Meleknur ÖZDORUK

Meleknur ÖZDORUK

Minimalizm ve Tekâsür Suresi'nin düşündürdükleri

A+A-

Budizm’in kaynaklık ettiği Zen Felsefesine dayanan ve bir yaşam tarzını imleyen Minimalizm, son yıllarda sıklıkla gündeme getirilmekte. Bazı çevrelerce günümüz insanının içine düştüğü amansız tüketimin döngüsel girdabında rahatlatıcılığı vadeden bir soluk olarak sunulmakta. Minimalizm, genel itibariyle ihtiyaçtan fazlasına sahip olma, tüketerek mutluluğu yakalama ve bireysel tatmin unsurlarının reddini ilan eder; günlük yaşantıda sadeleşmeyi tavsiye eder. Zen Felsefesi, dünyadaki her şeyin değişken olduğunu ve canlı cansız hiçbir varlığa bağlanmamak gerektiğini savunur. Minimalizm de bu öngörüden beslenir.

Evet, daha bu minvalde pek çok laf u güzaf farklı mecralarda, dergi ve mecmualarda, sosyal medya ve televizyonlarda sarf edilmekte. Belirli kesimlerin nazarı, bu meseleye dair edilen kelamlardan pek hoşlanmakta, dahası bazı dairelerde minimalizm çok enteresan ve emsalsiz olarak addedilmekte, kabul görmekte.

Hâlbuki minimalizm teveccühü, bizim coğrafyanın insanı için gayet ironik bir manzaradır. Zira bu, dâhil olunan medeniyetin kültür ve inanç dünyasına pek yaban düşmenin aleni bir tezahürü olarak okunur. Kendilerine İslamiyet’le neşv ü nema bulan kadim kültürümüzdeki hayat üslubundan bahsedildiğinde redde meyyal bir duruş geliştiren bu zihniyetin, aslında biz’de/öz’de kuvvetli temellerle bina edilen hayat tasavvurundaki kanaat, iktisat ve israfa dair derin fikriyattan gafil olarak, Batı’nın sunduğu bu yöndeki bir anlayışa, evveliyatı olmayan yepyeni bir düşünceymiş gibi sarılması, trajik bir hâlin yansımasıdır.

Minimalizmin bizzat hayat pratiklerindeki en belirgin hususiyeti olarak öne çıkan sadelik, zaten Allah u Teala’nın (cc) kullarında murat buyurduğu fıtri bir hâldir. Hz. Peygamberimizin (sav) hayatı, fuzuli maddelerden, nesnelerden ve malayaniyattan arınmışlık içerisinde, harikulade bir sadelik ile süslenmiştir. Nizaa değmeyen bu âlemde o Allah’ın Resulü (sav), maddi cihette fazlalıklardan, lüzumsuzluklardan, kalabalıklardan azade, sade bir hayat sürmüştür. Üstelik O, sadeliği bizzat tercih buyurmuştur. Hayat serüveninde Allah Resûlü’nün izini sürmeye niyetlenen Allah dostları da, maddenin tahakkümünden kurtulmuş; kanaat ikliminde kemal bulma seyrine çıkmışlardır.

Maddeye karşı meyli artan insan, tahakküm altında sürüklenerek esarete varan bir gidişat yaşar. Kur’an-ı Kerim, âdemoğlunu bu konuda doğrudan doğruya ikaz eder.[1] Bu tahakküm, insana asıl yaradılış gayesini, varlık şuurunu unutturmak ister ve onu bilincin devre dışı bırakıldığı gaflet alanına doğru sevk eder. Maddeye olan meyil, bir süre sonra arzuların hırsla yoğrulduğu bir tatmin olma vasıtası halini alır. Burada insan-varlık-eşya şuuru, bir mana değişiminin içerisinde bulanıklaşır, perdelenir. Böylece halife-i arz olarak yaratılan insan, gaflet içerisinde kendini yitirirken bazen üzerini örttüğü bazen de örtemediği bir azabın içerisine yuvarlanır. İşte gayr-ı Müslümlerin çoktan keşfettikleri bu hakikat, insanın nesneler ile olan ilişkisine ve ruhsal derinliğine işaret eder. Minimalist hayatı öğütleyenlerin vardığı sonuç, az ve sade olanın insan ruhuna iyi geldiğidir.

Tekâsür Suresi’nde buyrulan ayette “Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı” mealinin Cahiliye döneminden modern zamanlara uzanan külli manası, bireyden toplum(lar)a doğru genişleyen bir açılımla insanlığa hitap eder. Global dünya düzeninde bütün ihtirasıyla çalışan kapitalizmin üretim ve tüketim çarklarının bu çokluk yarışına hizmet ettiği görülür. Bu çokluk yarışı, bireyi ve toplumu aşarak milletleri sarsan, dünya düzenini alt üst eden zulümlere dünden bugüne gebe olmuştur.

Ayette buyrulan çoklukla övünme yarışı, insana yüksek gayeler için verilmiş olan istidatların yönünü gelip geçici, zevale mahkûm olan şeylere doğru çevirir. Bu yönelişin, fıtri istidatların mahiyetini değiştirerek, onları gitgide koyulaşan bir hırs ve tamaya bürüdüğü görülür. Varoluşun aziz manalarıyla teçhiz edilmiş istidatlar, bitmek bilmeyen bir biriktirme/çoğaltma döngüsünde anlamsızlaşır.

Çoğaltma ve bununla övünme yarışı, çağımızda müthiş bir baskıyla insanlığa telkin edilmekte. Birikim, yatırım, kâr, tüketim üzerinden yürütülen tazyikler, insanî değerleri kolayca alaşağı edebilmekte. Her yaş ve konumdan bireyin kendini emniyette hissedebilmesi maddi yatırımlarına, hayattan zevk alabilmesi ise harcamalarına ve tüketimine göre oranlanmakta. Böylece ulvi gayeler için donatılarak vazifelendirilen insan, hayatın mahiyetini metalarla tartmakta ve öz varlığı da bu nispette örselenmekte, esas kıymetini yitirmekte. Evet, insan nasıl da aldanır… Çoğaltma yarışında, kesret denizinde vahdeti ve elbette kendini kaybeder. Ayetin şiddetli ikazıyla bu, kabre kadar süren bir aldanma sürecidir.

Fıtrattaki hâkim çoğaltma, biriktirme arzu ve istidatlarının yüzünü hayırdan şerre yöneltmek, hayat sermayesini maddi manevi kayıplara uğratmaktır. O halde neyi çoğaltmalı, ne için yarışmalı? Mü’minûn Sûresi’nin “İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar” (61) fermanında, hayatın merkezine layık olan fiiliyattan bahsedilir. Selamı, İyiliği, güzelliği, ihlası,  hayrı çoğaltmak, yaymak ve böylece İlahi rızaya muvafık hareket etmenin lezzetiyle bütün ruh u can ile asude olmak ve bunun deruni şükrüyle ihya olmak…

Zihnî melekelerini, enerjisini, istidadını maddenin çekimine hasredenler, hakikatleri, mânâyı, incelikleri ve kendi varoluşlarını fark edemezler iken; hayat tarzını fuzuli nesnelerden azade olarak şekillendirenlerin beyhude oyalanmacalara mesaileri yoktur. Esasen sadelik, kemale ve rıza-ı İlahi’ye doğru yol almanın mühim bir safhası olarak ifade bulur. Zira aramak, aramanın derdine düşmek, mananın izini sürmek için maddeperestliğin hükümranlığını kırmak elzemdir.

Bugün pedagoglar dahi çocukların etrafındaki nesnelerin azaltılmasının gelişimsel katkılar noktasında gerekliliğinde hemfikirdir. Acaba elinde gayet sınırlı ve kısacık bir ömür sermayesi olan insanın gelişimi, sadece çocukluk evresiyle mi sınırlıdır? Hâlbuki hayat serüvenindeki bütün yollar, yokuşlar, iniş ve çıkışlar, insan istidatlarının tekâmülü için önüne getirilmektedir. Bu yolculukta selamete ermek, boş işlerden yüz çevirmek, oyalayıcı ve aldatıcı şeylere ehemmiyet vermemek, âlî maksatlar için verilen teçhizatı lüzumsuzluklarla boğmamak, esas gayelere ve hakikatlere odaklanarak seyr ü sefere devam etmek ile mümkündür.

Evimizin köşe bucağında, gardırobumuzda, kilerimizde, midemizde, aklımızda ve dahi kalbimizdeki kalabalıklar, ruhumuza bir uyuşukluk, ağırlık ve hissizlik hâli akıtır. Bu yüklerden kurtulmak demek, açık, berrak, temiz bir zihin; ferah, asude bir kalp ve duyulara talip olmaktır. Bediüzzaman’ın küçük bir sepete sığan eşyaları ve kendisine sunulan ihtişamlı mevkileri reddi, insanlığa bâb-ı hikmetten sırlar anlatır. Bugün dünyanın en uç coğrafyasına kadar uzanan ve kendine has metotlarla bütün beşere iman, ahlak, edep dersleri veren ve hakikatleriyle gönülleri fetheden altı bin sahifelik harikulâde bir eser olarak asrımıza hitap eden Kur’an-ı Kerim’in manevi tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’nın aziz müellifi, maddi hayatını bir sepete sığdırmıştır.

Bahsimiz olan kanaat, tevazu ve sadelik, büyük şahsiyetlerin hırkasıdır. Dünya hanında az olanın mana âleminde çokluğa, esas zenginliğe tebdili, kesretin vahdette birleşmesi hakikatini okutturur. Esas yoksunluk, kanaatsizliğin merceğiyle bakarak kesret içerisinde boğulmaktır.

Sahi, minimalist yaşam mı? İhtişam ve şaşaayı kanaatkârlıkta, tevazuda eritmiş, vahyin nuruyla azda çok’a erişmiş kadim bir medeniyetten ilhamını alan ve rol devşiren birkaç satır fikriyat...

[1] Tekâsür Suresi’nin tefsirinde sadece maddesel varlıkların değil, evlatların, akraba ve ataların da çokluk yarışında övünç kaynaklarına dâhil edildikleri ifade edilir. Fakat bu yazımız, daha ziyade konunun maddi çokluğa bakan yüzüne dönüktür.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum