Muhammed Numan ÖZEL
Bediüzzaman Hamasî Bir Kahraman mıydı?
Günümüzde Bediüzzaman Said Nursî hakkında yapılan değerlendirmelerde sıkça karşılaşılan sorulardan biri şudur: Acaba Bediüzzaman hamasî bir kahraman mıydı? Yani yalnızca heyecan veren, kitleleri coşturan, mücadeleyi sloganlarla yürüten bir şahsiyet miydi?
Bu soruya hayatına ve eserlerine bakarak cevap vermek gerekir.
Bediüzzaman'ın gençlik yıllarında fevkalâde bir cesaret ve şecaat gösterdiği inkâr edilemez. Birinci Dünya Harbi’nde gönüllü alay kumandanı olarak cephede bulunmuş, talebeleriyle beraber Rus ordularına karşı mücadele etmiş, esaret yaşamış ve ölüm tehlikeleriyle yüz yüze gelmiştir. Ancak onu farklı kılan nokta, kahramanlığını sadece harp meydanlarında göstermemesidir.
Asıl dikkat çekici olan, cephede düşman ateşi altında dahi Kur’an tefsiri yazabilmesidir. İşârâtü’l-İ’câz gibi bir eser, savaşın en çetin şartlarında kaleme alınmıştır. Bu hâdise, onun nazarında asıl mücadelenin iman ve fikir sahasında olduğunu göstermektedir.
Cumhuriyet döneminde ise Bediüzzaman'ın önüne farklı yollar açılmıştır. Siyasî liderlik, nüfuz ve makam teklifleriyle karşılaşmıştır. Fakat o, bunların tamamını reddederek kendisini “Kur’an’ın bir hizmetkârı” olarak tarif etmiştir. Eğer yalnız hamasî bir lider olsaydı, geniş kitleleri peşinden sürükleyecek siyasî bir hareket kurmayı tercih edebilirdi. O ise tam aksine, siyasetten uzak durarak iman hizmetini esas almıştır.
Onun kahramanlığı, mahkemelerde, sürgünlerde ve hapishanelerde daha açık görünür. Defalarca yargılanmış, yıllarca gözetim altında tutulmuş, fakat hiçbir baskı karşısında fikirlerinden geri adım atmamıştır. Buna rağmen mücadele metodunu daima manevî zeminde tutmuş, şiddeti reddetmiş ve kalemle cihadı tercih etmiştir.
Bu sebeple Bediüzzaman'ı yalnızca “hamasî bir kahraman” olarak tanımlamak eksik kalır. O, heyecandan çok hakikate, slogandan çok delile, siyasî mücadeleden çok iman hizmetine dayanmıştır. Elbette cesur bir insandı; fakat cesareti nümayiş için değil, hakikati müdafaa içindi. Kahramanlığı ise kılıçtan ziyade fikirde, mücadeleden ziyade sabırda ve hitabeden ziyade ihlâsta tecelli etmiştir.
Netice itibarıyla Bediüzzaman Said Nursî, klasik anlamda hamasî bir kahramandan ziyade, asrının iman mücadelesini veren manevî bir mücahid ve fikir kahramanı olarak değerlendirilmelidir. Onun bıraktığı miras da, coşkulu nutuklardan çok, milyonlarca insanın imanına hizmet eden eserleridir.
Selâm ve duâ ile.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.