Ahmet Nebil SOYER

Ahmet Nebil SOYER

Teşehhüd

Müminin miracı olan namazda, Yüce Allah’ın huzurunda Allah, Resulü, melekleri ve Allah’ın diğer salih kulları ile selamlaşmanın bir ifadesidir.

Hz. Peygamber (asm) teşehhüdü namazlarda okumuş ve okunuş biçimini Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi ashabına öğretmiştir 

Teşehhüd konusundaki taramalarda hep bilgi ve rivayet ağırlıklı anlatımlar var, teknik bir bahis anlatımı görülüyor. Bediüzzaman bu tahiyyat ve teşehhüd bahsini güncellemiş, heyecan ve ruh vermiş adeta bir sinema anlatımı gibi bir olay örgüsü kurmuş. İslami temaları anlatma konusunda da bir yenilik yapmış deha Bediüzaman. Yaşanılan bir anlatım tarzı var, namazı icra ederken meydana gelen bir anlatma. Bahis şahıslara bölüştürülmüş ve onlar sırasıyla konuşturulmuş. İslami temaları anlatmada Bediüzzaman tekniği bir büyük konudur ancak ciddi sanat anlatımlarıdır. 

Bediüzzaman ele aldığı bahsi noktalama işaretleri, şahıs kadrosu, mekan katarak bir dramatik metin haline getiriyor, bütün bahislerde böyle. Mesela Dokuzuncu Sözde de namaz anlatımı dramatik ve görsel yaşanmakta olan bir anlatma. Bediüzzaman’ın teknik başarılarını ve üslubunun üslub tarihindeki yerini tavazzuh ettirmek kıyamet kopar da yine ulaşılmaz çünkü edebiyatta en zor üslub ve anlatım yeniliklerinin bilinmesidir. Bediüzzaman’ın bu kadar uzman bir sanatçı ve üdeba kimliği edinmesi benim hayretime gidiyor, hayret ötesi bir hayrete düşüyorum tabii bana göre. 

Teşehhüd bir de şahit olma konusudur, bundan çok kelime doğmuş dilde edebiyatta ve dinde.

Bir şahit olunma, şahit olma olayı var. Birinci anlamda varlığın tahiyyelerini anlatım insan ben bunlara şahit oldum demesi. Daha sonra bütün bu tahiyyelerin öznesi olan Allah’ın bunları sahibi, terbiyecisi ve tanzim edicisi olmaya şahit olmadır. Bir de ben bunları düşünüyorum Ya Rabbi şahit ol, bütün namazın safahatını altın safahatını ifa ettim şimdi hülasaya geldi bunlara da şahit ol demek. Bunları yapmayan ne yapacak kimi şahit tutacak, değil mi?

Tahiyyat duasının anlamı şöyledir: Teşehhüd de şahit olma da bunların içine dahildir. “Bütün tâzimler, övgüler, mülkler, kavlî, bedenî ve malî ibadetler Allah’a mahsustur. Ey Peygamber! Sana selâm olsun, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Selâm bize ve Allah’ın sâlih kullarına olsun. Kesin olarak bilir ve beyan ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şehâdet ederim ki Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.” 

Bediüzzaman, Tahiyyat duasıyla irtibat kurularak Resûl-i Ekrem’in mi‘rac gecesinde tahiyyat, salavat ve tayyibat kelimeleriyle Cenâb-ı Hakk’a tâzimde bulunduğu, O’nun da buna selâm, rahmet ve berekât kelimeleriyle mukabele ettiği, Resûlullah’ın gördüğü bu iltifat karşısında selâmın bütün peygamberler, melekler ve insanlar üzerine olmasını temenni ettiği, bunun üzerine bütün meleklerin kelime-i şehâdeti söylediklerini yansıtan bir anlatma yapar. Bu sebeple teşehhüd duasını okumanın, kulun mi‘racla sıkı bağı bulunan namaz ibadetinin belirli bölümlerinde (ka‘deler) mi‘rac gecesinde gerçekleşen bu olayın hâtırasını yâdetmesi ve bu vesileyle Allah’a tâzimlerini sunması, Resûlullah’a selâmlarını ve bağlılığını bildirmesi, Allah’ın kendisine, cemaate, meleklere ve sâlih kullara rahmetle muamele etmesini dilemesi gibi bir anlam taşıdığı Bediüzzaman’ın anlatımlarından çıkar. 

İlk konuşma Resulullah’a ait. Bediüzzaman anlatır: 

“Evet nasıl ki Resul-i Ekrem Aleyhisselatü vesselam Ettahiyyatü kelimesiyle bütün zihayatın ibadat-ı fıtriyelerini niyet edip takdim ediyor. (Hangi vazife ile muvazzafsa vazifeyi kemal-idikkatle yapması, takdimin estetiği.) Öyle  de tahiyyatın hülasası olan elmübarekatu kelimesiyle de bütün medar-ı bereket (berekete sebeb) ve barekallah dediren ve mübarek denilen ve hayatın ve zihayatın hülasası olan mahluklar hususan tohumların ve çekirdeklerin, danelerin, yumurtaların fıtri mubareketiyetlerini ve bereketlerini ve ubudiyetlerini  temsil ederek o geniş mana ile söylüyor. Ve mübarekatın hülasası olan esselavatü kelimesiyle de zihayatın hülasası olan bütün ziruhun ibadat-ı mahsusalarını tasavvur edip dergah-ı ilahiye o ihatalı manasıyla arzediyor ve ettayyibatü kelimesiyle de ziruhun hülasaları kamil insanların ve melaike-i mukarebinin salavatın hülasası olan tayyibat ile nurani ve yüksek ibadetlerini irade ederek mabuduna tahsis ve takdim eder.”

Bu safhayı izah edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.