Mesut ENDER-ARAŞTIRMALARIN DİLİ

Mesut ENDER-ARAŞTIRMALARIN DİLİ

‘Topuz’ sendromu

A+A-

Bir zaman bir diktatör halkı toplamış ve güzel masallar anlatırken, kalabalığın sessizliğini bir hapşırma sesi kesmiş.

Birden öfkelenen diktatör, “Kim hapşırdı?” diye bağırmış.

Tam bir sessizliğe gömülen topluluktan çıt bile çıkmamış.

Bunun üzerine yeniden kükreyen diktatör, askerlerine, “ön sırayı tarayın!” emrini vermiş.

Askerler denileni yaptıktan sonra, diktatör yeniden konuşmaya başlamıştı ki, aynı hapşırma sesi bir daha yırtmış konuşmayı.

“Kim, dedim o hapşıran!” şeklinde bir nara atmış diktatör.

Yine çıt yok.

Askerlerine “İkinci sırayı da tarayın” emrini vermiş.

Askerler ikinci sırayı da taramışlar.

Diktatör öfkeden kuduracak hale gelmişken ve yeniden konuşmasına başlamak üzereyken, birden en arka sıralardan bir yaşlı adam sesi, tüm yavaşlığıyla kalabalığın arasından geçip diktatörün kulağına ulaşmış:

“Ben hapşırdım, efendim!” demiş kendisini işaret ederek.

Diktatör elini gözlerine siper yapıp, kalabalık sıraların arkasında cüsseli insanlar arasında zayıf ve çelimsiz bir ihtiyar görmüş.

“Gerçekten sen mi hapşırdın? Bir adım öne gel!” demiş sertçe.

İhtiyar öne çıkınca, göz göze gelmiş diktatörle ve diktatör ona doğru bağırarak, “Çok yaşa!” demiş.

***

İletişimde anlamlı bulduğum bir kural vardır.

“Eğer elinizdeki tek alet çekiçse, her şeyi çivi olarak görmeye başlarsınız.”

Abraham Maslow’a ait olduğu söylenen bu ince anlamlı laf, hakikaten insanı yakından tanımlıyor.

İnsan elinde ne varsa, nelere sahipse, onunla birlikte düşünme eğilimi taşıyor.

Sözgelimi, elinize bir kitap alın; kitabı “şöyle bir karıştırma” ihtiyacı hissedersiniz.

Bir kalem tutuyorsanız, yazacak bir yerler ararsınız; hatta çocuklar için en uygun yer evdeki en önemli duvarlardır.

Bir kaşık alın, daldıracak yemek ararsınız.

Bir ok ve yayınız varsa, hedef ararsınız.

Bir bıçak alın, kesilecek bir hayvan, doğranacak et ararsınız.

Bir silah alın (avcıysanız) ağaçlarda avlanacak kuş ararsınız.

Eh, bu durumda bir çekiç alırsanız, başını çıkarmış (gevşemiş) bir çivi ararsınız.

Kısacası, eteğinizde ne varsa onu dökersiniz.

Bu biraz da kabiliyet meselesi; neye kabiliyetiniz varsa onda inkişaf ederseniz.

topuz.jpg

Topuz Sendromu

Abraham Maslow’un “çekiç yasasıyla” herhangi bir sosyal, psikolojik veya akran baskısına maruz kalıp kalmadığını bilmiyorum. Onun meşhur “ihtiyaçlar hiyerarşisini” duymuşsunuzdur. O konuya girmeyeceğim.

Oysa Maslow’un bunu söylediği yüzyılın ilk yarısında, benzer bir kalıp cümleyi sürgün bir adam da söylüyordu; hatta hayatı topuz tutan ellerle (veya topuzlarla) mücadeleyle geçen, “Topuz” sendromunu “Nur” Yasası” ile iyileştiren bir adam; Bediüzzaman Said Nursi de söylüyordu:

“Elimizde nur var, topuz yoktur. Biz tecavüz edemeyiz. Bize tecavüz edilse, nur gösteririz. Vaziyetimiz bir nevi nurânî müdafaadır.” (Onaltıncı Lem’a, Üçüncü Meraklı Sual)

Bediüzzaman’ın analojisinde, tıpkı çekiç gibi, topuz da “Baskı, şiddet, dikta, kurnazlık, uyanıklık, yalan söylemek, hile, yalakalık, şaşırtmaca, göz boyama, iftira, kandırmacayı; daha ötesinde şiddet, tecavüz, fiziksel saldırı, taammüden öldürmeyi ve idamı…” temsil ediyor.

“Hakimiyet” kavgalarının en hasta unsuru siyasettir.

Topuz siyasetin ta kendisidir.

Bunlar nerede bulunuyorsa ve kimde varsa, o kalpleri parçalayan, akla zarar bir “dikenli bir topuz”, bulunduğu el ise topuz sendromuyla muallel bir ortamdır.

Heyhat; İnsandan daha zalim kim vardır?

Topuz sendromunu yaşayan ve kendi topuzuyla iletişim kuran(!) kişi, kendisi de gelecekte başka ve daha güçlü bir topuzun kurban adayıdır.

Çivi çiviyi söktüğünden, o topuz gelir kendi başını ezer.

Başkasının topuzunu yemeyen, kendi yumruğunu topuz zanneder.

Topuz-Nur Dikotomisi

Tehlikeli bir alandır topuz sendromlu ortamlar.

Bu bazen, en samimi arkadaşlar arasındaki iletişimin bozulup topuzlarla karşı saldırıya geçmesinden tutun, en hafifinden beden diliyle yapılan baskıya kadar hayatın her alanında cereyan ediyor.

Geleneksel aile yapılarımızda, çocuk terbiyesinde, sistemi baskı üzerine kurulmuş, özgürlükten yoksun eğitim sistemlerinde de öğretilen topuzlar ve topuzcuların marifetleridir. 

Evlerde birçok “baba” topuz sendromu yaşatıyor çocuklarına ve babalık yaptığını sanıyor.

Okullarda “bazı” öğretmenler, işletmelerde “bazı” patronlar, kamuda “bazı” yöneticiler, siyasette bazı liderler, can dostlar arasında “bazı” arkadaşlar; kimi makam ve mevki topuzuyla, kimi para topuzuyla, kimi sosyal statü topuzuyla, kimi manevi makam topuzuyla, kimi “sabiyy-i müteşeyyih” “tekebbür” topuzuyla başımıza vurarak bizi terbiye(!) ediyorlar. (Münazarat, e-Risale, 61 / 142) 

Biz hasta bir toplum olduğumuz için ilaçlarımız bile topuz gibi yenilir yutulur cinsten değil; acı sülfato.

Her tarafımız yamuk yumuk olduğu için, birilerine göre bizim düzeltilmeye ihtiyacımız var.

Bir asrı geçkin oldu, bizi kurtarmak isteyen Topuzculardan kurtulmak için çok çaba sarf ettik.

Topuzculardan kurtulup şeffafiyet ve millet hakimiyetine tam geçtik derken mahallenin topuz adayı piçleri tarafından alabora edildik.

Ha bir de “topuzun sapı” olmayı seven birileri çıkıyor ve kırılan topuzun sapı olmaya çalışıyor. 

Bazıları ise ahmak nev’inden oldukları için, kraldan fazla kralcı olup, topuzcudan görünmeye ve şirin durmaya çalışıyor. Hatta sahte türbedarlık bile yapıyor.

Oysa iki topuzbaz bir ipte oynamaz.

Topuzların En Tehlikelisi

Topuzların en tehlikeli olanı, nuru öne çıkarıp arkasına gizlediği topuzla avlamaktır.

Gizli gündemi olmaktır.

Tilki gibi kurnazlıktır.

Hakkı ve hukuku savunuyor gözükmek; ama aslında ayaklar altına almaktır.

Ekmeğe ulaşmak için Kutsal kitabı bir basamak yapmaktır.

Topuzların en tehlikelisi ikiyüzlülüktür.

Hak ve hukuk yerine güç ve zorbalığa başvurmaktır.

Gücün emrinde farklı ses çıkaramamaktır. 

Topuz tutanlar kadar topuza tapanlar da aynıdır.

***

Topuz Yasası

Eğer elinizde Topuz varsa problemleri döverek söverek çözmeye çalışırsınız.

Sorun çıkaranlara o topuzun dikenleriyle küçük gözdağı verirsiniz.

Daha da olmazsa ezersiniz.

Topuzcunun adalet ve hukuk sistemi problemlidir.

Adalet ve hukuk sistemleri topuzla sağlanamaz.

Bir gemide dokuz masum bir cani olsa, o cani yüzünden elindeki topuzla o gemiyi batırmaya hakkı yoktur.

Ya da tersine dokuz cani bir masum olsa, yine o topuzu kullanamazsın.

Hukuk yollarını kullanmalısın.

Kuvvet topuzda değil akıldadır.

Akılda da değil yürektedir.

En problemli zulmü işleyenler bile topuzun başına açacağı işleri bilmeliler.

Hakka ve meşru hedefe meşru yoldan gidilmelidir.

Amaca ulaşmak için her yol mübah değildir.

Birileri çıkar karşına ve daha güçlü bir topuzla kafanı kırar.

Tıpkı senin ezdiğin insanlar gibi, sen de başka bir topuzcunun elinde ezilirsin.

Bu dünyanın düzeni böyle…

***

Eğer çekiç tutuyorsan sorunlarını kaba kuvvetle çözüyorsun

Bağırıyor çağırıyorsun

Huzursuzluk çıkarıyorsun

Gözdağı veriyorsun.

****

Nur yasasına sarıl!

Davası hak olanın elinde nur vardır. Nur yasasına bağlıdır; kimseye minnet etmez.

Davası hak olanın vasıtaları da hak olmalıdır.

“Ben bakıyorum ki, yirmiye karşı seksen adam, elinde topuz tutuyor.

Halbuki, o biçare ve mütehayyir olan seksene karşı hakkıyla nur gösterilmiyor.

Gösterilse de, bir elinde hem sopa, hem nur olduğu için, emniyetsiz oluyor. 

Mütehayyir adam, "Acaba nurla beni celb edip topuzla dövmek mi istiyor?" diye telâş eder.

Hem de bazen arızalarla topuz kırıldığı vakit, nur dahi uçar veya söner.”

Öyleyse bırak topuzu; at ve kır!

Fener ol insanlara, deniz feneri.

Dilinle ve fiilinle

Konuşmanla ve susmanla

İletişiminle

Yazmanla veya okumanla

Seçtiğin kelimelerle

Örnek ol da

Nur göster

Nur göster ki, yollarını bulsunlar

Nurla sabahlasınlar.

Elinde tuttukları topuzu bir kenara fırlatıp nurani hakikatleri ellerine alsınlar.

***

Nurun değeri bilinmeyebilir.

Güneş varken sabah olması yadırganmıyorsa, nur varken bunun farkında olmayabilirsiniz.

Nur’un fendi karanlığı yendi.

Her zaman da yenecektir.

Her zulmet iki nur arasındadır.

Asıl olan nur yasasıdır.

Aydınlık, nurdan gelir. 

Önemli olan nurla görmek ve nurla göstermektir.

Yol ve yön göstermektir.

Zeka ve Kurnazlık da Bir Topuzdur.

“Hak” nurdur, şeffaftır; röntgen gibi beynin tüm kıvrımlarını ve MR’ını çeker

Kuvvet var, fakat tecavüz yok.

Çünkü haklı kuvvet adalet, haksız güç şiddettir.

Hukuk olmadığı yerde topuzun hukuku geçerlidir.

Egemenlerin hakimiyeti başlar. 

Yaşlılar daha fazla nur yasasına uymalı.

En çirkin ve en komik olanı ise fikren ihtiyar olanların (fiziken de öyle) topuz yasasına sarılmasıdır.

Topuz yasası insanın insanlık öncesi döneminden gelmedir. Ne hikmetse onunda beraberinde getirmiş.

İnsanın hayvaniyetten gelme alışkanlıklarıdır.

Sopa (topuz) cennetten çıkarılmıştır.

Yani topuzlar ve topuzcular cehennemdendir.

Nur Yasasının 3 Olmazsa Olmazı

“Elimizde nur var, topuz yok. Nur incitmez, ışığıyla okşar.” (Kastamonu Lahikası)

Çünkü “Rahîm ve Hakîm” isimleri topuzu reddeder.

Şefkat ve merhamet, hikmet ve doğru düşünme topuzu reddedip Nur yasasına tabiiyeti gerektirir

Eğitimciler topuz yasasını değil, nur yasasını öğrenmeli ve öğretmeli…

Nur Yasasına tabi insanlar problemlerini nurla çözerler.

Nur yasasının 3 davranış ilkesi vardır:

  1. Nezihane (İletişimde kelime-cümle seçiciliği)
  2. Nazikane (Sözsüz beden dili iletişimi)
  3. Kavl-i leyyin (Sözel iletişimde ses tonlamaları, söyleme tarzı vb.)

Ahirzamanda her şey kuvvetini “belağat-ı edadan” alacaktır.

Nurun aksine, Topuz sendromunun zulümatlı 3 ilkesi vardır:

  1. Sosyal Psikolojik baskılar (Evham, korku salmak, kaygı uyandırmak vb. telkinler)
  2. Mobbing (Fiili, sözlü ve beden diliyle tacizde bulunmak)
  3. Öldürmek (Hayata kastetmek)

Kendime bakıyorum:

Kendime bakıyorum, güya Nur’a yapıştığını sanan ben, çoğu kere elimde bir topuz olduğunu fark ediyorum.

İnsanları farklı özelliklerine ve dünyevi görüşlerine göre gruplandırıyorum.

Kast sistemine göre yapılandırıyorum.

Önyargılarımı fark ediyorum.

Sonra, topuzun bana yaptıklarına bakıyorum:

Bir defa iletişimim bozuk. Kırıcıyım. İnsanları alenen veya sırlı bir şekilde iğneliyorum.

Rüyalarımdan elimde çekiçle uyanıyorum.

Odada çakılacak çivi ararken uyanıyorum.

Kimseyi de beğenmiyorum; iyi mi?

Kibir ve gururuma hamiyet libasını giydirdiğimden niyetimi iyice gizlemiş oluyorum.

Bazen ırk topuzunu elime alıyorum, bazen siyaset topuzunu; sonra da kalkıp siyasetle uğraşanları güya ikaz ediyorum.

Mümkün mü, değil; çünkü o davranışımın ruhu yok.

İnsanlara dinden imandan bahsetsem, bir sürü dindarın yaptığı yamuk topuz işlerinden dolayı susturuluyorum; tıkım çıkmıyor.

Neresinden tutsam dökülüyor.

“Ne oldi bize, ne oldi söyle!”

Sonuç. “Topuz, Nur’a Karşı!”

Tek parti dönemi dâhil 100 yıllık hikayemiz topuzla nurun mücadelesidir.

Yalnız bir sorunumuz var; saflar net değil, iç içe girmiş.

Kimin elinde ne var karışmış.

Onun için Bediüzzaman uyarıyor; bataklıktaki 20’ye karşı onları kurtarmak için 80 kişi elinde topuzla bekliyor.

Nasıl “kurtaracaksa?”

Eh bunu gören de bataklıktan çıkmak ister mi?

Bize Nur ve Topuz dikotomisini öğrettiği için müteşekkiriz Bediüzzaman’a…

Bizi topuz sendromunun tehlikelerine karşı uyardığı için minnettarız ona.

Dönemin Topuzcularını, uyguladıkları topuz sendromlu kararlarındaki tehlikelere işaret ettiği cümleleriyle konuyu kapatalım:

“Ey Müslümanları dünyaya şiddetle teşvik eden ve san'at ve terakkiyât-ı ecnebiyeye cebirle sevk eden bedbaht hamiyetfuruş!”

“Dikkat et, bu milletin bazılarının din ile bağlandıkları rabıtaları kopmasın”.

“Eğer böyle ahmakane, körü körüne topuzların altında bazıların dinden rabıtaları kopsa, o vakit hayat-ı içtimaiyede bir semm-i kàtil hükmünde o dinsizler zarar verecekler.”

“Elimizde Nur var, siyaset topuzu yok. Yüz elimiz de olsa, ancak Nura kâfi gelir"

***

Çok bilme; ne kadar az bilirsen o kadar iyi uyursun!

Peki, topuzun hiç mi hakkı yok; var. “Topuz olmalı, ama kantarınki kadar…”

Not: Topuzcu yönümüzü törpüleyen Kurban bayramınızı tebrik ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum