Namaz insanı şirkten korur

Namaz insanı şirkten korur

Dost TV'de program sunan Ali Çetinkaya'nın 'Namazın Şirkten Korunmaya Vesileliği' başlıklı yazısı...


Ali Çetinkaya'nın yazısı...

Namazın Şirkten Korunmaya Vesileliği

Müminin en çok korkacağı manevî tehlikelerin başında şirk gelir. Şirk, büyük bir zulümdür, insanın bütün manevî cihazlarının harap olmasına sebep olur. Şirk üzere ölenin, Allah’ın affından istifade edemeyeceği Kur’an-ı Kerîm,de açık olarak ilan edilmiştir. Nisâ sûresinin, 48. ve 116. ayet-i kerîmelerine, şirk üzere ölenlerin asla affedilmeyecekleri, Lokman sûresinin 13. âyetinde de, şirkin büyük bir zulüm olduğu bildirilmiştir. Kâinattaki her şey, zerrelerden yıldızlara kadar kendilerine has diller ile, Allah’ın varlığını ve birliğini ilan ederken, Allah’ın ulûhiyetinde veya rubûbiyetinde ortağı olduğunu zannederek, bütün kâinatı yalancılık ile suçlayanlar ve böylece bütün kâinata hakaret edenler, hem bütün kâinata manen zulmetmiş olurlar, hem kâinat üzerinde tecellî eden esmâ-i İlâhiyeye karşı çok ağır ithamlarda bulunmuş olurlar ve hem de böyle ağır suçları ısrarla işlemek suretiyle kendi manevî cihazlarını harap ederek ‘ıslah olma’ kabiliyetini kaybederler ve ebedî cehenneme girmeyi hak etmiş olarak kabre girerler.

Şirke düşenlerden bu dünyada hatasını anlayarak pişman olup tevhîde uygun bir hayatı seçenlerin, Allah’ın nihayetsiz rahmetinden dünya ve âhirette istifade edebilme imkânına kavuşacakları yani Allah’ın affına mahzar olacakları ise, Zümer sûresinin 53. âyetinde müjdelenmiştir.

Hakkı verilerek eda edilmeye çalışılan namaz, şirkten kurtulmaya ve korunmaya en birinci vesîledir. Bu haber ve müjde, Kur’an-ı Kerîm'de hem Rûm sûresinin 31. âyetinde ve hem de Ankebût sûresinin 45. âyetinde bildirilmiştir. Namazı hakkını vererek eda etmeye çalışmaktan, namazları vaktine kılmayı, cemaatle kılmaya gayret göstermeyi, namazda tâdil-i erkâna riayet etmeyi, namazda ihlâsa dikkat etmeyi, beş vakit namazı vaktinde eda etmeyi en önemli vazife kabul etmeyi anlayabiliriz.

Namazı hakkını vererek eda etmeye çalışmak, şirkten kurtulmak ve korunmak için en birinci vesîledir. Çünkü, namazın içindeki hareketlerde ve okunan sûre ve dualarda iman tazeleme vardır. İki namaz arasında iman hakikatlerine aykırı söz söylenmesinden veya davranış sergilenmesinden dolayı kalblerde meydana gelen manevî kirlenmeler, namaz esnasında Allah’ın lütfu ile temizlenir. Çünkü böyle bir temizlenmeyi namaz kılan mümin, Allah’tan namazında Allah’tan niyaz ediyor.

Diğer taraftan, namazın içinde bütün mahlûkâtın Allah’a arz ettikleri çeşit çeşit ibadetlerin özü ve özeti vardır. Kâinat ağacının en güzel ve câmi meyvesi olarak yaratılan insana, Allah öyle bir ibadeti emretmiştir ki, o ibadet bütün mahlûkâtın ibadetlerinin nurlu bir özetidir. İşte o ibadet, namazdır. Namaz ile mümin, bütün kâinat ile manen tanışır. Yani kâinatın her an Allah’ı tesbih ettiğine kalben-rûhen şâhitlik yapan bir mümin, her an kâinattan tevhid dersi alır ve kâinat ile münasebetlerinde şirk kokan söz ve davranışlardan sakınır ve sakındırılır.

Namaz, müminin kendini en güzel şekilde tanımaya çalıştığının yani sonsuz âcizliğini hissetmeye gayret ettiğinin en güzel ifadesidir. Müminin, namazdaki hareketler ve okuduğu sûre ve dualarla ve bilhassa namazdaki secdeleri ile sonsuz âcizliğini fark etmesi, Allah’ın nihayetsiz kudretinin tecellîlerini kalbinde hissetmesine ve kâinatta seyretmesine vesîledir. Allah’ın nihayetsiz kudretinin tecellîlerini kalbi ile hisseden ve kalb gözü ile kâinat üzerinde O’nun nihayetsiz kudretinin tecellîlerini seyreden bir mümin, elbette Allah’a ortak koşmaktan şiddetle sakınır ve şirkten kendisini korumasını dâima Allah’tan talep eder. Fâtihâ sûresini dikkatlice tefekkür ederek okuduğumuzda görülecektir ki, mümin her namazında, Allah’ın emrettiği yolda dâim olabilmek için Allah’tan yardım istiyor.Demek ki, namazına dikkat ve devam eden bir mümin, başta şirk olmak üzere her çeşit günahlardan kurtulmak ve korunmak hususunda Allah’tan dâima yardım istediği için, Allah’ın; ‘hususî koruması’ altına girebilmek mevzuunda iradesini sarf etmiş oluyor. Allah, kendisinden ‘korunma’ talep edenleri koruyacağını vaat ediyor.Hakkı verilerek eda edilmeye gayret edilen namazın, şirkten kurtulmaya ve korunmaya vesîleliği hakikatini düşünürken, meselenin bu cihetini de hatırlamalıyız.

Demek ki, namazını hakkını vererek eda etmeye çalışan bir mümin, maddî-manevî her tehlikeden kurtulabilmek ve korunmak için en güzel bir vesîleye sarılmış oluyor.Cenab’ı Hak, namaz kılmak ile nimetlendirdiği bütün müminlere, namazın kıymetini bilebilmek için gayret sarf etmeyi nasîp eylesin. Amin
Dost TV