Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan ÖZEL

Zihin Fesadı’na Karşı 33 Çözüm Yolu

Zihni berrak tutmak, kalbi korumak, hayali temiz tutmak ve toplumu ifsattan sakındırmak için…

Zihin fesadı, çoğu zaman bir anda oluşmaz. Bir yanlış bilgi, bir öfke patlaması, bir önyargı, bir “biz-onlar” dili… derken insan fark etmeden düşünme biçimini kaybeder ve adım adım zihin fesâdı başlar. Hakikati arayan bir akıl olmaktan çıkar, “kendi düşüncelerini savunan” bir mekanizmaya dönüşür.

Bu yüzden çözüm de bir anda gelmez. Zihin berraklığına karşı çaydanlığın dibindeki kireci çözmek için kullanılan temizlik malzemesi gibi bir şeyi yok maalesef bir tek hamleyle işi çözecek. Unutulmamalı “Tahrip kolay olmasından hususan.. haylaz gençlerde.. çok sıkıntı vermesi ve o gençleri ifsad etmesi ile bildim ki: Sizlerin irşad ve ıslahlarınıza karşı, zındıka ifsada ve ahlâkları bozmağa çalışıyor.[1]

Çeşitli örgütler, insanların bilhassa gençlerin zihin çürümesine yönelik her şeyi yapmaktadır.

Aşağıdaki 33 madde; hem bireysel hem toplumsal düzeyde zihni korumaya, düşünceyi sahihleştirmeye ve fesadı azaltmaya yönelik bir yol haritasıdır.

1) Niyet Tashihi: Hakikati mi arıyorsun, haklılığı mı?

Zihnin en büyük düşmanı çoğu zaman cehalet değil; niyet bozulmasıdır. Çünkü insan bir konuyu hakikat için araştırırsa yanlışını düzeltmeye hazırdır. Ama bir konuyu “haklı çıkmak” için araştırırsa, doğruyu bile eğip bükebilir.

Bugün tartışmaların çoğu bilgi tartışması değil, kimlik savaşıdır. İnsanlar artık gerçeği değil, tarafını, düşüncesini savunuyor. Bu da zihin fesadının başlangıcıdır: Delil değil aidiyet konuşur bu durumda.

Böyle birisi bir işe meseleye girerken içinden şu cümleyi geçir:

“Eğer karşı taraf haklıysa, ben haklı olmaktan vazgeçebilecek miyim?” Cevabın “hayır” ise, o tartışma zaten hakikat için değil, ego içindir. Ego kasırgaları koptuğunun işaretidir.

Unutulmamalıdır ki “Ameller niyetlere göredir.”[2]

"Eğer bir mes'elenin münazarasında kendi sözünün haklı çıktığına tarafdar olup ve kendi haklı çıktığına sevinse ve hasmının haksız ve yanlış olduğuna memnun olsa, insafsızdır." [3]

2) Öfkeyle Karar Vermemek: Öfke aklı rehin alır.

Öfke, zihni hızlandırır, kan basıncını tavan yaptırır ama berraklaştırmaz. Öfkeliyken zihin, delil toplamaz; “silah” toplar. Yani gerçekleri değil, saldıracak cümleleri arar. Bu hâl, düşünceyi bir savunma mekanizmasına çevirir.

Herkes, kameti mikdarında bir buz parçası olan enaniyetini eritmeyip, bozmuyor; kendini mazur biliyor, ondan niza çıkıyor.

Ehl-i hak zarar eder, ehl-i dalalet istifade ediyor.”[4]

Öfke; insanın muhakemesini daraltır, empatisini düşürür, karşısındakini “insan” değil “hedef” görmeye başlatır.

Öfkeliyken mesaj yazma, paylaşım yapma, karar verme, bir şeye imza atma onay verme.

“Şu an yazarsam pişman olur muyum?” sorusu %70 evet ise, dur.

10 dakika bekle. Sonra aynı cümleyi tekrar oku: çoğu zaman zaten yazmak istemezsin.

3) Sükût Disiplini: Her şeye cevap yetiştirmek zorunda değilsin.

Zihin fesadı bazen fazla ve yersiz konuşma ile büyür. İnsan her meseleye dahil olunca, düşünceyi olgunlaştıracak vakti kalmaz. Üstelik bazı tartışmaların amacı hakikati bulmak değil; ortamı germek, fitneyi büyütmek, insanları provoke etmektir. Genellikle bu kısır döngüyü başlatanlar cevabını bulmak ve merak etmek değildir. Soru bombardımana tutarak zihnin ifsâdına sebep olmaktır. Tıpkı ateizm, denizm.. gibi.

Sükût; acizlik değil, hikmettir. Çünkü her doğru, her ortamda söylenmez. Her yanlış, her yerde düzeltilmez.

Şunu test et: “Ben konuşunca mesele düzeliyor mu, yoksa kavga büyüyor mu?”

Eğer büyüyorsa, sükût daha büyük hizmettir.

“Tartışmayı kazanmak” yerine “kalbi kaybetmemek” hedef olsun.

Bir hakikat, usûlsüzlükle müdafaa edilirse, bâtıl sûretini alır!

4) Günlük Tefekkür Vakti: Zihnin gürültüsünü azalt.

Modern insanın sorunu “bilgisizlik” değil; düşünememek. Çünkü sürekli bildirim, sürekli içerik, sürekli hız… Zihin adeta nefes alamıyor süratten.

Tefekkür, zihni temizleyen bir iç düzenlemedir. İnsan tefekkür edince olayları sadece “haber” olarak değil, “mana” olarak görür. Zihin olayların arkasındaki sebep-sonuç bağını kurar. Bu bağ kurulmazsa zihin, kolay manipüle edilir.

Her gün 10-15 dakika “sessiz düşünme” vakti koy kendine.

Bu vakitte ekran yok, konuşma yok.

Şu soruları sor: Bugün beni en çok ne etkiledi?

Neye gereksiz öfkelendim?

Hangi konuda acele hüküm verdim?

5) Bilgi Perhizi: Zihin de mide gibidir.

Mideye sürekli yemek doldurursan hazımsızlık olur. Zihne sürekli bilgi doldurursan da “hakikat” değil, “kafa karışıklığı” oluşur. Çok içerik, çok haber, çok yorum… İnsan bir süre sonra neye inandığını bile unutuyor.

Zihin fesadı, bazen yanlış bilgiyle değil; aşırı bilgiyle gelir. Çünkü zihin yorulur, yorulan zihin de en kolay yolu seçer: sloganlara teslim olur.

Fikir, kendini eğlendirmek için rastgele bir şeyle meşgul olur.”[5]

Gün içinde haber saatini sınırla: örneğin 30 dakika.

“Her şeyi bilmek zorundayım” psikolojisinden çık.

Bilgi seç: “Bana faydası var mı?” filtresi kullan.

6) Kaynak Sorgulama: Kim söylüyor, niçin söylüyor?

Bir sözün doğruluğu kadar, kaynağı da önemlidir. Zihin fesadı çoğu zaman “yalan”dan değil; kaynağı belirsiz doğruların manipülasyonundan doğar.

"kim söylemiş, kime söylemiş, ne için söylemiş ve hangi makamda söylemiş?" olan tabakalara bak!

Evet, bir kelâmın ulüvv-ü mertebesinin menbaları ve onun kuvveti ve hüsn ü cemali dörttür:

1- Mütekellim..

2- Muhatab..

3- Maksad..

4- Makamdır.”[6]

Bazı cümleler doğrudur ama yanlış niyetle kullanılır. Bazı bilgiler eksiktir ama tam gibi sunulur. Bu yüzden “ne söylendi?” kadar “kim söylüyor?” sorusu da önemlidir hakikate ulaşmak için.

Şu 7 soruyu sor:

1. Kaynak kim?

2. Çıkarı ne?

3. Bu bilgi başka yerde doğrulanıyor mu?

5. Sözün amacı nedir?

6. Sözü kim söylüyor?

7. Hangi amaçla söylenmiş?

7) Tek Kaynağa Mahkûm Olmamak: Tek pencere, tek manzara verir.

Bir insan sadece tek görüşten beslenirse, zamanla dünyayı o gözlükle görür. Bu gözlük, hakikati değil, sadece kendi mahallesini büyütür. Farklı sözlere tahammül edemez ve İnhisar, inkisar ve tekfir zihniyeti gelişir neticesinde taassup olur.

Tek kaynak, zihni beslemez; zihni şartlandırır. Şartlanmış zihin ise düşünmez, otomatikleşir.

Bilerek “karşı görüşten” de oku. Ama kavga için değil; anlamak için. Fakat kendini geliştirmeden okuma.

Zihnin kası, farklı fikirlere maruz kalınca güçlenir.

8) Haber Doğrulama: Yanlış bilgi fesattır.

Yanlış bilgi sadece “yanlış” değildir; bir toplumu birbirine düşüren bir fitnedir. İnsan bazen yalanı bilerek değil, bilmeyerek yayar. Ama sonuç değişmez: fesat büyür. Nifak tohumu ağaç değil orman olur.

Paylaşmadan, konuşmadan önce bekle: “Bu doğru mu?”

Tek bir ekran görüntüsüyle hüküm verme.

“Kesin” denilen şeylerin çoğu kesin değildir.

9) Başlıkla Değil Metinle Hüküm Vermek

Başlıklar çoğu zaman dikkat çekmek için abartılır. Bu genel bir kaidedir. İnsan başlığa göre hüküm verince, zihin kısa yoldan karar verir. Bu da muhakemeyi tembelleştirir.

Bir şeye sinirlendiysen özellikle metni oku. Çünkü başlık seni kışkırtmak için yazılmış olabilir. Bazen önüme bazı başlıklar geliyor başla dokunup bakıyorum başlıkla metnin hiçbir bağlantısını kuramıyorum sadece dikkat çekmek için atılmış bir başlık gibi duruyor tabiri ca ise balığı tutmak için oltaya takılan yem gibi.

10) Hızdan Yavaşlığa Dönmek

Hız, düşüncenin düşmanıdır. Hızlı zihin, derin düşünmez. Hızlı zihin sadece “tepki” üretir. Tepki ile yaşayan insan ise yönetilmeye daha uygundur.

Hırs sebebiyle teenni ile hareket etmediği için, o tertibli eşyadaki manevî basamakları müraat etmez; ya atlar düşer veyahut bir basamağı noksan bırakır; maksada çıkamaz.”[7]

Bir konuda hüküm vermeden önce 1 gün bekle. İlk duygu geçince hakikat görünmeye başlar artık.

11) Kanaat Değil Delillere Dikkat Et.

Kanaat, delilsiz inançtır. Delil ise sağlam zemindir. Kanaatle konuşan zihin, en sonunda inandığı için doğru demek zorunda kalır. Ya delille yürüyecek ya da yürüyüşüne göre bir tarz oluşturacaktır.

Bir iddiayı savunuyorsan kendine sor: “Bunun delili ne?” Delil yoksa, bunu “benim kanaatim” diye ifade et. Unutma “Kanaata itiraz edilmez.”[8]

12) Önyargı Kontrolü: Sevmemek, yanlış demek değildir. Bir fikri sevmeyebilirsin. Ama sevmemek, onun yanlış olduğunu ispatlamaz. Zihin fesadı burada başlar: İnsan duygusunu delil yerine koyarsa..

Şu soruyu sor: “Bu fikri gerçekten yanlış olduğu için mi reddediyorum, yoksa bana ters geldiği için mi?” Bazen kendi fikrimizi ters gelen kendi bakış açımıza uygun olmayan şehirleri yanlış olarak yorumlayabiliriz bu durum belki de bizim yanlış bir bakış açısında bakmamızdan kaynaklandığını unutmamamız gerekiyor.

13) Nefsi Hakem Yapmamak

Nefis hakem olursa kararlar âdil olmaz. Çünkü nefis kendini haklı çıkarmak ister. Nefis; “yanlış yaptın” demeyi sevmez, “sen haklısın” demeyi sever.

Evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. .. Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez.”[9]

Hata yaptığında “ama” ile savunma üretme. “Evet, yanlış yaptım” demek zihni temizler. Ve insanın kendi hatalarını kusurlarını görmesiyle insan kendisine bir checkup yapmasına sebep olabilir bu bir aynı zamanda tasavvuftaki murakabe sistemidir.

14) Eleştiriye Açık Kalmak

Eleştiri düşmanlık değildir. Eleştiri, düşüncenin aynasıdır. Eleştiriden kaçan insan, hatasıyla büyür. Yalnız eleştiri yaparken de insaflı olmak gerekmektedir sadece karşı taraftakini çürütmek veya eleştirmek amacıyla bir yorum yapmak genellikle insanı yanlış yere götürür. Bir de yapılan eleştiri karşısında eleştiriye alternatif sunulması da gerekiyor alternatifi sunulmayan eleştiri doğru bir tutum değildir ve aynı zamanda eleştiri de değildir. Tenkid değil tahriptir.

Eleştiri gelince hemen savunmaya geçme. Önce anla: “Ne demek istiyor?” Sonra cevap ver kendine.

15) Fikirle Kimliği Ayırmak

Bir fikre itiraz, bir insana saldırı değildir. Ama günümüzde insanlar fikrini kimliğiyle birleştirdiği için eleştiri “hakaret” gibi algılanıyor. Bu da zihin fesadını büyütüyor. “Bu fikre katılmıyorum” de. “Sen böylesin” deme.

16) Empati Eğitimi: Anlamak, onaylamak değildir. Empati, “hak vermek” değil; “anlamak”tır. Empatisiz zihin, kolayca zalimleşir. Çünkü karşı tarafı insan olarak görmez.

“Ben onun yerinde olsaydım ne hissederdim?” Bu soru zihin fesadını kırar.

17) Siyah-Beyaz Düşünceden Kurtulmak.

Her şeyi ikiye bölmek kolaydır: iyi-kötü, biz-onlar, doğru-yanlış… Ama hayat bu kadar basit değildir. Siyah-beyaz düşünce, zihni daraltır ve fanatizmi besler. Mükemmeliyetçi fıtratlar işte buradan çıkıyor. Bir konuda “kısmen doğru” ihtimalini düşün. “Bu işin gri alanı ne?” diye sor.

18) İstişareyi Canlandırmak

Tek akıl, tek bakış, tek yorum… hata ihtimalini büyütür. İstişare; zihnin yanlışlarını törpüler. Güvendiğin 2-3 kişiye danış. Ama seni onaylayanlara değil, seni düzeltenlere kulak ver.

19) Soru Sormayı Öğrenmek

Soru sormayan zihin, öğrenmez. Soru sormayan toplum, gelişmez. Zihin fesadı çoğu zaman “cevap ezberi” ile büyür. Ezbere dayalı değil fikir üretimine dayanan zihinler canlı ve hayatta kalır. Her gün bir meselede kendine “neden?” sorusu sor. Çocuk gibi merak et: “Bu niye böyle?”

20) Ezberleri Güncellemek

Bazı ezberler bir dönemde işe yarar ama zaman değişir. Zihin eski ezberle yeni dünyayı anlamaya çalışınca çarpılır.

“Ben bunu nereden öğrendim?” sor. “Hâlâ geçerli mi?” diye kontrol et.

21) İdeoloji Putunu Kırmak

Fikirler araçtır. Ama ideoloji put olursa insan hakikati değil, ideolojiyi korur. Bu da zihin fesadının en sert hâlidir. İdeoloji hakikatin kendisi veya tamamı değildir. Hakikatten bir parçadır.

Bir fikri savunurken şunu sor: “Bu fikir beni adil mi yapıyor, yoksa kör mü?”

22) Kutuplaştırıcı Dilden Uzak Durmak Daima Kârlıdır.

“Biz adamız, onlar kötü” dili düşünce üretmez; kavga üretir. Dil bozulursa zihin bozulur. Zihin bozulursa toplum bozulur. Sen ben Dili toplumsal ilişkilerde, aile hayatı dahil hiçbir yerde olumlu getirisi olmaz.

Etiketleme yapma: “hain, cahil, sürü…” İnsanları değil fikirleri konuş.

23) İtham Yerine İzah Et.

İtham, karşı tarafı savunmaya iter. İzah ise düşünmeye çağırır. Zihin fesadı ithamla beslenir, izahla zayıflar.

“Sen şöylesin” yerine “Ben bunu şöyle anladım” de.

24) Gıybet ve İftira Hijyeni

Zihin fesadı sadece bilgiyle değil, ahlâkla da ilgilidir. Gıybet ve iftira; kalbi karartır, kalp karardıkça zihin doğruyu seçemez. Gıybet de şeytanın çerezidir zaten.

Bir insan hakkında konuşurken kendine sor: “Bu sözüm yoksa susmam daha mı hayırlı?”

25) Dijital Detoks

Sürekli ekran, sürekli akış, sürekli yorum… zihin yorulur. Yorgun zihin de yanlışları kolay kabullenir.

Günde 1 saat telefonsuz vakit koy. Sabah ilk 30 dakika ekran açmamaya çalış.

26) Algoritma Esaretinden Çıkmak

Algoritmalar sana “sevdiğini” gösterir. Ama insan sadece sevdiğini görürse, hakikati kaybeder. Çünkü hakikat bazen rahatsız eder.

Bilerek farklı içerikler seç. “Önerilenler” değil “seçilenler” izlenmeli. Sistemin seni yönetmesine izin verme. Kendi sistemini kendin kur.

27) Derin Okuma Disiplini

Derin okuma; zihni inşa eder. Yüzeysel kaydırma ise zihni tüketir. Kitap okuyan insan, düşünceyi sabırla kurar.

Günde 10 sayfa bile olsa düzenli oku. Okurken not al: zihin aktif kalır.

28) Zihni Besleyen Dost Çevresi

Çevre, zihnin iklimidir. Sürekli kavga eden, sürekli kötüleyen, sürekli küçümseyen bir ortam; zihni bozar.

Sana huzur ve düşünce kazandıran insanlarla çoğal. Sürekli öfke üreten ortamlardan uzaklaş.

29) Dua ve Manevî İstikamet

Zihin tek başına değildir. Kalp, vicdan, niyet, lâtifeler… hepsi düşünceyi etkiler. Maneviyat, zihni “temiz” tutar. Çünkü insanın iç dünyası temizse dış dünya daha doğru okunur.

Güne kısa bir dua ile başla. İstiğfar ile devam et. “Beni doğruya ilet” talebi, zihnin pusulasıdır.

30) Nefis Muhasebesi

İnsan kendini hesaba çekmezse, zaman onu yanlışlarına alıştırır. Alışılan yanlış, artık yanlış gibi görünmez.

Her akşam şu 3 soruyu sor:

1. Bugün hangi hatamı savundum?

2. Kimi kırdım?

3. Hangi doğruyu erteledim?

31) İlimle Kibirlenmemek

Bilgi kibir doğurursa, zihin hikmeti kaybeder. Çünkü kibir, öğrenmeyi bitirir. “Ben biliyorum” diyen zihin, yeni hakikate kapanır.

Bir şey öğrendiğinde şunu hatırla:

“Bildiğim, bilmediğimin yanında azdır.”

32) Adalet ve Merhameti Merkez Yapmak

Adalet; zihnin terazisidir.

Merhamet; kalbin sigortasıdır.

İkisi birlikte olursa insan hem doğruyu görür hem insana zarar vermez. Hikmet buna denir zaten.

Zihin fesadının en büyük sonucu; adaleti kaybetmek, merhameti yitirmek, manipülasyonlada açık hale gelmektir. Böyle olunca doğru bilgi bile zalimce kullanılır.

Bir hüküm verirken şu iki soruyu sor:

“Bu adil mi?”

“Bu merhametli mi?”

Zihin fesadı; sadece yanlış bilgi meselesi değildir. Bir ahlak, bir üslup, bir istikamet meselesidir.

Zihni korumak; hakikati korumaktır.

Hakikati korumak ise insanı ve toplumu korumaktır.

33. Son olarak da yukarıda yazmış olduğum maddeleri küçümseyip kulak ardı etmeden insaf nazarıyla bakmak gerekir.

Allah’ım!

Kalplerimizi ifsattan, zihinlerimizi dalâletten, dilimizi zulümden muhafaza eyle.

Bizi hakikatin hizmetkârı eyle, nefsimizin değil. Âmin.

Selâm ve duâ ile.

[1] Şuâlar (325)

[2] Buhârî

[3] Lemalar (158)

[4] Kastamonu Lâhikası (196)

[5] Sözler (276)

[6] Badıllı Mesnevi (157)

[7] Mektubat (272)

[8] Şualar (706)

[9] Lemalar (88)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.