Hüseyin YILMAZ

Hüseyin YILMAZ

Aptalca Bir Senaryo İle Nur Talebelerini Dağıtamazsınız!

Maksadlı, küfre çalışan, Nur Talebelerinin büyük hizmetine zarar vermek için her türlü yalan, iftira ve tertibi mübah gören, suret-i hak ve Müslim kisveli bir mihrak, son bir çeyrek asırdır hız kesmeden şenaatlerine devam ediyor.

Şimdiye kadar, İslâmiyet ve Nur Talebelerine düşman, küfrün hâmisi sahnelerde şenaatlerini defalarca sahnelediler. Bayatlamış, değersiz ve itibar görmeyen malzemelerini bir daha bu sahnelerden birinde aklın, iz'anın, şeref ve haysiyetin üstüne boca etmişler.

İddia şu:

1960'ların başları. Bekir Berk, Mehmed Fırıncı ve Üzeyir Şenler'in başbaşa verip tartıştıkları bir oda. Odada olup bitenleri elli yıl sonra, ölümle pençeleştiği hasta yatağında, aradığı kelimeleri bulmakta zorlanan hasta zihni ve dönmeyen yorgun diliyle Üzeyir Şenler anlatıyor. Durduk yerde değil, maksadlı, şer ve şenaate hizmet edecek yönlendirme suallerin muhatabı olarak anlatıyor.

Aklî melekeleri dumura uğramış, devletin vasisi olmadan hiçbir beyanını kabul etmeyeceği yaş ve vaziyetteki Şenler'e göre, Bekir Berk, Genel Kurmayın kendisinden talebi üzerine bu üç şahıstan Nurcuların tamamının listesi ile birlikte, İstihbaratta çalışabilecek kabiliyetli gençlerin isim listesini istemektedir.

Hemen anlayabileceğiniz üzere, Mehmed Birinci ile Mehmed Fırıncı, hain ve satılmış olmalarının gereği olarak bu teklifi tereddüdsüz kabul ediyorlar. Ancak dâvâ adamı Üzeyir Şenler, bu ihanet talebine şiddetle karşı koyuyor. Karşı koyuyor da, karşı koyması odada olup bitenlerle sınırlı kalıyor.

Sonrasındaki elli yıl boyunca ne bu şer şebekesi ve tertibleri hakkında tek kelime konuşuyor, ne de bir ifşaatta bulunuyor Şenler. Elli yıl boyunca, dehşetli bir ihanetin tek şahidi olarak susuyor. Sebeb? Bilmiyoruz, Şenler, elli yıl niçin sustuğunu anlatmıyor. Konuşmak için ölüm yatağına düşünceye, hafızası kesif bulutların istilasına uğrayıncaya, dil kasları çalışmaz hale gelinceye kadar bekliyor. Bir de karanlık ruh ve çehreli birilerinin kapısını çalmasını umarak elli yıl sükût orucu tutuyor.

Sonra? Sonra karşımızdaki Bekir Berk gibi keskin bir zekâ, büyük bir hatib ve korkusuz bir cengaver! Binlerce mahkemede, binlerce hâkim ve savcının suçlayan, itham eden düşman bakışları altında mazlum ve maznun Nur Talebelerinin müdafaalarını yapıp beraatlar kazanmış bir hukukçu. Bediüzzaman'ın "Avukatım" diyerek iltifat edip tomarlarca boş sayfanın altına imzasını atıp sonsuz kredi açarak vekâlet verdiği bahtiyar bir insan.

Ve bu adam, günün birinde Bediüzzaman'a da, talebelerine de, geçmişine de ihanet ederek Şenler'in hasta yatağında anlattığına göre, karşımıza tarihin en büyük hainlerinden biri olarak çıkıyor. Sadece hain ve sefil değil, aynı zamanda aptal da. Aptal, çünkü üç kafadarı topladığı bir odada hiçbir altyapı çalışması yapmadan, ince işçilik ihtiyacı duymadan, kabul etmeyecekleri neredeyse kat'i olan bir ihanete, üçünü birden davet ediyor.

Oysa netice almak isteyen biri, aptallık derecesinde bir şuur sakameti içinde bile olsa, yapacağı en doğru şeyin önce kendisine en yakın olandan başlayıp tek tek ikna etmek olduğunu bilir. Birini ikna eder, sonra diğerine, sonra diğerine geçersin. Eşek beyni yemiş gibi, hiçbir yoklamada bulunmadan üçünü bir araya getirip, damdan düşer gibi söylemezsin.

Tekli çalışma yapmış olsan ve Şenler oyun bozanlık etmişse onu devre dışı bırakır, yoluna ifşa etmediğin, Şenler'in de hıyanetlerine muttali olmadığı diğerleri ile devam edersin. Nasılsa istenilen listeyi o ikisi de pekâlâ hazırlayabilir. Üçüncü kişinin varlığı ne Allah'ın emridir, ne de ihanetin olmazsa olmazı. Ama yok, Bekir Berk Ahmak ve Aptal'ın teki ya, eline yüzüne bulaştırmadan edemiyor!..

Bu aptalca senaryo ile Nur Talebelerinin önünü kesebileceklerini vehmedenlerin aklına tüküreyim. İçine düştükleri sefil vaziyetin bile farkında değiller.

Bekir Berk, Fırıncı ve Birinci Ağabeylere Allah'dan sonsuz rahmet diliyorum. Üzeyir Şenler Ağabeyin de taksiratını affetsin. İnşaallah yaşlılık ve hastalığı hakkında sebeb-i af ve mağfiret olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.