Komünizmin mehasini!..

Komünizm insanlıktan 70 yılda neler götürdü, nelere mal oldu; kavraması da sayması da zor. Ama bir yönü ile insanlığa dolaylı bir iyiliği dokundu.

Nasıl ki açlığın şiddeti nisbetinde nimetteki lezzet idrak edilir, aydınlık karanlıkla bilinir öyle de komünizmin küfrü tervic etmesi insanlarda öylesine manevi açlığa yol açmış ki iman hakikatlerine gördükleri yerde çölde susuz kalmışların iştiyakı ile yönelmişler, sarılmışlar. Bizler Elhamdülillah imansız yaşamak nedir hiç bilmedik. Ahiret inancı olmadan yaşamak dehşetini tanımadık. Hayatımızın bir noktasında birden iman nimeti ile  karşılaşmanın başdöndürücü güzelliğini de yaşamadık dolayısı ile. Biz hep suyun içindeydik. Ama ehl-i küfrün adım adım yokluğa yol aldıklarını zannettikleri hengâmda Allah ve ahiret inancı ellerine geçince ne bulduklarını idrak etmeleri de bulduklarının hakkını vermeleri de bir başka oluyor galiba.

Ruslan Cemalof bize Rusya’dan birbirinden güzel ihtida öyküleri anlattı Dost TV’de. Nasıl ki görseniz insanlar açlıktan kırılıyor. O insanların eleminden ve feryadından acı çektiğiniz ama elinizden bir şey gelmediği anda kerem-kâr bir zat onlara yardım elini uzatıyor, onları doyuruyor, ihtiyaçlarını âlâsıyla gideriyor, nasıl bir sevinç, bir sürûr hissedersiniz aynen öyle de muhtâç gönüllere Cenab-ı Hakk’ın hidayet nurlarını yetiştirdiğini görmek de nihayetsiz mutluluklara yol açıyor.

Hele  bir de size de bir vesilelik payesi verilmişse… İşte Ruslan Cemalof’un gülen gözlerinde o müşâhidliğin ve vesileliğin mutluluğunu  görüyor, siz de ortak oluyorsunuz.

Bu öykülerinin her biri ibret dolu. Mesela  birinde Rabb-i Rahimimizin dilerse mafya babalarından ve azılı mahkumlardan nasıl da mükemmel nur talebeleri çıkardığının harika bir nümûnesi. Bir mafya babasının önce huzuru İncil okumakta aradığını, bulamayınca 5-6 saat secde halinde Allah’a ağlayıp yalvararak hidayet dilediği gecenin sabahında eline Kur’ân’ın geçtiğini, hapishane arkadaşları ile birlikte Kur’ân’ı okuyarak Müslüman olduklarını gözlerinin içi gülerek anlatıyor. Bu zat kendisine iktida eden bir grup mahkum ile birlikte Müslüman olduktan sonra öyle harikulade bir değişim geçirmişler ki Allah’ın inayeti ile iyi halden tahliye edilmişler. Hapishaneden çıkar çıkmaz da Müslümanlığının gerekleri nelerdir, öğrenmek üzere içlerinden birini Özbekistan’a göndermişler. Temsilcileri orada İslamiyetin şartlarını, Kur’ân okumasını öğrenip bir de Yirmiüçüncü Söz’ü bulup geri gelmiş. O bir grup eski mahkum Yirmiüçüncü Sözü okuya okuya nur talebesi olmuşlar. Daha sonra Allah’ın izni ile muvaffak oldukları iman hizmeti ise dinlenmeye değer…

Birisi sizi telefonunuzdan yanlışlıkla arasa ne dersiniz? Muhtemelen  “Yanlış numara kardeşim”… Ama İ’lâ-yı kelimetullâhı hayatının gayesi haline getirmiş birisi “madem yanlış numara çevirmen bizi karşılaştırdı, dur sana Müslümanlığı anlatayım, ister misin” diyor. Böylece birisinin hidayetine vesile oluyor.

Ya da sabahın dördünde (kendince kendini Allah’a affettirmek için) yolları süpüren pejmürde kılıklı birisini görünce ona İslamiyeti anlatmaya çalışmak, dinlemeyince cebine Ayetü’l Kübra risalesini koyup gitmek kimin aklına gelir? Ki o zat henüz yerlerden ve göklerden “bana Rabbimi siz bildirin” diye sual etmişti.

Daha başkasına Hz. İsa’nın rüyada görünerek  “çok çay içilen bir cemaate” yönlendiriyor.

Hapishane müdürünün yüzlerce Risaleyi mahkumlara kendi ile dağıttığını, dershaneye gelen eli silahlı bir çeteden ihtida edenleri gülümseyerek dinliyorsunuz.
Sofya Valantino’nun hikayesi ise son nefese kadar iman nimeti için imkan ve ihtimal olduğunu gösteren nefis bir destan.

Anlaşılan bugünlerde Rusya’da Risale-i Nurların ilk telif edildiği yıllardakine benzer öyküler yaşanıyor.

Bütün bu hidayet öykülerinde Allah’ın hidayet vermesindeki güzellik gözlerinizi kamaştırıyor. Ve Risale-i Nur’ların kendisini, muhtaç olanlara nasıl okuttuğunu görmek… Tek başına bir risale, girdiği yerde etrafında bir cemaat oluşturuyor.

Yeni adı ile Resul kardeşimizin anlattıklarından kendi adıma çıkardığım ders; Allah’ın hidayet vermek için bizim hizmetimize hiç ihtiyacı yok hâşâ. İman hizmetine atılarak o daire içinde yer almaya, o büyük hayırdan bir hisse kapmaya bizim nihâyetsiz ihtiyacımız var.

Bu hidayet öykülerini ve daha fazlasını Resul Kardeşin tatlı Azeri şivesi ve muzip anlatımı ile kendisinden dinlemenizi şiddetle öneriyorum. Ben yüzden birini anlatamadım. Dost TV arşivinde vardı.

Dost TV bu özel programı ve Arnavutluk Müftüsü Yusuf Hoca’nın Risale-i Nur serüvenini DVD halinde satışa sunsa da etrafımıza, hususan gençlere hediye edebilsek, bâri biz de bu güzelliklerin duyulmasına, yayılmasına  vesile olabilsek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.