'İktisat ve hısset (خِسَّت)' ne demektir, nasıl yaşamalıyız?

Hısset, Arapça kökenlidir; cimrilik, pintilik, bayağılık, eli sıkılık manalarına gelir.

Dolayısıyla iktisat ile hısset aynı şey değildir.

* İktisat: Nimeti yerli yerinde kullanmak, israf etmemek, ölçülü harcamaktır. Şükürle bağlantılıdır.

* Hısset: Vermesi gereken yerde vermemek, malına aşırı bağlanmak, cimrilik etmektir.

Risale-i Nur açısından çok güzel bir ayrım çıkar: İktisat, nimete hürmettir; hısset ise nimeti vermesi gereken yerde esirgemektir. İnsan hem israftan kaçınmalı hem de bunu cimriliğe dönüştürmemelidir.

İktisat Risalesi’nden hareketle “iktisat–hısset–sehavet–israf” arasındaki dört farkı örneklerle açalım.

1. İktisat: Nimeti yerinde kullanmak

İktisat, sadece “az harcamak” değildir. Asıl mana, Allah’ın verdiği nimeti kıymetini bilerek, ihtiyaç nispetinde ve doğru yerde kullanmaktır.

Mesela sofrada ihtiyacımız kadar yemek iktisattır. Fakat misafir geldiğinde “iktisat ediyorum” diyerek ikramdan kaçınmak iktisat değil, hısset olabilir.

Bediüzzaman’ın iktisadı şükürle ilişkilendirmesi çok önemlidir. Çünkü iktisat eden insan nimete şöyle bakar:

“Bu benim malım değil; Rabbimin bana ihsanıdır. Öyleyse hor kullanamam.”

Yani iktisadın arkasında nimete hürmet vardır.

2. Hısset: Vermesi gereken yerde vermemek

Hısset (خِسَّت), cimrilik ve eli sıkılık manasındadır.

İktisatla hısset dışarıdan bazen birbirine benzeyebilir. İkisinde de insan parasını gelişi güzel harcamaz. Fakat niyet ve kullanım yeri tamamen farklıdır.

Şöyle düşünelim:

İktisat: “İhtiyacım olmayan şeyi niçin alayım?”

Hısset: “İhtiyaç olsa bile param eksilmesin.”

İşte ince çizgi burada.

Örneğin bir insan ihtiyacı olmadığı hâlde üçüncü bir ayakkabıyı almıyorsa iktisat ediyor olabilir. Fakat anne-babasının gerçek bir ihtiyacını karşılayabilecek durumda olduğu hâlde para vermekten kaçınıyorsa buna iktisat denmez.

3. Sehavet: Gereken yerde cömert olmak

Sehavet, cömertliktir. Fakat sehavet de hesapsızca para saçmak değildir.

İktisat Risalesi’nin ruhuyla söylersek, insan kendi nefsinin lüzumsuz arzularına karşı iktisatlı, başkalarının hakiki ihtiyaçlarına karşı cömert olabilir.

Bu çok güzel bir denge meydana getirir:

Nefsime gelince: “Gerçekten ihtiyacım var mı?”

Hayra gelince: “Allah bana verdiyse ben de verebilirim.”

Demek ki iktisat ile sehavet birbirinin düşmanı değildir. Bilakis gerçek iktisat, insanın imkânlarını lüzumsuz yerlerde tüketmeyerek hayra ayırabilmesine yardımcı olur.

4. İsraf: Nimeti maksadının dışında tüketmek

İsrafın karşısında iktisat vardır.

İsraf yalnızca çok para harcamak değildir. Nimeti gereksiz, ölçüsüz veya yanlış yerde kullanmak da israftır.

Bir lokma ekmeği çöpe atmak küçük görünür; fakat mesele ekmeğin fiyatından ibaret değildir. O lokmanın arkasında toprak, güneş, yağmur, çiftçi, değirmen ve nihayet Cenab-ı Hakk’ın Rezzâk isminin ihsanı vardır.

Bu sebeple iktisat, kuru bir ekonomik tedbirden ziyade nimete karşı bir edep ve şükür tavrıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.