzun ömürlü sonuçlar doğurduğu fikrini destekliyor.

4. Saygı

Bu, annelerimizin bize öğrettiği ilk şeylerden biridir.

Bize yaş, ırk veya sosyal durumdan bağımsız olarak çevremizdekilere saygı duymamızı öğretirler.

Çocukken önce anne babamıza saygı duymayı öğrenmeye başlarız. Bunun nedeni, bize ve basit seçimlerimize saygı duyduklarını görmemizdir. İster önce bisküviden kremayı yalar, sonra onu yer, ister elbisenin altına bir de gömlek giyer.

Seçimlerimize saygı duyuyorlar ve bizi biz olduğumuz için seviyorlar. Aynı durum büyüdüğümüzde yaşam için de geçerlidir.

5. Çalışkanlık

Kimse bir anneden daha çok çalışmaz.

İster evde kalmak, tüm işleri yapmak ve herkese bakmak veya tam zamanlı çalışarak ailesini desteklemek ve eve geldiğinde çocuklarına bakmak olsun; çalışmak…

Annelerin 7/24 görevde olduğunu söyleyebiliriz.

Bu, çocukların sadece uygulamaya konulduğunu görerek onlardan öğrendiği bir derstir.

Çoğu insan için anne, ilk kelimelerini kendisinden öğrendikleri ilk öğretmendir.

Birçoğu için anne, hayatlarının en önemli eğitimcilerinden biridir. Bununla birlikte, dünyada hala okuyamayan veya yazamayan milyonlarca anne de var unutmayın; insanlık utansın.

Aslında, biliyor musunuz; dünyadaki okuma yazma bilmeyen nüfusunun üçte ikisi kadın ve kızlardan oluşuyor. Bir anne okuyamıyor veya yazamıyorsa, çocuğu okumayı veya yazmayı nasıl öğrenebilir, okulda başarılı olabilir ve en büyük hayallerini gerçekleştirebilir?

Anneler ihtiyaçlarımızı en iyi bilendir.

60 yıldan daha uzun bir süre önce, psikolog Abraham Maslow, en temel biyolojik ihtiyaçları kişinin tam potansiyelini gerçekleştirme zirvesine uzanan ünlü insan ihtiyaçları hiyerarşisini önerdi.

Anneler, çocuklarının bu tüm insani ihtiyaçlarını karşılamasına yardım etmede ustadır.

Fiziksel beslenme, güven, sevgi ve şefkat sağlamaktan duygusal ve ruhsal gelişimi ile kendilerini gerçekleştirme aşamalarının her birinde annenizin ayak izi vardır.

İyi bir anne sizi besler, korur, sever, başkalarıyla bağlantı kurmanıza yardımcı olur ve sizi psikolojik ev sosyolojik hayatınızda en iyi olmaya teşvik eder.

Anneleri “Kahraman” Yapan Sır Nedir?

Yapılan bir araştırmaya göre, Amerikalıların % 25'inden fazlası annelerini bir numaralı kahramanları olarak gösteriyor. Babalar % 16 ile ikinci sırada geliyor. https://global.oup.com/academic/product/heroes-9780199739745?cc=tr&lang=en&

“Kahraman” kavramı, “süper insan veya fiziksel olarak cesur, cesaretini gösteren insan” olarak ilişkilendirmiştir.

“Kahraman” kavramı, sıra dışı ve olması gereken çabanın çok fazla üstünde olduğunu ifade eden bir kavramdır. Psikologlar bir kahramanın 4 fonksiyonu / özelliği olduğunu söylüyorlar:

1-) Savunma ve koruma sağlamak; 2-) Zeka ve bilgeliği somutlaştırmak 3-) Ahlaki davranış modeli olmak, 4-) Gelişmeyi ve ilhamı teşvik etmek. https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fpsyg.2015.00130/full

Bu kavramlara Bediüzzaman Said Nursi perspektifinden bakalım:

1. Anneler Savunur ve Korur.

“Çünkü, meselâ valide, ruhunu feda ettiği evlâdını daima tehlikelere mâruz gördükçe titrer. (Meyve Risalesi, Sekizinci Meselenin Bir Hülasası)

"Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum. Çünkü, mukabilinde bir mükâfat, bir sevap istenilen muhabbet zayıftır, devamsızdır."

Hattâ hâlis muhabbet, fıtrat-ı insaniyede ve umum validelerde derc edilmiştir. İşte bu hâlis muhabbete tam mânâsıyla validelerin şefkatleri mazhardır.

Valideler, o sırr-ı şefkatle, evlâtlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfat, bir rüşvet istemediklerine ve talep etmediklerine delil; ruhunu, belki saadet-i uhreviyesini de onlar için feda etmeleridir. Tavuğun bütün sermayesi kendi hayatı iken, yavrusunu itin ağzından kurtarmak için—Hüsrev'in müşahedesiyle—kafasını ite kaptırır. (Onyedinci Lem’a, Onüçüncü Nota, Dördüncü Mesele)

***

Fedakarlık Timsali

Şefkatli bir valide gibi, kendi saadetini ve rahatını onların saadeti için feda eder. (Yirmidördüncü Mektup, İkinci makam, üçüncü remiz)

***

Bir valide veledini tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakikî bir ihlâs ile vazife-i fıtriyesi itibarıyla kendini evlâdına kurban etmesi gösteriyor ki, hanımlarda gayet yüksek bir kahramanlık var. (Yirmidördüncü Lem’a; Hanımlar Rehberi)

***

Ağırlık kaldırmak veya kendi hayatlarını feda etmek olsun, çocuklarını kurtarmak için ne gerekiyorsa yapan annelerin bol hikayesi vardır. İnternette hafif bir sörf yaparsanız, en üzücü koşullarda çocuklarını kurtaran, ruhunu evladına feda eden annelere ait manşetlere rastlayabilirsiniz.

Kahramanların koruma işlevi ve annelerin neden kahramanları olduğuna ilişkin olarak düşündüğümüzde tipik cevaplar arasında, özellikle okul çağında, "Annem beni arkadaşlarımın zorbalıklarından korudu"

Richmond Üniversitesi'nde öğrenci araştırmacısı olan Rebecca M. Fischer, anneliğin psikolojik mekanizmalarına ilişkin incelemesinde, annelerin “çocuklarını korumak, ilgilenmek ve başarılı olmak ve motive etmek için biyolojik olarak yönlendirildiklerini” buldu.

Bediüzzaman bu yönlendirmenin bağlamını şu şekilde açıklıyor:

“Ve kezâ, validelerin şefkatleriyle nimetlenen çocukların sayısınca nimetleri tazammun edip ona göre hamdlere, senâlara kesb-i istihkak edenlerden birisi de Rahîmiyettir.”

Evet, annesiz aç bir çocuğun ağlamasından müteessir ve acıyan bir vicdan sahibi, elbette validelerin çocuklarına olan şefkatlerinden zevk alır, memnun ve mahzuz olur. İşte, bu gibi zevkler birer nimettir, hamd ve şükürler ister. (29.Llem’a 2. Bab, 7. Nokta)

Sinirbilimciler Craig H. Kinsley ve Kelly G. Lambert, anneliğin dişi sıçanlarda beyni değiştirdiğini ve yavrularını tehlikeden korumaya yönelik anne davranışları ürettiğini keşfettiler. Kaynak: https://www.scientificamerican.com/article/the-maternal-brain/

İnsan türünde, kadınların beyinleri doğumdan sonra iki yıldan fazla süren önemli bir yeniden şekillenme sürecinden geçer. Bu değişiklikler kadınlara anneliğe geçişte yardımcı olur ve bebeği korumaya ve savunmaya hazır olmayı içerebilir. Kaynak: https://www.scientificamerican.com/article/pregnancy-causes-lasting-changes-in-a-womans-brain/

İnsan bebekleri, tüm canlılar arasında en savunmasız olanlar arasındadır.

Türümüzün, çok küçük ve kırılgan olduğumuzda bizi korumak için her şeyi riske atan annelere sahip olmasına şaşmamalı; düşünmeli; böyle bir varlığa hürmet etmeyen insan bozması canavarlar bir kez daha düşünsün!

2. Anneler Zeka ve Bilgelik Eğitimcisidir.

Anne = Öğretmen/Rehber/Danışman

“İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.”

***

İlk Soru valideye sorulur:

“Bir vakit sabavetimde ay tutuldu. Validemden sual ettim. Dedi ki: "Yılan Ay'ı yutmuş."

Dedim: "Neden daha görünüyor?" dedi ki: "Âsumanın yılanı nim-şeffaftır." (Muhakemat, Unsurul-Hakikat, Beşinci Mukaddeme)

***

O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. (Yirmidördüncü Lem’a; Hanımlar Rehberi)

***

Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum. (Yirmidördüncü Lem’a; Hanımlar Rehberi)

***

Şefkat Fıtratı / Duygu Eğitimi

Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur'un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum. (Yirmidördüncü Lem’a; Hanımlar Rehberi)

***

Hem peder ve valideyi şefkatle teçhiz eden ve seni onların merhametli elleriyle terbiye ettiren hikmet ve rahmet hesabına onlara hürmet ve muhabbet, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine aittir. (32. Söz, 3. Mevkıf)

***

“…hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati…” (Yirmidördüncü Lem’a; Hanımlar Rehberi)

***

Hayvânî valideler, yavrularını, küçük iken vazifeleri bulunduğundan, lezzetle himayeye çalışır. Büyük olduktan sonra vazife kalkar, lezzet de gider. Yavrusunu döver, elinden daneyi alır. Yalnız, insan nev'indeki validelerin vazifeleri bir derece devam eder. Çünkü insanlarda, zaaf ve acz itibarıyla, daima bir nevi çocukluk var; her vakit de şefkate muhtaçtır.

***

İşte umum hayvânâtın, horoz gibi çobanlık eden erkeklerine ve tavuk gibi validelerine bak, anla ki, bunlar kendi hesabına ve kendileri namına, kendi kemalleri için o vazifeyi görmüyorlar.

Çünkü hayatını, vazifede lâzım gelse feda ediyorlar. Belki vazifeleri, onları o vazifeyle tavzif eden ve o vazife içinde rahmetiyle bir lezzet derc eden Mün'im-i Kerîmin hesabına ve Fâtır-ı Zülcelâlin namına görüyorlar. (17. Lem’a 8. Nota)

***

Bilim insanları, zekânın babalardan çok, annelerden miras alındığını gösteren kanıtları ortaya çıkarmaya başlıyorlar. Kaynak: https://psychology-spot.com/did-you-know-that-intelligence-is/

Bu genetik mirasın ötesinde, anneler çocuklarına bilgelik aktarma eğilimindedir. Mesela anneniz size, hayattaki en önemli şeylerin soyut olduğunu ve satın alınamayacağını öğretti mi?

Mesela aşk gibi, karakter gibi, dürüstlük gibi, iman gibi?

Öğrencilik yıllarımda misafir olduğum bir Amerikan ailesinde, doğum günü kutlanan ve bu münasebetle konuşma yapan genç çocuk, kahramanın annesi olduğunu vurguladıktan sonra annesine, hayatla ilgili temel gerçekleri öğrettiği için teşekkür etmişti.

ABD kurucu başkanı George Washington, “Varlığımı, ben anneme borçluyum. Hayattaki tüm başarımı ondan aldığım manevi, entelektüel ve beden eğitimine bağlıyorum." demişti.

Çoğu filmlerde görmüşsünüzdür; filmin kahramanı olan çocuk kendisine kötülük yapmak isteyenin yakalanmasından sonra polislere kötü adamı işarete ederek şöyle söyler:

“Kötü, çünkü onun bir annesi yok!”

Anneler iyi birer akıl hocasıdır. Efsanevi kahramanlık hikayeleri neredeyse her zaman kalıcı bir bilgeliğe sahip olan ve bunu paylaşmaya istekli olan akıl hocalarını içerir. Anneler, büyürken rehberliğe ihtiyaç duyduklarında oğullarına ve kızlarına akıl hocalığı yaparlar. Kaynak: https://www.newworldlibrary.com/Books/ProductDetails/tabid/64/SKU/15936/Default.aspx#.YJj27rUzbIV

3. Anneler Eğitim ve Ahlaki Yöntemleri Bir Modeldir.

Annelerin Fıtri Eğitim Metodu; öncelikle “Havf-Reca” tahterevallisidir.

Malûmdur ki, bir valide, meselâ bir yavruyu korkutup sinesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem'asıdır. Demek havfullahta azîm bir lezzet vardır. (24. Lem’a)

“…Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse, "En leziz ve en tatlı haletin nedir?" Belki diyecek: "Aczimi, zaafımı anlayıp validemin tatlı tokatından korkarak yine validemin şefkatli sinesine sığındığım halettir." (Yedinci Söz)

İyi bir anne, insan davranışının yüksek standartlarının bir örneğini sağlamaya çalışır.

Araştırmalar, kaç annenin kariyerlerini sürdürürken çocuk yetiştirmek için mücadele ettiğini veya ailelerini geçindirmek için çalışan bekar ebeveynler olduğunu ve annelerin "güçlü örneklerle ve engelleri aşarak oğulları ve kızlarının tam potansiyellerine ulaşabilmeleri için" nasıl önderlik ettiğini söylüyor.

Çocukken birçok insan, annelerinin özverililiğini ve günlük fedakarlıklarının peşinden gider. Şunu anlarız ki, biz kendimiz için değil, başkaları için yaşıyoruz ve yaşamalıyız

Kahramanlar, nasıl erdemli davranılacağını gösteren umut ışığıdır; pek çok anneye benziyor değil mi?

4. Anneler Geliştirir ve İlham Verir.

“Susam ve Zambaklar” kitabında John Ruskin, kadınlara dair yaptığı övgüde, onların gücünü “Savaşlardan ve ölümlerden siz sorumlusunuz: Savaşa engel olmadığınız için…” diyerek yüceltmişti.

Ruskin, kadın fıtratının, savaş gibi her yönüyle ölüme götüren kaba davranışlardan müberra olduğunu vurguluyordu. Ruskin, annedeki şefkatin gelişimci olduğuna vurgu yapıyordu.

Bediüzzaman da kadın fıtratının eşsiz güzelliğinin kaynağının “şefkat olduğunu, şefkatin ise savaş gibi yıkıcı sonuçları olan davranışlara kapalı olduğunu vurguluyordu.

“…Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, ancak bir lem'a-i tecellî-i rahmettir.”

“…umum validelerin gayet şirin ve fedakârâne şefkatleriyle şefkatini gösteren…Rububiyet-i İlahiye…” (14. Lem’a, 2. makam, üçüncü sır)

Erkekler, annelerinin onları nasıl daha iyi insanlar yaptığından bahsederken, tipik olarak şunları söylerler: “Annem bana en iyi ben olmam için ilham verdi" ve "Annem beni tam potansiyelimi geliştirmem için motive etti" şeklindedir.

İyi bir anne, çocuklarının dünyasını düşünür ve onlar için en iyisini ister. Çocuklarını yıldızlara ulaşmaya ve potansiyellerini en üst düzeye çıkarmaya teşvik ediyor. Bu konuda bazen aşırı gider, ifrat eder; “çocuğunu   hafız mektebinden alır”; sonra da evladının mirasından mahrum kalır, tokat yer.

Kahramanlık üzerine yapılan araştırmalar, çağlar boyunca kahraman hikayelerinin, anneler için de ve annelik iş tanımının önemli bir parçası olarak yer almıştır. Kaynak: https://onlinelibrary.wiley.com/doi/abs/10.1111/jtsb.12094

Kusurları da olsa anneler zirvede

Kadınlar çocuk sahibi olduklarında anda “mübarek ve azize” olurlar mı?

Tabii ki genelleştirilemez. Ancak nerede acı çeken bir anne varsa, onun arkasında acı veren bir erkek olabilir. Elbette, bu idealleştirilmiş tanımlara uymayan pek çok anne de var. Ancak fıtratı bozulmuş birkaç anne de olabilir.

Toplumlarda kahraman olarak seçilebilecek tüm insanlar; dini, sosyal ve siyasi liderler, ahlaki nasihatçılar, yardımseverler, efsaneler, koçlar ve aile üyeleri, hepsi kahramanlık yönleriyle örnek olmuşlardır.

Annelerin, insanların ihtiyaçlarını karşıladığını ve bir ortamı diğer bireylerden daha etkili bir şekilde en iyi hale dönüştürdüğünü öğrendik.

Anneler Günü, haklı olarak çiçek ve hediye harcamaları açısından Babalar Günü'nü çok geride bırakıyor. Zaten babalar günü icadı; “babalara ayıp olmasın” diye, anneler gününe yapılan bir kapitalist nazire günüdür.

Dünyada yapılan tüm araştırmalarda “kahramanınız kim?” sorusuna verilen cevapta; anneler, sağladıkları karşılıksız sevgi armağanı nedeniyle ilk sırada yer alıyor.

Duygusal desteğe ihtiyacınız olduğunda anneniz yanınızdadır.

Sana sarılır.

Ağladığınızda sizi rahatlatır ve kucağına oturmanıza izin verir.

Okula giderken ve gece yatmadan önce sizi yanaklarınızdan öper.

Gece gelir üstünüzün açık olup olmadığını kontrol eder.

PEW araştırmasına göre, sosyal normlar değişirken babalar da önceki nesillere göre, daha çok çocuk yetiştirici rolünü üstleniyor.

Unutmayınız ki; “beşiği sallayan el, dünyayı yöneten eldir.”

Bununla birlikte, ortaya çıkan psikolojik kahramanlık bilimi, birçok insanın neden kahraman annelerine kalplerinde özel bir yer ayırdığını açıklamaya yardımcı oluyor. Kaynak: https://www.pewresearch.org/social-trends/2013/06/14/the-new-american-father/

***

Sonuç: Ümitli Olmayı Bize Annemiz Öğretti

Bazen hayal kırıklığı yaşadığımız dramlar oluyor: Bu kahramanlığın karşılığı böyle mi verilmeliydi?

Bediüzzaman da şiddetle uyarıyor:

Kadınlığın fıtratında çocuk okşamak ve sevmek meyelânı vardır.

Ve bir evlâdının dünyada ona hizmeti ve âhirette de şefaati ve validesi öldükten sonra ona hasenatıyla yardımı, o meyl-i fıtrîyi kuvvetlendirip evlendirmeye sevk etmiş.

Halbuki şimdi terbiye-i İslâmiye yerine terbiye-i medeniye ile on taneden bir iki hakikî evlât, kendi validesinin şefkatine mukabil fedakârâne hizmet ve dindârâne dualarıyla ve hasenatlarıyla validesinin defter-i a'mâline haseneler yazdırmak ve âhirette salih ise validesine şefaat etmek ihtimaline mukabil, ondan sekizi o hâleti göstermediğinden, bu fıtrî meyil ve nefsânî şevkle o biçare zaifeler böyle ağır bir hayata kat'î mecbur olmadan girmemek gerektir. (Emirdağ-II, 45. mektup)

Tüm bu anlatılan hakikatlerden gelinen nokta, annelerdeki rahmet ve şefkatin kaynağı olan İlahi rahimiyyete dikkat çeken teselli verici bir hadisle kapatalım konuyu:

Ömer İbnü’l-Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:

“(Bir keresinde) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da aralarında bulunduğu bir esir grubunu getirdiler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çevresindekilere (o kadını işaretle):

- “Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?” diye sordu.

- Aslâ, atmaz! dedik.

Bunun üzerine Hz. Peygamber:

- “İşte Allah Teâlâ kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir” buyurdu. (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Tevbe 22. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 1; İbni Mâce, Zühd 35)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum