Salahattin ALTUNDAĞ
Hakikatin Bedeli: “Anlamasında Zahmet Çekeceksiniz”
İŞARETLERİN İZİNDE - EMİRDAĞ’DAN KELİME KELİME BİR YOLCULUK (10)
“Fakat hem mesele çok geniş, vaktim de dar, hâlim de perişân olmasından anlamasında zahmet çekeceksiniz, zekâvetinize güveniyorum.”
Emirdağ Lâhikası-I Sayfa: 56 - 58[1]
Yolculuğumuzun son üç durağı, bir Üstâd’ın talebeleriyle paylaştığı en samîmi, en insanî itirafların gölgesinde geçti. O, önündeki imkânsız denklemi tüm açıklığıyla masaya yatırmıştı: Önce, “mesele çok geniş” diyerek âhir zaman fitnesinin ve mânevî enkâzın hudutsuzluğunu gösterdi. Sonra, “vaktim de dar” diyerek bu enkâzı kaldırmak için eldeki ömür sermayesinin ve kozmik vaktin kısalığını ilân etti. Ve nihâyet, “hâlim de perişân” diyerek, bu iki devâsa ağırlık altında bizzat ödediği bedeli; o ızdırabı, o zehirlenmeleri, o tarassut altındaki yorgunluğu rikkate dokunur bir samimiyetle paylaştı.
Şimdi, bu üç ağır itirâfın (geniş mesele, dar vakit, perişân hâl) doğal ve kaçınılmaz sonucuna geliyoruz. Asrımızın Muallimi, kendi şartlarının ağırlığını beyân ettikten sonra, şimdi bu ağır şartların talebe üzerindeki yansımasını dürüstçe bildiriyor: “Anlamasında zahmet çekeceksiniz.”
Bu, bir kehânet değil; öğrenmenin tabiatına dâir dürüst bir ön bilgidir. Bu, bir şikâyet değil; yolun fıtratını haber veren bir levhâdır. Hakikat ucuz değildir; bedeli “zahmet”tir.
1. MİKRO ANALİZ: KELİME DEFTERİ
Serimizin ruhuna uygun olarak, bu hüküm cümlesinin yapıtaşlarına mercek tutalım:
2. “ZAHMET”İN ANATOMİSİ: BİR SONUÇ VE BİR METOT
Şefkatli Üstâdımız neden “kolayca anlayacaksınız” vaadinde bulunmuyor da yolun başına peşinen bir “zahmet” kaydı düşüyor? Bu “zahmet”in kaynağı nedir?
- Üçlü Kıskacın Doğal Sonucu: “Zahmet” kaçınılmazdır, çünkü kaynaklar kısıtlıdır.
- “Mesele çok geniş” olduğu için, okyanusu bir bardağa sığdırmaya çalışmanın “zahmet”idir bu. Dağınık ve karmaşık bir konuyu anlamak çaba ister.
- “Vakit dar” olduğu için, her şeyin en özet hâliyle, “muhtasar işaretler”le verilmesinin “zahmet”idir bu. Açık ve uzun izâhlar yerine, tohumu çatlatmak, işareti deşifre etmek gerekir.
- “Hâl perişân” olduğu için, dersin en ideal, en konforlu ortamda değil, ızdırap ve tazyik altında damıtılmasının “zahmet”idir. Belki de yorgun bir elin yazdığı kısa bir notun ardındaki derin mânâyı sökmek gerekir.
- Bir Pedagojik Tercih: Mânânın Doğum Sancısı: Bu “zahmet”, bir eziyet değil, mânânın doğum sancısıdır. Şefkatli Üstâdımız, talebesine bir papağan gibi tekrar etmeyi değil, bir kâşif gibi tefekkür etmeyi öğretir. Hakikati hazır bir lokma olarak sunmaz.
- “Zahmetsiz” öğrenme, yüzeyseldir ve kolayca unutulur. Ezberlenen bilgi, ruha işlemez.
- “Zahmetli” öğrenme ise, okurun bizzat sürecin bir parçası olmasını gerektirir. Okur, pasif bir alıcı olmaktan çıkar, metnin içine girer, satır aralarını düşünür, boşlukları kendi tefekkürüyle doldurur.
- Bu “zahmet”, anlayanın bizzat kendisidir. Kolayca gelen, kolayca gider; zahmetle elde edilen ise kalbe ve ruha nakşolur.
- Şefkatli Bir Kelime Seçimi: “Zorluk” Değil, “Zahmet”: Üstâd Hazretleri burada “zorlanacaksınız” gibi keskin ifâdeler yerine “zahmet” kelimesini seçmiştir. “Zorluk”, genellikle aşılması güç bir engeli veya kişinin kapasite yetersizliğini çağrıştırır ve muhatabı ümitsizliğe sevk edebilir. “Zahmet” ise, kökünde “sıkıntı” olsa da irfânımızda “emek”, “hizmet” ve “külfet” manasında, daha yumuşak ve nâzik bir tonda kullanılır. Şefkatli Üstâdımız, talebesini incitmeden, onun kapasitesini sorgulamadan, sadece yolun bir “emek bedeli” olduğunu hatırlatır. Bu, talebeyi korkutmadan “gayrete dâvet eden”, nezâketle örülmüş üstün bir pedagojik yaklaşımdır.
- Zımnî Bir Portre: İdeal Talebenin Vasıfları: Ayrıca bu ifâde, bir Nûr Talebesinin de ideal şeklini ve özelliğini zımnen târif eder: İdeal talebe, “zahmet”ten kaçan değil, o “zahmet”i mânânın “inkişâf etmesi” (çiçek açması) için gösterilmesi gereken kutsî bir “gayret” olarak görendir. Üstâd Hazretleri, talebesine “zahmet çekeceksiniz” diyerek, onun bu gayreti gösterecek “seviyede” olduğunu peşinen ilân eder.

3. BUGÜNE BAKAN YÖN: “SÜRTÜNMESİZ” ÇAĞDA ZAHMETE TÂLİP OLMAK
Muazzez Üstâdımızın bu “zahmet” vurgusu, içinde yaşadığımız çağın ruhuna taban tabana zıttır.
- Metinden Reels’e: Daralan Vaktin ve Sığlaşan Dikkatin İhbârı: Muazzez Üstâdımızın “Vaktim dar” tespiti, ferâset (ileriyi görme) cihetiyle bakıldığında, bugünlere uzanan korkunç bir zihinsel erozyonu haber verir gibidir. Zira insanlığın “vakti” (dikkat süresi) her geçen gün dramatik şekilde daralmaktadır:
- Önce uzun metinler terk edildi, özetler istendi.
- Sonra okumak zor geldi, görselleştirilmiş metinlere geçildi.
- Ardından okumak tamamen bırakıldı, videolara sığınıldı.
- Fakat “vakit” ve “sabır” o kadar daraldı ki, yarım saatlik videolar bile izlenemez oldu; süreler 10 dakikaya, sonra 1 dakikaya indi.
- Bugün ise Reels/Shorts çağındayız; hakikatin kırıntısını bile 15 saniyede tüketemeyen bir nesil var. Kısa video kullanımının özellikle yürütücü dikkat ve bilişsel kontrol ağlarıyla negatif ilişkili olabileceğine dair nörobilimsel bulgular da bu eğilimi desteklemektedir.[2]
İşte Muazzez Üstâdımızın, “Anlamasında zahmet çekeceksiniz” derken, bu “dikkat atrofisini” (körelmesini) gören bir hekim gibi konuşur. Çünkü derinleşme kabiliyetini yitirmiş, sabrı tükenmiş ve sadece “kaydırmaya” alışmış bir zihin için, Risâle-i Nûr gibi derin bir hakikati anlamak elbette “zahmetli” olacaktır. Bu zahmet, metnin kusuru değil, çağın hastalığıdır.
- “Sürtünmesiz Tasarım” (Frictionless Design) Tuzağı: Modern teknoloji devleri, arayüzlerini “sürtünmesiz” tasarlarlar. Yani düşünmeden kaydırmanız, zahmet çekmeden tıklamanız, duraksamadan tüketmeniz istenir. Özellikle “sonsuz kaydırma” (infinite scrolling) gibi tasarım mekanizmalarının, kullanıcının dikkatini kesintisiz şekilde meşgul ederek bilişsel duraksamayı azaltan güçlü davranışsal etkiler oluşturduğu deneysel çalışmalarla gösterilmiştir.[3] “Zahmet”, modern dünyada yok edilmesi gereken bir pürüzdür.
- Algoritmanın Konforu vs. Hakikatin Yokuşu: Algoritmalar, bizim “zahmet çekmemizi” istemez. Çünkü “zahmet” çeken insan durur, düşünür, sorgular ve odaklanır. Algoritma ise durmayan, düşünmeyen, sadece tüketen ve kaydıran bir kullanıcı ister. Bize sürekli “zahmetsiz” içerikler sunarak, “tefekkür kaslarımızı” eritir.
4. BİLİMSEL ÇERÇEVE: “ARZU EDİLEN ZORLUK” VE “DERİN ÖĞRENME”
Üstâd Hazretlerinin “zahmet çekeceksiniz” diyerek işaret ettiği bu pedagojik hakikat, modern bilişsel psikolojinin en önemli bulgularından biriyle örtüşür: Arzu Edilen Zorluk (Desirable Difficulty).
- Arzu Edilen Zorluk (S2D2 Çerçevesi): Öğrenme sürecini biraz zorlaştıran, yani sürece mâkûl bir “zahmet” katan unsurlar, bilgiyi daha kalıcı hâle getirir. Güncel araştırmalar, bu zorluğun (zahmetin) öğrenmeyi başlatma ve sürdürme (Start and Stick to Desirable Difficulties - S2D2) üzerindeki kritik rolüne dikkat çekmektedir.[4] Zahmetsiz okuma bir illüzyon doğururken, zahmetli çaba gerçek öğrenmeyi sağlar. Bediüzzaman Hazretlerinin “işaret” metodu, tam olarak bu “arzu edilen zorluğu” oluşturur.
- Üretme Etkisi (Generation Effect): Geniş kapsamlı meta-analizler,[5] kişinin kendi zihinsel çabasıyla ürettiği veya tamamladığı bilginin, hazır sunulan bilgiden çok daha güçlü hatırlandığını doğrulamaktadır. “Zahmet çekeceksiniz” uyarısı, aslında “Siz üreteceksiniz, zihninizde tamamlayacaksınız” demektir.
- Akıllı Telefonun Varlığı ve Dikkat: Telefonu aktif olarak kullanmasanız bile, sadece yakınında bulunması veya gelen bir bildirim sesi, bilişsel kontrol süreçlerini (brain drain effect) ve dikkat performansını ölçülebilir şekilde azaltabilmektedir.[6] Bu durum, Üstâd Hazretlerinin “dikkat ve odaklanma” konusundaki hassasiyetinin bilimsel bir teyididir.
- Anlam İnşası (Meaning-Making): “Zahmet”, pasif alıcılıktan aktif “anlam inşası”na geçiştir. Üstâd Hazretlerinin metodu, okuyucuyu “Bu işaret ne anlama geliyor?” diye sormaya, yani kendi zihninde bir anlam inşası yönlendirmeye zorlar. Bu “zahmet”, bilginin “malûmât” olmaktan çıkıp “marifet”e, yani kişinin kendi idrakine dönüşmesinin bedelidir.
4.1. OKUR İÇİN UYGULAMA REÇETESİ
Bu “Zahmet”i Nasıl Verimli Kılacağız?
Üstâd Hazretlerinin işaret ettiği “zahmet”, kuru bir yorgunluk değil, verimli bir yöntemdir. İşte bu zahmeti “rahmete” çevirecek üç pratik adım:
- Hatırlama Pratiği (Retrieval Practice): 10 dakika okuduktan sonra kitabı kapatın. “Az önce ne okudum?” diye kendinizi zorlayın (zahmet çekin). Bu, tekrar okumaktan çok daha etkilidir.
- Sorgulama (Elaboration): Her paragrafın altına zihninizde bir soru işareti koyun: “Burada asıl iddia nedir?”, “Bu cümle bir öncekiyle nasıl bağlanıyor?”
- Kendi Cümlelerinle Üretme (Generation): “İşaret” cümlesini veya ana fikri, kitaba bakmadan kendi kelimelerinizle bir deftere not edin.
5. BİR MÜDAFAA: ZORLUK BİR KUSUR MU?
Bugün veya o gün, Risâle-i Nûr Külliyâtı’na dışarıdan bakan bazı nazarların “dili ağır”, “anlaşılması zor”, “ifâdeler kapalı” gibi eleştirilerine karşı, Bediüzzaman Hazretleri bu tek cümleyle zımnî (üstü kapalı) fakat sarsılmaz bir cevap verir.
- Zorluğun Kaynağı “Kusur” Değil, “Zarûret”tir: Üstâd Hazretleri, “zahmet”in sebebini edebî bir eksikliğe veya ifâde yetersizliğine bağlamaz. Zorluğu üç somut nedene dayandırır: Konunun büyüklüğü (geniş mesele), zamanın darlığı (dar vakit) ve şartların ağırlığı (perişân hâl). Yani, “Metin zor, çünkü ben bu metni yangın yerinde, kısıtlı vakitte ve devasa bir hakikati kurtarmak için yazdım” der. Bu, zorluğu bir “kusur” olmaktan çıkarıp, bir “gâzilik nişânı”na dönüştürür.
- Muhataba Meydan Okuma: Eleştiri sahiplerine karşı savunmaya geçmek yerine, topu muhatabın sahasına atar: “Zekâvetinize güveniyorum.” Bu ifâde, metni anlamayan veya zor bulan kişiye nâzikçe şunu söyler: “Sorun metnin kapalılığında değil, senin o metni açacak zekâvet (kavrayış) anahtarını henüz tam kullanmamanda.” Böylece eleştiriyi, bir “gayret dâveti”ne çevirir.
- Muhataba Dâvet (Nezâketle Yönlendirme): Üstâd Hazretleri, eleştiri karşısında savunmaya çekilmek yerine, okuru nâzikçe metnin aktif tarafı olmaya çağırır: “Zekâvetinize güveniyorum.” Bu cümle, zorluğu metnin “kapalılığı”na yüklemekten ziyâde, hakikatin okurun tefekkürüyle açılan bir mahiyet taşıdığını îmâ eder. Yani burada mesaj şudur: Risâle-i Nûr, hazır lokma hâlinde tüketilecek bir metin değil; okurdan durarak düşünmeyi, satır aralarını yoklamayı ve işaretlerin ardındaki mânâyı bizzat keşfetmeyi isteyen bir tefekkür meydanıdır.
6. KIYMETİN BEDELİ: HAZİNE VE ANAHTAR DENKLEMİ
Bediüzzaman Hazretleri “zahmet çekeceksiniz” ihtârı, sadece pedagojik bir uyarı değil, aynı zamanda evrensel bir değer kanununun ifâdesidir. Bir şeyin kıymeti, onun elde edilmesi için gereken bedelle ölçülür.
- Gayret ve Ciddiyet İmtihânı: Basit bir malûmâtı öğrenmek az bir çaba isterken, bir hakikati kavramak ciddi bir gayret ister. Hele ki bu hakikat, Risâle-i Nûr’un sunduğu gibi insanın hem dünya hem âhiret saadetini temin eden, “elmas ve pırlanta” kıymetinde bir hazine ise, elbette bedeli de o nispette ağırdır.
- Fedakârlık Dengesi: Bediüzzaman Hazretleri zımnen şunu hatırlatır: “Size sunduğum şey, ebedî bir saadetin anahtarıdır. Böyle muazzam bir menfaati, zahmetsiz, emeksiz ve ciddiyetsiz bir şekilde, âdeta yolda bulmuş gibi elde edemezsiniz.” O zahmet, bu hazineye tâlip olanların ciddiyetini ölçen bir elektir.
- Anahtarın Ağırlığı: Bu zahmet, aslında hazinenin kapısını açacak anahtarın ağırlığıdır. O anahtarı çevirmek için gereken “bilek gücü”, gösterilmesi gereken “ciddiyet ve dikkattir”. Dolayısıyla zahmet, bir engel değil, hazinenin büyüklüğüne delildir.
SONUÇ: ZAHMET, GÜVENİN DİĞER ADIDIR
“Anlamasında zahmet çekeceksiniz” ifâdesi, sadece bir ümitsizlik beyânı değil hem bir değer tespiti hem de asîl bir müdafaadır.
Bir değer tespitidir; zira kâinatta câri olan kanun şudur: Bir şeyi elde etmek gayret ister. Hele ki elde edilecek şey sıradan bir malûmât değil de bir hakikat ise, çokça gayret ve ciddiyet ister. Risâle-i Nûr’un sunduğu gibi hem dünya hem âhiret saadetini netice veren ebedî bir hazine ise, elbette zahmet ister. Bu zahmet, hazinenin kapısını açacak anahtarın ağırlığıdır.
Bir müdafaadır; zira bu ifâde, metindeki zorluğu yazarın bir “kusuru” olarak değil, şartların getirdiği bir “zarûret” olarak tanımlar. O “zahmet”, yangın yerinden (perişan hal), kısıtlı zamanda (dar vakit), devâsa bir hakikati (geniş mesele) kurtarmanın bedelidir; metnin üzerindeki bir leke değil, bir “gazilik nişânı”dır.
Şefkatli Üstâdımız, bizi zahmetsiz bir cennet vaadiyle kandırmaz veya zorluk karşısında özür dilemez. Aksine, “zekâvetinize güveniyorum” diyerek topu muhatabın sahasına atar ve eleştiriyi bir “gayret dâvetine” dönüştürür.
Bize düşen, bu “kolaycılık” çağında, tefekkürün, derin okumanın ve anlamanın o “zahmet”li ama bereketli yoluna, bedelini ödemeye hazır bir ciddiyetle yeniden tâlip olmaktır.

Bir sonraki yazı: PEDAGOJİK ZİRVE VE SARSILMAZ ÎMÂN: “ZEKÂVETİNİZE GÜVENİYORUM”
Üç büyük itirâfın (“geniş mesele, dar vakit, perişân hâl”) ve “zahmet” uyarısının ardından gelen o muhteşem kurtuluş cümlesini konuşacağız. Bir öğretmenin talebesine duyduğu o sarsılmaz îmânı, “Pygmalion Etkisi” (Beklenti Etkisi) bağlamında inceleyecek ve “zahmet” ile “zekâvet” arasındaki o sırlı ilişkiyi tefekkür edeceğiz.
Yeniden buluşmak duâsıyla, Allâh’a emânet olunuz.
NOTLAR VE KAYNAKÇA
[1] Nûrsî, B. S. (1989). Risale-i Nûr Külliyâtı (Emirdağ Lâhikası-I). İstanbul: Envar Neşriyât
[2] Yan, T., Su, C., Xue, W., Hu, Y., & Zhou, H. (2024). Mobile phone short video use negatively impacts attention functions: An EEG study. Frontiers in Human Neuroscience, 18, 1383913. https://doi.org/10.3389/fnhum.2024.1383913
[3] Meinhardt, L.-M., Elhaidary, M., Colley, M., Rietzler, M., Rixen, J. O., Purohit, A. K., & Rukzio, E. (2025). Scrolling in the Deep: Analysing Contextual Influences on Intervention Effectiveness during Infinite Scrolling on Social Media. In Proceedings of the CHI Conference on Human Factors in Computing Systems (CHI ‘25) (p. 1–17). Association for Computing Machinery. https://doi.org/10.1145/3706598.3713187
[4] de Bruin, A. B. H., Biwer, F., Hui, L., Onan, E., David, L., & Wiradhany, W. (2023). Worth the Effort: the Start and Stick to Desirable Difficulties (S2D2) Framework. Educational Psychology Review, 35, Article 41. https://doi.org/10.1007/s10648-023-09766-w
[5] McCurdy, M. P., Viechtbauer, W., Sklenar, A. M., Frankenstein, A. N., & Leshikar, E. D. (2020). Theories of the generation effect and the impact of generation constraint: A meta-analytic review. Psychonomic Bulletin & Review, 27, 1139–1165. https://doi.org/10.3758/s13423-020-01762-3
[6] Böttger, T., Poschik, M., & Zierer, K. (2023). Does the Brain Drain Effect Really Exist? A Meta-Analysis. Behavioral Sciences, 13(9), 751. https://doi.org/10.3390/bs13090751
Upshaw, J. D., Stevens, C. E., Jr., Ganis, G., & Zabelina, D. L. (2022). The hidden cost of a smartphone: The effects of smartphone notifications on cognitive control from a behavioral and electrophysiological perspective. PLOS ONE, 17(11), e0277220. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0277220
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.