Prof. Dr. Şadi EREN

Prof. Dr. Şadi EREN

Namaz Kılan Nesiller

Namaz, kalbin gıdası ve ruhun âb-ı hayatıdır.[1] Hz. Peygamber şöyle buyurur:

"Namaz, dinin direğidir."[2]

Bir çadır için direk ne ise, din için namaz odur. Kur'anda 70 civarında ayette namazdan bahis vardır. Keza, yüzlerce ayet rükû', secde gibi namazın rükünleri ile alakalıdır. İnsan kâinatın bir fihristi, namaz ibadetlerin bir fihristi, Fatiha suresi de Kur'anın bir fihristidir. İnsan her namazda bütün varlık âlemi namına onların temsilcisi olarak kâinatın ibadetini âlemlerin Rabbine arz edebilir. Bu kâinatın çarkları insanın namaz kılması için dönmektedir. Her varlık kendine ait vazifeyi yaparken, insanın da namaz kılmasıyla kâinat kıvamını bulur, yaratılış ağacı en güzel meyvelerini verir.

Bediüzzaman şöyle der:

''Kâinatta en yüksek hakikat imandır. İmandan sonra namazdır...''[3]

Her bir varlık, kendisine tevdi edilen görevleri eda etmek suretiyle bir nevi namaz kılar. Bu zaviyeden baktığımızda kâinat büyük bir cami[4] ve muazzam bir mescid­dir.[5] Bütün varlıklar büyük bir namazda, cemaatle, her­ biri kendine mahsus bir ibadet yapmakta ve hal dili ile namaz kılmaktadır.

NAMAZ VE SAİR FARZLAR İÇİN MÜKELLEFİYET YAŞI

Bir Müslüman, namaz kılmakla mükellef olduğu gibi, “Namaz kılan nesiller” yetiştirmekle de mükelleftir. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı ikame ederler, zekâtı verirler, iyiliği emreder ve kötülüğe engel olurlar.”[6]

Kendilerine imkân ve yetki lutfedilen gerçek müminler, toplumun dini değerleri yaşayan bir kitle haline gelmesi için gayret gösterirler, dindar nesiller yetiştirmeye çalışırlar.

Cenab-ı Hak Peygamber Efendimize ve Onun şahsında bütün ümmetine şöyle bildirir:

"Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et."[7]

Kur'an-ı Kerim Hz. İsmail’i methederken "O, ehline namazı ve zekâtı emrederdi" der.[8]

Bu konuda nebevi ölçü, “çocuklar yedi yaşına geldiğinde onlara namazı emretmek; on yaşına geldiklerinde namaz kılmazlarsa tedipte bulunmaktır.”[9]

Bediüzzaman buna şöyle temas eder:

“…Şer'an yedi yaşına gelen bir çocuğa namaz gibi farzlara peder ve valideleri onları alıştırmak için, teşvikkârane emretmek ve on yaşına girse şiddetle namaz kıldırmak ve alıştırmak şeriatta var.”[10]

Şüphesiz yedi yaşındaki, hatta on yaşındaki çocuk henüz mükellef değildir. Mükellef olmak büluğ ile başlar ve büluğ yaşı on beşe kadar çıkabilir. Ama "ağaç yaş iken eğilir!" Çocuk, anne-babası tarafından yedi yaşlarında iken hafiften namaz kılmaya alıştırılır. On yaşına geldiğinde ise daha ciddi boyutta namaz kılması için gayret gösterilir. Yerinde yapılacak bir uyarı ve cezanın çocuğun eğitiminde önemli bir etkiye sahip olduğu işin ehli olanlara malumdur.

NAMAZDA OKUDUKLARIMIZI DÜŞÜNMEK

Namazda okuduklarımız Arapça ibarelerdir. Bunların manalarını düşünerek kılınan namaz, manayı bilmeden kılınan namaza göre elbette daha kalitelidir. Bediüzzaman bu noktada şu hatırlatmayı yapar:

“Teşehhüd ve Fatiha kelimelerinin geniş ve yüksek manaları kasdî değil, belki dolayısıyla meşguliyet ve huzura bir nevi gaflet veren tafsilâtı değil, belki mücmel ve kısa manaları gafleti dağıtır, ubudiyeti ve münacatı parlatır görüyorum. Namazın ve Fatiha ve teşehhüdün pek yüksek kıymetlerini tam gösterir. İkinci Kısmın âhirinde "kasden meşgul olmamak"tan murat ise: O manaların tafsilâtıyla bizzât iştigal, bazan namazı unutturur, huzura belki dokunur. Yoksa dolayısıyla ve muhtasar bir tarzda büyük faidelerini hissediyorum.”[11]

Burada nazara verilen durum, mücmel ve muhtasar bir şekilde manaları düşünmektir. Yoksa namazı unutturacak bir şekilde manayı hatırlamaya çalışmak, namazın huzuruna zarar verir.

[1] Nursi, Sözler, s. 251.

[2] Aclûni, II, 31

[3] Nursi, Tarihçe-i Hayat, s. 143

[4] Nursi, Şualar, s. 613.

[5] Nursi, Sözler, s. 29.

[6] Hacc, 41

[7] Taha, 132

[8] Meryem, 55

[9] Ebû Davud, Salât, 26

[10] Nursi, Emirdağ Lahikası-II, s. 66

[11] Nursi, Şualar, s. 619

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.