Hz. Muhammed (s.a.v) bütün peygamberlerden üstündür

Kutlu Doğum Haftası Anısına

Peygamberlerin eşit ve farklı olduğu yerler

Epeydir sosyal medyada gündeme getirilen bir konu birkaç gün önce bir sohbette bazı dostlar bana da sordular ve cevabını yazmamı istediler. –Daha önce “Sorularla İslamiyet.com” sitesinde yazmakla beraber- bu dostların hatırını kırmamak, biraz sevap kazanmak, hak ve hakikatin ortaya çıkmasına hizmet etmek amacıyla bu konuyu tekrar kaleme almış bulunuyorum. Konuyu fazla detaylandırmamak için özet halinde arz etmeye çalışacağım.

I.Bütün peygamberlerin eşit olduğu/farksız görüldüğü yerler:

a)İman konusunda bütün peygamberler eşittir:

Allah’ın İnsanlara gönderdiği bütün peygamberlere iman etmemiz gerekir. Onlar insanlığın iftihar vesilesi ve önderleridir. İman etmeyi gerektiren bir unsur olarak bütün peygamberler eşittir. Onların arasına fark koymak küfürdür.

“Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve: ‘Biz O’nun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.’ Ve şöyle dediler: ‘İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.’ ” (Bakara, 2/2185)mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

b)Bütün peygamberler beşeriyet vasfında da eşittir:

 “Resulüm! De ki: ‘Ben de sizin gibi bir insanım. Yalnız bana şu vahyolunuyor ki; Sizin İlahınız, sadece bir tek İlahtır. O halde Ona yönelerek doğru yolda yürüyün, O’ndan mağfiret dileyin. Ona eş, ortak uyduranların vay haline!” (Fussilet, 41/6) mealindeki ayette –Hz. Muhammed (s.a.v)’in şahsında-peygamberlerin beşeriyet vasfına vurgu yapılmıştır.

Biz senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz (birer insan olan) erkeklerden başkasını peygamber göndermedik. Eğer bilmiyorsanız ilim ehline sorunuz.” (Nahl, 16/43) mealindeki ayette bütün peygamberlerin insan olma vasfında müşterek olduğuna işaret edilmiştir.

II.Peygamberlerin birbirinden farklı olduğu yerler:

a)Şahsi Kemalatta farklıdır

Bütün peygamberler insanlığın en üstün ve en faziletlisi olmakla beraber, kendi aralarında da şahsî kemâlat bakımından farklıdırlar.

- “ İşte biz bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah, onlardan bazılarıyla konuştu, bazılarının da derecelerini yükseltti. Biz Meryem oğlu İsa’ya açık mucizeler verdik ve onu Rûhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik.” (Bakara, 2/253)mealindeki ayette bazı peygamberlerin bazısından üstün olduğuna vurgu yapıldığı gibi, bu üstünlük derecelerinin gerekçesine de işaret edilmiştir. Ayette, Allah’ın vasıtasız, özel olarak konuştuğu kimselerin bildirilmesiyle, Tur-i Sina’da,  Hz. Musa ve Miraçta Hz. Muhammed(s.a.v) ile yaptığı konuşmaya işaret edilmiştir. Ayrıca, Hz. İsa’nın Ruhu’l-Kudüs ile özel olarak desteklendiği de ifade edilerek üstünlük payesine dikkat çekilmiştir. Keza, ayette genel bir ifade çerçevesinde “bazılarının da derecelerini yükseltti” mealindeki ifadeyle (Hz. Nuh, Hz. İbrahim gibi) başka yönlerden üstünlük payesinin verilmesine layık peygamberlerin olduğuna da dikkat çekilmiştir.

- “Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini(kimin hangi dereceye layık olduğunu) en iyi bilendir. Şüphesiz ki, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud’a Zebur’u verdik.”( İsra, 17/55) mealindeki ayette de Peygamberlerin kendi aralarında üstünlük bakımından farklı oldukları, açıkça ifade edilmiştir.

b)Bazı peygamberlere verilen övücü unvanlar farklılık işaretidir

Rivayete göre,  Peygamber efendimiz (s.a.v.)  şöyle buyurdu: “İbrahim halilullah, (Allah’ın dostu); Musa,  Neciyyullah/kelimullah,  (Allah ile münacat eden, konuşan), İsa ruhullah-kelimetullah (Melek vasıtasıyla Allah’ın üflediği ruh),  Âdem safiyullah (seçkin kulu)gur.

Ben ise -Allah’ın bana bir ihsanı ve bir ikramı  olarak- habibullahım (Allah'ın sevgili kuluyum, bana bu unvan verilmiştir.)” (bk. Darimî, h.no:4, 8; Tirmizî, h.no: 3616).

Burada söz konusu peygamberlere verilen ilahi unvan ile onların diğer peygamberlerden farklı bir imtiyazlarının olduğuna ve kendisine verilen “habibullah” unvanın ise en üstün bir paye olduğuna işaret edilmiştir.

c)Şahsiyet-i maneviye bakımından üstlendikleri misyonda farklıdır.

“Seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik”(Enbiya, 21/107) mealindeki

Ayette Hz. Muhammed (s.a.v)’in âlemlere rahmet olarak gönderildiği bildirilmiştir. Bu âlemler içerisinde diğer peygamberler de vardır. Örneğin, eski ümmetlerin dinlerine karıştırdıkları yanlışları düzeltmesi, onları su-i zandan kurtarması, dinlerinin de ilahî kimliğe sahip olduğunu, onlara her zaman sevgi ve saygı gösterilmesinin gerekli olduğunu ders vermesi, onlar için bir rahmettir.

Yaşadığı hayatın her safhası, özel seçilmişliğinin ve ulaşılmazlığının ayrı bir yönünü meydana getirmiş, şakalarında bile yalanın en küçüğü onun semtine uğramamış, dünyaya teşriflerinden vefat anına kadar başına gelen pek çok sıkıntı, eziyet ve musibet karşısında, olağan üstü bir sabır göstermiş, kendisine, yakınlarına ve dostlarına yapılan sayısız insanlık dışı davranışlar karşısında beşer üstü bir af ve müsamaha örneği sergilemiş, içine bütün insanları hatta hayvanları dahi alacak genişlikteki merhametiyle, etrafındaki dost-düşman herkesin dikkatini çekmiş, bir beşer olarak her şeye ulaşması ve elde etmesi mümkün iken, son derece mütevazi ve sade bir hayat yaşamış, yaptığı işlerde en küçük bir beklenti içinde olmamış, sıkıştırıldığı ve tek başına kaldığı zamanlarda bile asla bir yılgınlık ve ümitsizlik emaresi göstermemiş, Allah’a kulluk noktasında herkesten daha ileri ve derin olmuş... Hulâsa, güzel ahlak dediğimiz her davranışı en zirve noktada temsil etmiş ideal bir örnektir.

(Resulüm!) Sana da kendisinden önceki kitapları tasdik edici ve onları koruyucu olarak bu kitabı hak ile indirdik”(Maide, 5/48) mealindeki ayette, Kur’an’ın önceki semavi kitapları, dolayısıyla da Hz. Muhammed (s.a.v)’in önce peygamberleri himâye ettiğine dikkat çekilmiştir.

-Peygamberlerin beşer vasfına dikkat çekilmesi, onların da diğer insanlar gibi beşeri ihtiyaçlarının olduğu, teklife muhatap olduğu, ölümlü birer varlık olduğu, Allah bildirmedikçe onların da gaybı bilmediği, güç ve kuvvetlerinin diğer insanlar gibi sınırlı olduğu vs. hususları içermektedir.

Yoksa peygamberlerin de –haşa-diğer insanlar gibi yalan söyleyebileceği, günah işleyebileceği veya normal insanlar gibi her türlü kötü davranışı yapabileceği şeklinde anlaşılması imanla bağdaşmayan bir düşünce tarzıdır. Zira bu düşünce peygamberlerde bulunması gerekli olan, doğruluk, emanet, tebliğ, fetânet ve ismet gibi üstün peygamberlik sıfatlarıyla bir tenakuz teşkil eder. Allah’ın kendilerini bu kutsal göreve seçmeden önceki yaşayışları, diğer insanlarınkinden farklıdır. Ahlaki değerleri zirvede temsil eden bu üstün donanımlı insanlar hırsızlık, yalancılık, dolandırıcılık, putlara tapma, ahlâk dışı davranışlardan ve benzeri şeylerden fersah fersah uzak kalmışlardır. Eğer ahlâkî yönden düşüklük sayılan bir şeyi peygamberlikten önceki hayatlarında yapmış olsalardı, peygamber olduktan sonra, insanları onlardan sakındırmaları güç olurdu. Sözleri muhataplarına tesir etmezdi.

c)Ciddiyet, sabır ve azimette farklıdırlar.

Bütün peygamberler ciddiyet ve azimet konusunda diğer insanlardan elbette çok farklıdır. Fakat bu müşterek vasıflarında da kendi aralarında farklılık göstermişlerdir. Örneğin “Ulu’l-azim” (azim, sabır, irade, sebat sahibi) peygamberlerin bu mümtaz vasıflarına da dikkat çekilmiştir.

Azim sahibi peygamberlerin en önemli özelliklerinden birisi de sabır sahibi olmalarıdır.

"O halde (resulüm!) peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi sen de sabret" (Ahkaf, 48/35) mealindeki ayette bu gerçeğe işaret edilmiştir.

Keza, “(Resulüm!) Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma! Hani o (kavmine karşı) öfkeli ve kederli bir halde (Rabbine) niyaz etmişti”(Kalem, 68/48) mealindeki ayette, Hz. Yunus’un sabırsız davranışına dikkat çekilmiş ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in onun gibi olmaması istenirken, zımnen onun sabırlı olduğuna işaret edilmiştir.

Yine, “Biz daha önce Âdem'e de (ağaçtan yememesi için)buyruğumuzu iletmiştik. Fakat o bunu unutuverdi. Doğrusu Biz onda bir azim bulmadık”(Taha, 20/115) mealindeki ayette Hz. Âdem’in de gereken azim, sabır ve sebat göstermediğine işaret edilmiştir.

İslâm âlimlerinin ilgili ayet ve hadislere dayanarak “Ulu’l-azm” peygamberler hakkında farklı yorumlar yapmışlardır. Ancak İbn Abbas’ın bu konudaki görüşü daha yaygın bir kabule mazhar olmuştur. Bu tesbite göre, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (s.a.v), ulu'l-azm peygamberlerdendir. Ve diğer peygamberlerden daha üstündürler(bk. Maverdi, Kurtubi, Ahkaf, 46/35. Ayetin tefsiri)    Bu ulu'l-azm vasfının yalnız bu peygamberlere verilmesine sebep, bunların müstakil şeriat sahibi olmaları ve bu şeriatlarını yayabilmek için her türlü zorluk ve düşmanlıklara göğüs gerip sabretmeleridir.  Bu mefhum, azim, sabır ve sebat sahibi, Allah'ın emirlerini gerçekleştirme hususunda en çok dikkat ve titizlik gösteren peygamberler anlamına gelir. Bu peygamberlerin en meşhuru, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed (s.a.v)’dir (Beydavi, V. Zuhayli, el-Munir, ilgili ayetin tefsiri).

III. Hz. Muhammed(s.a.v)’in Üstünlük Belgeleri

Hz. Muhammed(s.a.v)’in diğer peygamberlerden üstünlüğünü gösteren bazı vasıfları:

a) Bütün insanlara(Sebe’, 34/28)  ve cinlere gönderilmiş peygamberidir(Ahkâf, 46/29).

b) Onun dini bütün dinlere üstün kılacağı vad edilmiştir"(Tevbe, 9/32-33; Fetih, 48/28)

c) Dini cihanşümuldür/Evrenseldir(Araf, 7/158;

d) Bütün âlemlere rahmettir. (Enbiya, 21/107).

e) Allah tarafından kendisi (Maide,5/67) ve Kur’an’ı(Hicr, 9/9) özel korunmaya alınmıştır(;

f) Dünyada Allah’ın huzuruna/Miraca çıkan tek peygamberdir(İsra, 17/1, Necm, 53/1-18).

g) Bütün peygamberlerin hatemidir/son peygamberdir(Ahzab, 33/40).

ğ) Hanımları müminlerin annelerdir(Ahzab: 33/6).

h) Geçmişi ve geleceği affın garantisine alınmıştır(Fetih, 48/2)

İ) Kendisini desteklenmesi için peygamberlerden söz alınmıştır(Al-i İmran, 3/81).

I) Kendisine Kevser/havuzu ve hayr-ı kesir müjdelenmiştir)Kevser, 108/1).

j) Kendisine ganimetler helal kılınmıştır(Enfal, 8/1).

k) Allah tarafından önceki kitaplarda vasıfları bildirilmiştir(Bakar, 2/89, 146).

l) Bizzat meleklerle desteklenmiştir(Al-i İmran, 3/13,122-123)

m) Kendisine itaat etmek, Allah’a itaat etmek anlamına gelir(Nisa, 4/80).

n) Ahirette kendisine ve ümmetine şahitlik yapma hakkı verilmiştir(Bakara, 2/143)

O) Makam-ı Mahmud ile taçlandırılmıştır(İsra, 17/79).

Ö) Ümmeti, ümmetlerin en hayırlısı kılınmıştır(Al-i İmran, 3/110)

p) Hayatına ve beldesine yemin edilmiştir(Hicr, 15/72; Beled, 90/1-2).

r) Kendisine ve ümmetine bin aydan hayırlı Kadir gecesi lütfedilmiştir(Kadr, 97/1-5).

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.