Allah'ım, kâinat kitabını ilâhî bir mektup olarak okuyabilmeyi bana lütfet
29. Lem’a Tefekkürname’den ilhamla dualar
Bismillahirrahmannirrahim
Ey her şeyi ezelî ilmiyle bilen Alîm! Ey her varlığa ölçüsünü takdir eden Mukaddir! Ey ilmiyle takdir ettiğini kudretiyle yaratan Kadîr! Ey her işini sonsuz hikmetle yapan Hakîm! Ey hiçbir şeyi eksik bırakmadan kuşatan Muhsî!
Bana, kendi nefsimi Senin yazdığın bir kitap olarak okuyabilmeyi nasip eyle. Kalbimde, ruhumda, aklımda ve bedenimde Senin isimlerinin nakışlarını görebilecek bir basiret ihsan eyle. Kâinat kitabını da aynı kader kalemiyle yazılmış ilâhî bir mektup olarak okuyabilmeyi bana lütfet. Okudukça Sana yaklaşan, düşündükçe imanını kuvvetlendiren ve her satırda Senin hikmetini gören kullarından eyle.
Ey her şeyi ilmiyle kuşatan Alîm! Ey bütün varlıkların kaderini hikmetle takdir eden Mukaddir! Ey sonsuz kudretiyle her şeyi var eden Kadîr! Ey bütün yaratışında hikmet tecelli eden Hakîm!
İnsanlığa, hem kendi yaratılışını hem de kâinat kitabını doğru okuyacak bir idrak nasip eyle. İlimleri Senin marifetine ulaştıran bir nur hâline getir. Kalpleri, akılları ve ruhları Senin kaderindeki hikmetleri anlamaya açık eyle. Bütün insanlığı, kâinatı Senin yazdığın bir kitap; insanı ise o kitabın özeti olarak okuyabilen, böylece Sana imanını ve muhabbetini artıran kullarından eyle. Âmin.
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." Bakara Sûresi, 2:32.
DİPNOT: Bu bölümde Allah kâinatı kader kalemiyle yazdığı gibi, insanı da aynı kader kalemiyle yazmıştır. Çünkü insan, o büyük âlemin küçük bir nüshasıdır."
وَكَتَبَ الْكَائِنَاتِ بِقَلَمِ قَدَرِهٖ كَمَا كَتَبَ الْاِنْسَانَ بِذٰلِكَ الْقَلَمِ اِذْ ذَاكَ الْعَالَمُ الْكَبٖيرُ
"Kâinatı kader kalemiyle yazdığı gibi, insanı da aynı kader kalemiyle yazmıştır. Çünkü insan, o büyük âlemin küçük bir nüshasıdır.” Bu cümlede üç büyük hakikat iç içedir:
Kâinat bir kitaptır. İnsan da yazılmış bir kitaptır. İkisini yazan kalem aynıdır. Burada "kalem", maddî bir araç değil; Allah'ın ezelî ilminin, kaderinin ve kudretinin temsilidir. Nasıl bir yazar, zihnindeki plan doğrultusunda eserini yazar; Allah da ezelî ilmiyle takdir ettiği her şeyi zamanı geldiğinde kudretiyle yaratır. Bu yüzden Risale-i Nur'da kader, ilmin bir nev'i olarak ele alınır; yaratma ise kudretin tecellisidir.
وَكَتَبَ "Yazdı." Kur'ân ve Risale-i Nur'da "yazmak", çoğu zaman ölçü koymak, takdir etmek ve varlık sahnesine çıkarmak anlamında kullanılır.
Buradaki "yazmak", mürekkep ve harflerle değil; ölçü, nizam ve hikmetle var etmek demektir.
الْكَائِنَاتِ "Kâinat." Yıldızlardan atomlara, meleklerden canlılara kadar yaratılmış bütün âlemler bu kelimenin kapsamındadır.
بِقَلَمِ قَدَرِهِ "Kader kalemiyle."
Bu ifade son derece derindir. Kalem, temsilî bir ifadedir. Burada anlatılan; Allah'ın ezelî ilminde takdir ettiği ölçülerin, zamanı gelince kudretiyle yaratılmasıdır.
كَمَا كَتَبَ الْإِنْسَانَ "İnsanı da aynı şekilde yazdı." İnsan, kâinattan ayrı bir eser değildir. Aynı ilmin, aynı hikmetin ve aynı kudretin eseridir.
إِذْ ذَاكَ الْعَالَمُ الْكَبِيرُ "Çünkü o (kâinat), büyük âlemdir." Bu cümle, devamındaki ifadeyle birlikte insanın büyük âlemin küçük bir örneği olduğunu açıklar. İnsan ile kâinat arasındaki benzerlik, aynı sanatkârın eserleri olmalarından kaynaklanır.
Bediüzzaman'ın birçok yerde tekrar ettiği temel hakikatlerden biri şudur: "İnsan küçük bir âlemdir (âlem-i sağîr); kâinat ise büyük bir insandır (insan-ı ekber)." Bu cümle bunun temelini oluşturur. Nasıl büyük bir ağacın programı küçücük bir çekirdekte yazılmışsa, kâinatın pek çok hakikati de insanda özetlenmiştir. Kâinatta hayat vardır; insanda da hayat vardır. Kâinatta nizam vardır; insanda da nizam vardır. Kâinatta hikmet vardır; insanda da hikmet vardır. Kâinatta ilâhî isimler tecelli eder; insanda da o isimlerin çok yönlü tecellileri bulunur. Bu yüzden insan, kâinatı okuyabilecek bir anahtar olarak yaratılmıştır. Bediüzzaman bu cümleyle bize yeni bir okuma yöntemi öğretir:
İnsanı okumadan kâinat tam okunamaz. Kâinatı okumadan da insan tam anlaşılamaz. İnsan gözünü incelerken güneşi de düşünmelidir. Kalbini incelerken kâinattaki rahmeti de okumalıdır.
Hafızasına bakarken Levh-i Mahfûz'u hatırlamalıdır. Çünkü ikisini yazan aynı Kalem'in sahibidir. İşte bu bakış, parçadan bütüne; bütünden parçaya giden Kur'ânî tefekkür metodudur. Bize iki temel ilke kazandırır:
1. İnsan ve kâinat aynı yaratıcıya ait iki kitaptır.
2. Bu iki kitabı birlikte okuyan kişi, marifetullaha daha kolay ulaşır.
Bediüzzaman'ın "âlem kitabı" ve "insan kitabı" ifadeleri bu anlayışın üzerine kuruludur.
Bu cümleden çıkan en önemli sonuç şudur: Kendini doğru okuyan, kâinatı da doğru okumaya başlar; kâinatı doğru okuyan ise onu yazan Rabbini tanımaya başlar. İşte "Men arafe nefsehu..." (Kendini tanıyan, bilen Rabbini tanır, bilir.) hikmetinin Risale-i Nur'daki tefekkür çizgisi de bu istikamettedir. insan, kendisini bağımsız değil, Rabbinin isimlerini yansıtan bir ayna olarak tanıdıkça marifetullah yolunda ilerler.
İnsan ile Kâinat Arasındaki Büyük Benzetme: Bediüzzaman'ın burada yaptığı benzetme son derece derindir. İnsanı yaratan kudret ile kâinatı yaratan kudret aynıdır. Bu şu anlama gelir: Bir hücreyi yaratmak ile galaksileri yaratmak arasında İlâhî kudret açısından fark yoktur. Çünkü kudret sonsuzdur. Bu düşünce, Otuz İkinci Söz'ün ana fikirlerinden biridir.
"Kader Kalemi" "Kâinatı kader kalemiyle yazdığı gibi insanı da aynı kalemle yazmıştır." Bu, Risale-i Nur'un en özgün teşbihlerinden biridir. Kâinat bir kitaptır. İnsan ise o kitabın özeti.
Nasıl büyük bir ansiklopedinin özeti tek bir fihristte bulunursa, insan da büyük kâinat kitabının fihristesidir. Burada "kalem", maddî bir araç değildir; Allah'ın ezelî ilmi ve kaderinin bir temsilidir. Bu cümle tefekkür boyutuyla insana şu bakışı kazandırır: Kendi bedenine bak. Hücrelerine bak. DNA'na bak. Kalbine bak. Ruhuna bak. Nefsine bak. Seytanına bak. Sonra gökyüzüne bak. Yıldızlara bak. Galaksilere bak. Göreceksin ki ikisini yazan aynı Kudret'tir. İşte bu idrak, "Allahu Ekber" sözünü yalnız dilden değil, akıldan ve kalpten de söylemektir. Bediüzzaman ilk defa çok önemli bir anahtar ortaya koymaktadır: "İnsan ile kâinat aynı kader kalemiyle yazılmış iki kitaptır.”
Hazırlayan: Nuran Şahin

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.