Yerleri ve gökleri emrine boyun eğdiren kudretinin hakkı için, nefsimi bana boyun eğdir

Yerleri ve gökleri emrine boyun eğdiren kudretinin hakkı için, nefsimi bana boyun eğdir

Celcelutiye'den ilhamla dualar...

CELCELÜTİYYE KASİDESİ 41. BEYTİ İLE İLGİLİ BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN MEKTUBU VE MÜNACATI

​TEVHİDÎ BİR MÜNÂCÂT VE MUKADDİMESİ

Bismillahirrahmannirrahim

Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anh ve kerremallahu vechehu, Kaside-i Celcelûtiyesinde kerametkârâne Risale-i Nur'dan haber verdiği yerde, Risale-i Nur'u "Sirâcü'n-Nur" ve "Siracüssürc" namlarıyla tesmiye ederek, Risale-i Nur'un üç ismine iki isim ilâve etmesi cihetiyle ve bu risalede "Sirâcü'n-Nur" namı tekrarı münasebetiyle, bu risalenin âhirinde İmam-ı Ali radıyallahu anhın en mühim bir münâcâtını iki derece tevsî ederek onun ulvî lisanıyla ve dilimizi onun bir dili hesabıyla istimal edip, bu gelen münâcâtı dergâh-ı Vâhid-i Ehade takdim ederiz.*

"Allahım, göklerde dönen hiçbir yıldız ve hareket eden hiçbir gezegen, hava boşluğunda hiçbir tesbih edici bulut ve şimşek ve gök gürültüsü, yeryüzünü dolduran hayvanlardan ve şaşırtıcı san'at eserlerinden hiçbir fert, denizlerde hiçbir damla, balıklarından ve şaşırtıcı san'at eserlerinden hiçbirisi, dağlarda hiçbir taş, hiçbir bitki ve depolanmış madenlerden hiçbirisi, ağaçlarda hiçbir yaprak ve hiçbir süslenmiş çiçek ve meyve, hayvanların cisimlerinde âletler ve düzenli cihazlardan hiçbirisi, kalblerde hiçbir hatıralar ve ilhamlar ve nurlanmış itikad ve inançlar yoktur ki, hepsi Senin varlığının vâcib ve bir olduğuna şahitler olmasın. Yerleri ve gökleri emrine boyun eğdiren kudretinin hakkı için, nefsimi bana boyun eğdir ve isteklerimi bana nasip eyle. Kur'ân'a ve imana ve Risale-i Nur'a hizmet için, kullarının kalblerini ve yüksek ve alçak bütün ruhlu varlıklarının kalblerini bana ve iman ve Kur'ân hizmetkârlarına boyun eğdir, ey herşeyi işiten Semî', ey herşeye herşeyden daha yakın olan Karîb, ey bütün dualara cevap veren Mücîbe'd-Daavât! Hamd, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32. Âmin

*(Şualar: https://www.erisale.com/#content.tr.4.67)

DİPNOT: A. Celcelutiye’nin 41. beyti, "Nurun Nuruna" açılan bir kapı, manevi bir şeraredir. Bu beyit, ışığın kaynaktan kalbe, kalpten âleme nasıl sirayet ettiğini anlatırken; bir yanda Nûr isminin zahir tecellisini, diğer yanda Sır kavramının batıni derinliğini harmanlar. Beyitte geçen "Sirâc" kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de hem Güneş için hem de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için kullanılır.

​Ayet: "Ey Peygamber! Biz seni... Allah’ın izniyle bir davetçi ve nur saçan bir kandil (Sirâcen Münîrâ) olarak gönderdik." (Ahzab, 46). Kandil, hem kendi yanar hem başkasını yakar. İlahi Nur, Allah’ın zatından kaynaklanır; "Sirâc" ise bu nurun insana ulaştırılma vasıtasıdır (Vahy-i İlahi ve Nübüvvet).

B. Sırran Beyâneten (Gizli Ama Apaçık): Allah, şiddet-i zuhurundan (çok aşikâr olmasından) dolayı gizlidir. Işık her şeyi gösterir ama ışığın kendisini görmek zordur. Marifetullah, kalpte gizli (sırran) bir duyuş iken, kâinat aynasında apaçık (beyâneten) bir görüştür.

C. Sirâcus Surc (Kandillerin Kandili): Bu ifade, "Nurun Alâ Nur" (Nur üstüne nur) sırrına ve mürşid-i kâmillerin, evliyanın, asfiyanın kalplerindeki o ana kaynağa işaret eder.

Bediüzzaman Said Nursi; 31. Söz (Miraç) ve Nur Ayeti tefsirinde (Nur, 35) kalbi bir cam fânusa, imanı ise içindeki fitile benzetir. "Sirâcus Surc", bütün o iman kandillerini tutuşturan İsm-i Nur'un merkezi tecellisidir.

​Bediüzzaman, Risale-i Nur’un ismini ve mahiyetini bu beytin bir yansıması olarak görür. Ona göre Kur’an bir güneştir; Risale-i Nur ise o güneşten tutuşturulmuş, bu asrın karanlığını dağıtan bir *"Sirâc"*dır. "Sırran tenevveret" (Gizlice nurlanma) ifadesi, Nurların ilk telif edildiği dönemdeki gizli ama derinden gelen fütuhatına da bir işarettir.

TEFEKKÜR: Her bir insan potansiyel bir kandildir. Ancak bu kandilin "tuqâdu" (tutuşturulması) için ilahi bir cezbeye ve doğru bir fitile (istikamet) ihtiyaç vardır. Kalp, ancak dünya sevgisinden "gizlendiğinde" (sırran), ilahi nura "tenevvür" (ayna) olur.

Hazırlayan: Nuran Şahin

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.