Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan ÖZEL

Nefsin Yedi Mertebesi Üzerine

Nefsin yedi mertebesi, tasavvuf geleneğinde insanın mânevî yolculuğu olan seyr ü sülûkunda geçtiği mertebeleri ifade eder ve bu mertebeler genellikle Kur’an-ı Kerim’deki nefis kavramına dayandırılır.

Risale-i Nur’da bu konu doğrudan tasavvufî bir çerçevede ele alınmasa da, nefsin terbiyesi, insanın kendini tanıması ve Allah’a yönelmesi gibi manalar sıkça işler.

Nefsin yedi mertebesini (Nefs-i Emmâre, Nefs-i Levvâme, Nefs-i Mülheme, Nefs-i Mutmainne, Nefs-i Râdiye, Nefs-i Mardiyye, Nefs-i Safiye/Kamile) Risale-i Nur’un bakış açısıyla izah etmek için, bu eserin rûhânî ve ahlâkî tahlillerinden yola çıkabiliriz.

1. Nefs-i Emmâre (Kötülüğü Emreden Nefis):

Bu mertebe, insanın ham, terbiye edilmemiş hâliyle kötülüğe meyilli olduğu aşamadır.[1] Risale-i Nur’da bu, insanın acizliği, fakirliği ve günaha yatkınlığıyla ilişkilendirilebilir. “Ene” kavramını işlerken, nefsin bu mertebesinde insanın kendini ilahlaştırma eğiliminde olduğunu ve Allah’ı unutarak bencilliğe kapıldığını belirtir Ene ve Zerre Risalesi olan Otuzuncu Sözde. Nefs-i Emmâre, şeytanın ve enâniyetin insanı aldatan bir tuzağı olarak görülür.

2. Nefs-i Levvâme (Kendi Kendini Kınayan Nefis):

Bu mertebede nefis, işlediği kötülüklerden pişmanlık duyar ve kendini kınar. Risale-i Nur’da bu, insanın vicdanının uyanışı ve tövbe ile Allah’a müteveccih olup yönelmesidir. Bunu Yunus (as) kıssası ile ders verir.

İnsanın acz ve fakrını fark ederek Allah’a sığınmasını bu mertebeye bir geçiş olarak îmâ eder. Levvâme nefis, henüz tam terbiye olmamış, ancak hatâsını görüp ıslah olmaya çalışan bir hâldir. Ubûdiyetle, tesbih ve evrâd ile bu yol açıktır.

3. Nefs-i Mülheme (İlham Almış Nefis):

Bu mertebede nefis, ilâhî ilhamlarla doğruyu ve yanlışı ayırt etmeye başlar. [2]

Kalbin zikr, fikir ve şükürle aydınlanmasıyla ilişkilendirilebilir.

İnsanın kainatı tefekkür ederek Allah’ın isimlerini keşfetmesi ve nefsini bu yolla terbiye etmesi gerektiğini vurgular (Sözler, 32. Söz). Mülheme nefis, hakikate açık hale gelen bir bilinçtir.

4. Nefs-i Mutmainne (Huzura Ermiş Nefis):

Bu mertebede nefis, Allah’a teslimiyetle huzur bulur (Fecr Suresi, 89:27-28).

Risale-i Nur’da bu, iman-ı kâmil ve marifetullah (Allah’ı tanıma) ile açıklanabilir. Bediüzzaman, insanın Allah’a iman ve tevekkülle kalbinin tatmin olduğunu, korku ve ümitsizlikten kurtulduğunu ifade eder (Sözler, 23. Söz). Mutmainne nefis, terbiyenin meyvesini almış, sükûnete ermiş bir haldir.

5. Nefs-i Râdiye (Allah’tan Razı Olan Nefis):

Bu mertebede insan, Allah’ın her türlü takdirine razı olur. Risale-i Nur’da bu, kaderin adaletine teslimiyet ve musibetlere sabırla ilişkilendirilir. Bediüzzaman, musibetlerin nefsi terbiye eden birer imtihan olduğunu ve sabredenlerin Allah’ın rızasını kazandığını belirtir (Lem’alar, 2. Lem’a). Râdiye nefis, her durumda Allah’ın hikmetine güvenen bir haldir.

6. Nefs-i Mardiyye (Allah’ın Razı Olduğu Nefis):

Bu aşamada kul, Allah’ın rızasını kazanmış, O’nun sevdiği bir hâle gelmiştir. Risale-i Nur’da bu, ubûdiyetin zirvesi olarak görülebilir. İnsanın aczini ve fakrını bilerek Allah’a tam bir teslimiyetle yönelmesinin, O’nun rızasına ulaştırdığını vurgular (Sözler, 1. Söz). Mardiyye nefis, Allah ile kul arasında karşılıklı bir razılık hâlidir.

7. Nefs-i Safiye/Kamile (Arınmış ve Kemale Ermiş Nefis):

Bu en yüksek mertebede nefis, tüm kötü sıfatlardan arınmış ve kemâle ermiştir. Risale-i Nur’da bu, doğrudan bir terim olarak geçmese de, insanın “halife-i arz” olma makamına ulaşmasıyla ilişkilendirilebilir. İnsanın kâinattaki esmâ-i hüsnayı okuyarak nefsini tezkiye ettiğini ve kemale yaklaştığını ifade eder (Mektubat, 29. Mektup). Safiye nefis, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış bir hâldir. Bu mertebede tefekkür metodu çok kuvvetli bir şeydir.

Risale-i Nur, nefsin bu yedi mertebesini tasavvufi bir sistematikle değil, daha çok iman, tefekkür ve ubûdiyet çerçevesinde dolaylı olarak ele alır. Nefsin terbiyesi, Bediüzzaman’a göre, insanın kendini tanıması (ene), acz ve fakrını idrak etmesi ve Allah’a yönelmesiyle gerçekleşir. Her bir mertebe, insanın Allah’a yaklaşma yolculuğunda bir basamak olarak görülebilir.

Risale-i Nur hizmetinde ki, acz, fakr, şefkat, tefekkür, ihlâs, sadakat, tesanüt, ene gibi kavramlar bu yedi mertebeye doğrudan bakmaktadır.

Selâm ve duâ ile

[1] Yusuf Suresi, (12:53)

[2] bkz. Şems Suresi (91:8): Sonra da ona (o kişiye) günâhını ve takvâsını (neyin isyan, neyin itâat olduğunu bildirerek) ilhâm edene (yemîn olsun)!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum