Said Nursi'nin deprem korkusunu azaltan hesabı

Said Nursi'nin deprem korkusunu azaltan hesabı

Depremden ve enkazın altında kalmaktan korkmak hakiki bir korkudur

A+A-

Risale Haber-Sorularla Risale

İnsan olarak imtihanda olduğumuz için; bize verilen duygu, aza ve mallarımızın hayırlı tarafı olduğu gibi, zararlı ve şer tarafı da mevcuttur. Hayırlı tarafı yaratılışa, şer tarafı da bize ve irademize bakar.

Korku ve vesvese

Korku hissi, maddi ve manevi hayatımızı muhafaza etmek için bize Allah (c.c) tarafından verilmiş güzel bir duygudur. Korku, hakikatte olmayan şeyleri varmış gibi kabul edip hayatımızın mahvına da sebep olabilir.

Vesvese ise; lakayt ve ciddiyetsiz vaziyetimizi ciddiyete sevk etmek için, Allah tarafından şeytan vasıtasıyla bize musallat olmaktadır. "Vesvese" kelime itibariyle kuruntu anlamına gelip, aslı astarı olmayan bir şeyi varmış gibi gösterir. İbadetlerdeki ve itikattaki gayriciddi hâlimizi, ciddiyete sevk etmeye vesile olsun diye verilmiş iken, insanın hayatını zehire de çevirebilir.

Deprem ve enkaz altında kalmaktan korkmak hakiki bir korkudur

Bazı korkuların aslı ve hakikati olduğu hâlde, bazı korkuların aslı olmayıp vesveseden kaynaklanmaktadır. Mesela, Allah’tan, cehennemden, yüksek yerden atlamaktan, depremden ve enkazın altında kalmaktan korkmak hakiki bir korkudur. Bunların vesvese ile alakaları yoktur. Bunlara karşı tedbir geliştirmekle ve kurtuluş yolu hususunda ilim sahibi olmakla korkumuz geçer. Ama aslı astarı olmayan şeyler hakkında korkunun ilacı ise, vesvese hususunda Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin bahsettiği gibi lakayt kalmak, büyütmemek ve mahiyetini bilmektir.

Korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar

Korkunun vehim ve vesvese kısmının izahını ve şeytanın bir desisesi olduğuna delil sadedinde, bizzat Bediüzzaman Hazretlerinin ifadelerine yer verelim. Bediüzzaman Hazretlerinin korkutuyorlar ifadesini "deprem olacak" yaygarası koparanlara da uyarlamak mümkün.

“İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır (korku duygusu). Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler; onunla korkakları gemlendiriyorlar. Ehl-i dünyanın hafiyeleri ve ehl-i dalâletin propagandacıları, avâmın (halkın) ve bilhassa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar, korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar."

"Meselâ, nasıl ki damda bir adamı tehlikeye atmak için, bir dessas (hilebaz, aldatıcı) adam,  o evhamlının nazarında zararlı görünen birşeyi gösterip, vehmini tahrik edip, kova kova, tâ damın kenarına gelir, baş aşağı düşürür, boynu kırılır. Aynen onun gibi, çok ehemmiyetsiz evhamla çok ehemmiyetli şeyleri feda ettiriyorlar. Hattâ, bir sinek beni ısırmasın diyerek, yılanın ağzına girer."

Üç yüz altmış bin ihtimalden birtek ihtimal

"Bir zaman Allah rahmet etsin mühim bir zat kayığa binmekten korkuyordu. Onunla beraber bir akşam vakti İstanbul’dan Köprüye geldik. Kayığa binmek lâzım geldi. Araba yok. Sultan Eyüb’e gitmeye mecburuz. Israr ettim."

Dedi: “Korkuyorum; belki batacağız.”
Ona dedim: “Bu Haliç’te tahminen kaç kayık var?”
Dedi: “Belki bin var.”
Dedim: “Senede kaç kayık gark olur?”
Dedi: “Bir iki tane. Bazı sene de hiç batmaz.”
Dedim: “Sene kaç gündür?”
Dedi: “Üç yüz altmış gündür.”

Dedim: “Senin vehmine ilişen ve korkuna dokunan batmak ihtimali, üç yüz altmış bin ihtimalden birtek ihtimaldir. Böyle bir ihtimalden korkan, insan değil, hayvan da olamaz.”

Hem ona dedim: “Acaba kaç sene yaşamayı tahmin ediyorsun?”
Dedi: “Ben ihtiyarım. Belki on sene daha yaşamam ihtimali vardır.”

Ecel gizli olduğundan, her bir günde ölmek ihtimali var

"Dedim: 'Ecel gizli olduğundan, her bir günde ölmek ihtimali var. Öyle ise, üç bin altı yüz günde her gün vefatın muhtemel. İşte, kayık gibi üç yüz binden bir ihtimal değil, belki üç binden bir ihtimalle bugün ölümün muhtemeldir. Titre ve ağla, vasiyet et.' dedim. Aklı başına geldi, titreyerek kayığa bindirdim. Kayık içinde ona dedim:"

Cenâb-ı Hak havf (korku) damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil

“Cenâb-ı Hak havf damarını hıfz-ı hayat için vermiş, hayatı tahrip için değil. Ve hayatı ağır ve müşkül ve elîm ve azap yapmak için vermemiştir. Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa, hattâ beş altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârâne bir havf meşru olabilir. Fakat yirmi, otuz, kırk ihtimalden bir ihtimalle havf etmek evhamdır, hayatı azâba çevirir.” (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Altıncı Risale)

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum