Osmanlı'nın hoşgörüsü unutuldu
Alan el ile veren eli buluşturan 'Sadaka Taşları' unutuldu
Aydın Hızlıca'nın haberi:
Osmanlı döneminde, ihtiyaç sahiplerine yardım için geliştirilen sadaka taşları nostalji olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Veren elin alan elden habersiz olduğu bu yardım metodu için kullanılan mermer sütunlar müzelerde sergileniyor.
Büyük hoşgörüsüyle yüzyıllarca ayakta kalan Osmanlı Devleti, binlerce imâret, aşevi, hânigâh, zâviye, han, kervansaray gibi yardımlaşma ve dayanışma müesseselerini inşa etmekle kalmamış fakir ve garibanların ihtiyaçlarını karşılayacak 'Sadaka Taşları' uygulamasını da başlatmış. Osmanlı'nın, iffet ve hayâsından dolayı fakirliğini gizleyerek ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için geliştirdiği bir yardımlaşma şekli olan Sadaka Taşları da unutulan birçok gelenek ve adet gibi unutuldu. Osmanlı döneminde, farklı ebat ve çaplarda yapılan ve yerden yükseklikleri 120-130 santim olan 'Sadaka Taşları' mescit, cami gibi mabetlerin yakın çevresinde ve mahallelere inşa edilmiş. Sadaka Taşları, asli görevini günümüzde yerine getiremez olsa da hala dikildikleri yerlerde duruyor. Bazıları ise müzelerde koruma altına alınıyor.
Konya Selçuk Üniversitesi'nden emekli öğretim üyesi Araştırmacı-Yazar Yrd. Doç. Dr. Hasan Özönder, sadaka taşlarının günümüzdeki sayısının kesin olarak bilinmediğin kaydetti. Hasan Özönder, Sadaka Taşlarının, fakir-fukara ve hastaların Osmanlı Devleti zamanında 'alan el' olmanın utanç ve ezikliğini yaşatmamak için, zarif bir yardım şekli olarak oluşturulduğu bilgisini verdi. Bu yöntemle 'alan eli hicaptan, 'veren elin de gurur ve riyadan korunduğunu kaydeden Özönder, bunun insan haklarına verdiği değeri gösterdiğini ifade etti.
Sadaka Taşlarının büyük bir kısmının unutulduğunu, bir kısmının da değişen dünya şartları ve sosyal, kültürel hayat sebebiyle kullanılmaz hale geldiğine değinen Özönder, "Bugün sadaka taşları, sadece yaşlıların yorgun hatıraları arasında kaldı. Yanlış belediye faaliyetleri; istimlâkler, yol, meydan, kaldırım çalışmaları sırasında ya bir kenara yan yatırılmış ya da tamamıyla yok olup gitmişlerdir. Kullanılmadıkları için neye yaradıkları bilinmediğinden kıymeti ve görevi idrak edilemeyen bu fazilet abidesi taşlarımızdan mevcut olanlarının koruma altına alınması; adının ve görevinin bir etiketle belirtilmesi; yeni nesillere tanıtılması büyük önem taşımaktadır." dedi.
