Misafir Kalem

Misafir Kalem

İstiklal Caddesi'ndeki gençler

A+A-

Uzun bir aradan sonra Taksim’e, devamında da İstiklâl Caddesi’ne yolum düştü. Epey kalabalık olan, İstanbul’un en gözde yerlerinden birinde bulunan bu caddede birçok farklı insan manzarası ile karşılaşmak mümkündür.
İstiklal üzerinde ilerleyen insan kalabalığına biraz farklı bir bakış açısı ile göz attığınızda, sıradışı olaylar gözlemlemeniz mümkün olmaktadır.

İstiklal’ye epey bir süredir uğramamanın verdiği heyecanla caddeyi gezerken, bir yandan da yürüyen, konuşan, bir ideal uğruna sağa sola koşuşturan genç arkadaşları gözlemliyordum. Ümidim, gençlik heyecanının vermiş olduğu güzel yansımalarını görmek; maalesef bu anlamda pek fazla güzel yansımalar göremiyordum. Daha çok, genç arkadaşlarımın içlerindeki mânâ boşluğu, sıradan bir hayat yaşamanın vermiş olduğu sıkılganlıkları, biraz ümitsiz ve mutsuz gözüken halleri göze çarpıyordu.

Bir ideal uğruna -içlerindeki gençlik enerjisini ve mânâ arayışlarını dolduracaklarını düşündüklerinden olsa gerek- faaliyette bulunan genç arkadaşları gözlemlediğimde de, ümitle sarıldıkları ideallerinin içinin olumsuz ve manasız manzaralar sergilediğini çok rahat müşahede edebiliyordum. İstiklal’de yürüyüşüm devam ederken ekseriyetle bu manzarayla karşı karşıya kaldım. Özellikle akşam üstü İstiklal’in arka sokaklarında daha da olumsuz manzaralar sergilenmekteydi.
Bir yandan olumsuz manzaraların sebeplerini düşünerek, bir yandan da tarihî kökeni ve modern yansımaları ile farklı bir dokusu olan İstiklal’in güzel yerlerine bakmak düşüncesi ile caddenin sonuna doğru gelmiştim. Uzun bir aradan sonra uğramış olduğum İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşüm sona ermişti.

Gençlerin amaçsızca yaşayışları; son zamanlarda maalesef tamir etmekten çok eleştirmekle uğraştığımız problemlerin en önemlilerden birisiydi. Konuştuğum çoğu genç arkadaşım eleştirilmekten ve anlaşılamamaktan şikâyetçiydi. Sırf bu iki sebepten dolayı muazzam kabiliyetleri olan bir çok genç boşluğa doğru yuvarlanıyordu ki…
Değerli bir büyüğüm bana şu tespitte bulunurken ne kadar da haklıydı: “Gençlerde büyük bir enerji potansiyeli var. Olumlu ya da olumsuz bu enerjisini bir şekilde harcayacak. Eğer siz müspete kanalize ederseniz olumlu, etmezseniz olumsuz neticeler alırsınız.”

Gerçekten söylediklerinde ne kadar da haklıydı. Acaba bugün kaç kişi genç arkadaşlarımın içlerindeki büyük enerji potansiyelinin farkında? Ya da kaçımız genç arkadaşlarımı eleştirmek yerine, onları anlamaya, içlerindeki enerjiyi müspete kanalize etmeye çalıştık? Kaçımız muazzam güzelliklere sebep olabilecek genç arkadaşlarımızın kabiliyetlerini inkişaf ettirebilmeleri için maddi ve manevi ortamlar hazırlamak için çalıştık?

Asr-ı Saadet’te muazzam güzelliklere vesile olanlar arasında birçok “genç sahabe” yok muydu? Osmanlı’da büyük fetihlere mazhar olanların arasında genç padişah, genç komutan, genç ilim erbabı ve genç sanat ehli yok muydu? Yine yakın zamanda vuku bulan Nur Hizmeti’nin bayraktarlığını yapanların en ön saflarında birçok genç ağabeyimiz yer almamış mıydı? Demek ki, genç arkadaşlarımızın bu mânâ arayışı ve boşluğu sonucu yaşamış oldukları olumsuz hadiselerde tek suçlu(!) kendileri değildi. Onları gençlik dönemlerinin en hararetli zamanlarında yalnız bırakan, hiç anlamaya çalışmayan, onları doğru bir şekilde tanımayan büyüklerde ve yol göstericilerde de büyük bir hatalar bulunmaktaydı.

Bugün İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde, Bursa’da Altıparmak sokaklarında, Antalya’da Işıklar Caddesi’nde ve daha sayamadığım Türkiye’nin binlerce caddesinde olumsuz tablolar eşliğinde yürüyen genç arkadaşlarımı anlamaya ve kabiliyetleri ışığında onları müspete kanalize etmeye çalışmanın vakti hâlâ gelmedi mi acaba?
Amacım asla olumsuz bir tablo sergilemek değil. Aksine yara tespit edilmeli ki, tedavisi mümkün olsun. Hiç vakit kaybetmeden genç arkadaşlarımıza içtenlik ve muhabbetle yaklaşıp, kendilerinin mânâ arayışlarına elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışmalıyız.

Müspete kanalize etmeye vesile olduğumuzda ise, birçok güzelliğin peşi sıra geldiğini fazlasıyla gözlemleyebileceğiz.
Bu meseleyi Hz. Ali (r.a.) veciz bir ifadeyle şu şekilde anlatmış: “Gençliği anlamıyorsanız bu dünyadaki işiniz bitti demektir.”
İnşaallah genç kardeşlerimizi doğru bir şekilde anlayıp, onları müspete kanalize etmek için çaba sarf etmeye bir an önce başlarız. Küçük de olsa bu uğurda atacağımız istikrarlı adımların müspet sonucunu en kısa zamanda gözlemleyebiliriz. O zaman İstiklal Caddesi’nde ve daha birçok caddede, sokaklarda yürüyen genç arkadaşlarımdaki olumlu gelişmelerin izlerini çok daha fazla gözlemleyebilmenin huzuruna ve mutluluğuna varabiliriz inşaallah... (BY)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum