Prof. Dr. Şadi EREN
Gayb ve Şehadet Âlemleri
İnsan, ceset ve ruhtan meydana geldiği gibi, âlem de fizik ve metafizik boyutludur. İnsanda maddeye irca edilemeyecek hisler, duygular, latifeler olduğu gibi, âlemde de madde ötesi cinler, melekler, ruhaniler vardır.
“Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş tenteneli bir perdedir.”[1]
Şu gördüğümüz maddi âlem, görmediğimiz melekût ve ruhlar âlemi üstüne serpilmiş tenteneli bir perdeye benzer. İnce bir tül perde, uzaktan bakıldığında içerisini göstermez. Fakat yakından bakıldığında içerde ne olduğu görülür. Onun gibi, şu gözle gördüğümüz âlem de, melekût ve ruhlar âlemi üzerine serilmiş ince bir perdeye benzemektedir.
Küçük bir yerde ışık, ısı, hava, elektrik, esir maddesi, misal ve berzah âlemi beraberce bulundukları gibi; pek geniş gaybî âlemler de şu küçük dünyamızda beraberce bulunurlar.
-Hava ve su, insanın yürüyüşüne;
-cam, ışığın geçmesine;
-kesif cisimler, röntgen ışınlarına ve akıl nuruna ve melek ruhuna;
-demir, sıcaklık ve elektrik akımına engel olamaz.
Onun gibi, bu maddi âlemde ruhanîleri deverandan, cinnîleri cevelandan, şeytanları cereyandan, melekleri seyerandan menedecek bir engel yoktur.[2]
Şehadet âlemine baş gözüyle bakarız, gayb âlemine ise kalp gözüyle… Fakat bir kısım insanlar nedense, gayb âlemine ve gayb âleminin sakinlerine inanmak istemez. Kendi ruhu, aklı ve duyguları gözle görmediğimiz âleme birer numune iken, "Görmediğime inanmam" diye tutturur. Bilmez ki, "Görünmemek, olmamaya delil olamaz."[3]
Böyleleri, var olmanın ölçüsünü gözle görülmek olarak kabul ederler. Hâlbuki "Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise, maneviyatı göremez."[4]
Bu fikirdeki maddeci felsefe mensupları, maddenin mahkûmu durumundadır. Bunların her şeylerine madde hâkimdir. Tam manasıyla maddiyata dalmışlardır. "Maddiyatta tevağğul eden, maneviyatta gabileşir ve sathî olur."[5] Yani maddî şeylere dalan, manevî şeylerde anlayışsız olur, yüzeyde kalır. Dolayısıyla, böylelerin hükümleri maneviyatta ölçü olamaz. Bir mühendise tıbbî konularda danışılmadığı gibi, maneviyatla ilgili konularda da maddeci felsefe mensuplarına müracaat edilemez.
Mahkûm, sadece demir parmaklıklar arasındakiler değildir. Gerçek mahkûm, zâhirin hapishanesinde maddeye takılıp kalandır.
"Gayba iman" şerefini elde eden mü'minler ise, zahirden hakikate geçerler, maddenin mahkûmiyetinden kurtulup, mana âlemine kanat açarlar.
Bize düşen, öncelikli olarak “gaybın dili” olan Kur'ana kulak vermektir. Onda yer alan esasları bildiğimizde “tek gözlü” olmaktan yani sadece maddeyi görmekten kurtuluruz ve hemen yanı başımızda hatta kendi içimizde nice gayblarla iç içe olduğumuzu farkederiz.
Gayb konusunda ikinci referansımız ise Hz. Peygamberdir. Zira O, gaybın dili olanın Kur'anın mübelliği ve mübeyyinidir, hem onu bizlere tebliğ etmiş, hem de açıklamıştır. Mesela Kur'an-ı Kerim “kıyametin alametlerinin geldiğini” söylemiş, Hz. Peygamber de hadislerinde ayrıntılı denilebilecek ölçüde bunları bize anlatmıştır. Hadis kitaplarının “Kitabu’l- Fiten ve Eşrâtu’s- Sâa, Kitabu’l- Melâhim” bölümleri bunun açık bir isbatıdır. Çalışmamızın ilgili kısmını okuyup da “doğru söyledin Ya Rasulallah” dememek âdeta mümkün değildir. Hz. Peygambere ilahi canipten gelen “De ki: Ben gaybı bilmem” direktifine dayanarak bu kısımları “sonradan uydurulmuş rivayetler” zannetmek Kur'anî çerçeveye aykırıdır. Çünkü O, kendiliğinden gaybı elbette bilmezdi, ama bildirildiği kadarıyla bilmekteydi.
Tefsir kitapları, dinin bu iki temel kaynağının açıklamasıdır. On dört asırlık İslam tarihinde binlerce tefsir yazılmıştır. Meal, bizi Kur'an denizinin maviliğine muhatap eder, Tefsir ilmi ise bizi o denize daldırır, derinliklerini gösterir, boğulmadan seyahat etmemizi sağlar.
Maddeyi inkâr etmem, ama vardır ötesi.
Kur'ana kulak ver, duyulur gaybın sesi.
Gayb sırlarla lebaleb, sanki sisli bir deniz.
Lakin tasalanma, biz orada yüzeriz.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.