Sekülerleşme ve popüler kültür etkisi

Dindar görünen birtakım insanların sekülerleşmeye kayması ve popüler kültürün etkisinde kalarak yaşamını ona göre şekillendirmesi beraberinde birtakım soruları da akla getiriyor. Bir müslüman, hayatı ilerledikçe daha da çok inancına bağlanması gerekirken durum tam zıt yönde seyredebiliyor. Her müslüman için durum böyle değil elbet. Neden?

Dünya süsü, dünya gafleti, sadece dünya için yaşamak, giyim kuşamın zamanla değişmesi ve bunu kendince dine uyarlamak, dinin emirlerinden vazgeçmek, hubb-u câh'ın etkisi yani şöhret ve makam sevgisi, görünmek, bilinmek, tanınmak, bahsedilmek, ilgi alanı olmak, nefsin istek ve arzuları... Hakkı unutmak ve hakikati hayatına aksettirmeyi ihmal etmek, kısacası artık boş vermek. Sonuç: Karanlık bir gaflet, ılımlı islam'a kayış ve kaybedişe adım adım... Böyle bir durumdan Rabbim bizleri muhafaza eylesin.

Bir ihmal diğer ihmalleri beraberinde getiriyor. Dinin bir emri hafif görülse diğerleri de ardı ardına gelir. Örnek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama şöyle: Aracınızın küçük bir arızasını umursamayıp yaptırmazsanız zamanla büyük bir soruna yol açar ve araç tümüyle arızalanır kullanılamaz hale gelir. Geri toparlaması çok zor oluyor. İnşallah örnek anlaşılmıştır.

Muhafazakâr olunsa bile Kur'an ve Sünnete sıkıca bağlanma ihmal edildiği vakit, yavaş yavaş farkında olunmadan dinin dairesinden çıkış başlar. Belki de farkına varılır ama umursanılmaz. Günahlar normal görülür. Dünya sevdası ön plana çıkar. Bu sevda hayata yansır ve kendince kendini doğru yolda bilir!

"Kalbimizi İslam üzerine sabit kıl" diye hep dua ederdi Peygamber Efendimiz. (s.a.s) Bize de tavsiye etmiştir. Her namaz sonrası yapılacak dualara bu da eklenmeli. Hakikat üzere kalmayı talep etmek, imanı, dini emir ve yasakları hatırda tutar.

İmana bakım yapmak, onu hep canlı tutmak çok önemli. Aksi halde her şey sıradanlaşabiliyor, ülfet peyda ediyor. Giyim kuşam, başörtüsü, helal ve haram bile. Adına da "din yorgunluğu" diyorlar; aslında dünyevileşme! 

Din yormaz, dinlendirir, kolaylaştırır. Dinde rahatlık vardır, huzur vardır, selâmet vardır. "Din yorgunluğu" diyenler İslam'ı tam kavrayamamışlardır. Allah insanların emir ve yasaklarla yorulacağı bir din göndermemiştir. Öyle olsaydı imtihan edilmenin anlamı kalmazdı. Olsa olsa nefsin isteklerine boyun eğmektir "din yorgunluğu" diyenlerin.

Kur'an ve Sünneti kendisine rehber edenler ve hayatına bu rehber ile bakım yapıp denetim altında tutanlar Allah'ın izniyle dinini korumuş olur. Doğru yol üzere kalmayı dualarımızda eksik etmemeliyiz.

Ahir zaman insanları ve biz müslümanlar gâfil yaşamayı tercih ediyoruz. İslam'i değerleri, emir ve yasakları hayatımızın arka plana atıp dünya odaklı yaşamayı tercih ediyoruz ve kendimizi de doğru yolda sanıyoruz! Nefsin istekleri ön plana çıkıyor ve ona kılıf uyduruyoruz. Kendimizi kandırıyoruz. Ne dinden vazgeçiyoruz ne de yaşayabiliyoruz. Sadece görünüşte kalıyoruz ve yavaş yavaş kaybedişe doğru sürükleniyoruz.

Şu gâfil kafamıza her gün Bediüzzaman Hazretlerinin şu hakikat tokmağını vurmak lazım; 

"Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur. " Çünki ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum