Dr. Habip ARTAN

Dr. Habip ARTAN

Düşünce iklimi-23

Kumarın artışı boşanmaları da beraberinde getiriyor
Yasal olsun veya olmasın, sanal olsun veya gerçek olsun kumarın her türlüsü inancımıza göre yasaklanmış, örf ve geleneklerimizce de hoş karşılanmayan, temel ahlaki değerleri yıkan bir illettir. Bu illet bir bağımlılıktır, bağımlılık neticede psikolojik bir hastalık sayılır. Bu hastalığa düşen birisi içinden çıkmıyorsa mutlaka en başta ailesinden daha sonra tıbbi veya sosyal bir destek alması gerekmektedir. Maalesef, bazen kanserli hastalıklardan bir kısmı nasıl ki iyileştikten sonra tekrar yeniden nüksedebiliyorsa kumar alışkanlığı da değişik zamanlarda kesin tedavi edilmezse yeniden ortaya çıkabiliyor. Kumar kişinin ekonomik gücünü ve elindeki ne var ne yok hepsini bitiren bir kemirgen gibidir. Sadece kendine zarar vermeyip bakmakla yükümlü olduğu kişileri de tehlikeye atar. Kumar ekonomileri yıkmakla kalmaz, yuvaları da sarsar ve sonuçta onarılması güç hasarlar meydana getirerek yuvaları yıkmaya kadar gider. Aile bireyleri içerisinde birisinin kumar oynaması hem ailede güveni sarsar hem de ailenin devamını ve geleceğini zora sokar. Özellikle evi geçindirmekle sorumlu olan aile reislerinin bu konuda çok dikkatli olması gerekmektedir. Özellikle bu gibi durumlarda başta anneler ve çocuklar madden ve manen çok yıpranmaktadırlar. Bu işin sonucu boşanmalara kadar gitmektedir. Boşanma ile çocukların yaşayacağı travmaları tahmin etmek bile zor. Boşanma olmasa bile maddeten yıkılan ve borç batağına saplanan erkek bundan sonrası unutmak ve ruhunu uyuşturmak için madde bağımlılığına müptela olabilmektedir.

Allah muhafaza eylesin, sağdan soldan, haberlerden veya sosyal medyadan duyduklarımız ve gördüklerimizi alt alta koyduğumuzda toplum olarak kumar ve madde bağımlılığının meydana getireceği olumsuzlukları tedavi etmek gün geçtikçe zorlaşmaktadır. Bu problemin en iyi çaresi inanç ve toplumsal değerlere sıkı sıkıya sarılmak ve sahip çıkmaktır. Tek başına olmak, kendini toplumdan soyutlamak, ferdi hareket etmek bu devirde kardan çok zara getirir. Bunun yerine cemaatle hareket ederek ahlaki ve toplumsal değerlerin aşınması engellenmiş olacaktır. İnsan kendi nefsiyle baş başa kaldığında bazen problemlerin üstesinden gelemeyebilir, sürekli bir pota veya havuz içerinde olunca hata yapma riskiniz en aza indirgenecektir. Boşanmanın nedenlerini burada uzun uzadıya izah etmek zor ve zaman alır. Sadece içinde bulunduğumuz devirde aile yapısına en zararlı düşmanın madde bağımlılığı ve kumarın olduğunu söylemek mümkündür.

Şunu ifade etmekte yarar var; son zamanlarda boşanmayla birlikte ayrılmanın verdiği haz topluma anlatılıyor, adeta “ayrıldım, boşandım tatile çıktım” diyorlar. Reyting uğruna yapılan dizi ve programların ne kadar tehlikeli oldukları orta yerdedir. Topluma örnek olacak ünlü kişiler milletin gözü önünde mahkeme kapılarında “biz ayrıldık ama yine beraberiz” diyerek çocuklarının ve milletin gözü önünde yalan söylemekten utanmıyorlar. 2024 yılında evlenenlerin %38’i boşanmış iken 2025 yılında bu oran %48’e çıkmış durumdadır bu da meselenin ne kadar hazin olduğunun bir göstergesidir.

Sanal kumar, kripto, faiz ve borsa oynayanlarda artış var
Günümüzde havadan para kazanmak hevesi o kadar yaygın oldu ki, neredeyse “yat, uzan, para kazan” diyerek birkaç gün kazanıp diğer günler kaybederek kayıplarını hesap etmekte bile zorlanan insanlar ile karşılaşıyoruz. Kumar bir kazandırır üç kaybettirir. Ağzına bir lokma bal verir daha sonra bunun acısını senden çıkararak hayatını sana ve çevrene zehir zıkkım eder. Gençler arasında kısa yolan köşe dönmek moda olmuş durumda. “Onda para var bende neden yok” diyerek kısa yoldan elde onu etmenin yollarını arar. Kumar oynamak olmazsa kripto var, o da olmazsa borsa var diyor. Nasıl olsa bedavadan geçinmek toplumda geçer akçe olmuş, etrafındaki insanlar bu şeyi nasıl nereden aldın demiyorlar, soran, sual eden yok, bir bakıyorsun adamın altında sıfır araba, konforlu ev, takıyor sepeti koluna devam ediyor yoluna, bundan sonra kimse beni zapt edemez diyor. İstediğim kadar bekar kalır keyfini çıkarabilirim diyor, istediğim zaman evlenir tekrar boşanırım, hayat benim kime ne, kimse karışamaz diyor. Hayatını helal yoldan idame ettirmenin tek çaresi alın teri le kazanıp, ayağını yorganına göre uzatarak israftan kaçınmak ve hakkına razı olacak şekilde kanaat etmektir. Eğer bunu tecrübe edinmeden öğrenmek istiyorsanız; her bir insan bunu hastanelerden, tımarhanelerden, hapishanelerden ve mezarlıklardan sorabilir.

Tükenmişlik sendromunun çaresi
İnsanların özellikle iş hayatında uzun süreli baskı altında kalmaları ve yoğun iş yükü nedenlerinden dolayı meydana gelen stres ile beraber günümüz modern hastalığı olan tükenmişlik sendromu ile karşılaşmaları mümkündür. En belirgin özelliği; insanlar hem çalıştıkları hem de aile ortamında motivasyon kaybına uğramalarıdır. Bu psikolojik hastalığın en sık rastlanılan belirtileri; kronik yorgunluk, iş ve çalışmada isteksizlik, unutkanlık, bir şeye odaklanamama, uyku düzenin bozulması, beslenme bozuklukları, ani öfke çıkışları ve tahammül edememe gibi belirtilerdir. Bu hastalığa düşmemenin en güçlü yolu iman ve inanç ve ahlaki değerlere aile ortamında küçüklükten eğitimini almaktan ve uygulamaktan geçmektedir. Daha sonra çocuğun alacağı eğitim ve öğretim bu konuda belirleyici bir faktör olarak devreye girecektir. Bu hastalığın en iyi tedavisi fiziksel sağlığımızı korumak, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, düzenli ve periyodik okuma alışkanlığı ve cemaatten/toplumdan uzak durmamaktır.

Kaygı bozukluğu (anksiyete)
Yine ruh sağlığı ile ilgili bir hastalıktan bahsediyoruz. Eskiden toplumda bunlar bir hastalık olarak görülmezdi, ya deli olmuş veya mecnun olmuş diyerek teşhis konur, damga vurulur ve kişi kendi haline terk edilirdi. Günümüzde bu tarz problemlere tanı konarak tedavisi yoluna gidilmektedir. Tedavinin madden ve manen iki yönlü olması gerekir. Tek başına maddi ilaç tedavide yeterli gelmeyebilir, bunun yanında manevi olarak tamamlayıcı tıbbi tedaviden faydalanmak ve uygulamak gerekir inancındayım. Esasında kaygı bozukluğu vehim veya diğer bir değişle kaygıdan kaynaklanmaktadır. Vehmin burada en kestirme ilacı kişisel olarak bunu gözünde büyütmemek ve manen iman ve ahlaki değerler ile donatıdır. Başta yüce yaratanın üzerimize rahmet olarak indirdiği Kitabı bol bol okumak, onun emirlerini ve yasaklarını uygulamak, Kur’an’ın tefsiri olan imani eserleri tefekkür etmektir.

Maddi güç arttıkça imani değerlerden uzaklaşılıyor mu?
İnsanoğlu son yüz yılda baş döndürücü icat ve keşiflerden sonra maddeten terakki etti ama maalesef bazı kesimler bu maddi imkanların sarhoşluğu ile manen bataklığa sürüklendiler. Maddeten çok güçlü olduğunuzda aslında üzerinde yaşamakta olduğunuz dünya bile zevk vermeyecektir. Asıl zevk ve lezzet hayatını yüce yaratanın istikametinde sarf etmekten geçer. Bazen insanlar bu dünyada maddeten güçlü olsalar bile mutlu olmayı beceremiyorlar. En mutlu insan vicdanın sesini dinleyerek Allah’ın çizmiş olduğu istikamet üzere dosdoğru ilerleyen ve hayatını ona göre tanzim eden insandır. Mutlu olmasını beceremeyen insan bu sefer tatminsizlik duygusu imtihanı ile karşılaşır, sonuçta dünyayı bile ona verseler gözü doyamayacak duruma gelir, mutlu olamayınca yukarıda saydığımız her türlü ruhsal dengesizlikler ile karşılaşması mümkündür.

Algoritmalar kullanıcıyı esir alıyor
Sosyal medya kullanıcıları bunu fark etmişlerdir. Siz neyi daha çok izliyor ve yazıyorsanız onun bir ilerisi sizin önünüze geliyor. Akıllı telefonlar ve internet tabanlı tabletler adeta sizi dinliyor ve izliyor. Bazen konuştuğunuz bir konu üzerinden bir bakıyorsunuz önünüze bir reklam gelmiş. Bazen gördüğünüz bir kısa videodan sonra bir uzunu önünüze geliyor. Kısaca elinizi verdiğinizde kolunuz gidebilir. Sosyal medyayı yerinde dozunda kullanmak en iyisidir. Bu tehlikeli durumlardan yara almamak için algoritma takip mesafesini korumanız gerekeceğini unutmamak lazım.

Sosyal medya insanları uykusundan ediyor
Atalarımız her işin azı karar çoğu zarar derler. Sosyal medya kararında ve dozunda olunca yararı vardır. Bir insanın dinlenmesi, çalışması, uyuması gerektiği yerde eğer vaktini bu malayani işlerle geçiriyorsa maalesef zarar ve ziyandadır. Sosyal medyanın esas zararlarından birisi de insanları uyutmayarak dengesini bozmaya çalışmaktır. Yeterli miktarda uykusunu alamayan nesil sabah nasıl kahvaltı yapacak, nasıl derse erken yetişecek, haliyle gece beşik sallamış gibi derste ve işte uyuklayacak, kahvaltı yerine atıştırma ile beslenmesini geçiştirecek, yeterli kalori ve besin maddesi almayan vücut dikkat eksikliği yaşayacak, bir şeye odaklanamaz duruma gelecek, durduk yerde kilo alarak obezite hastalığına yakalanacak. Neticede sağlığı elinden gidince ilaç sanayi onu esir alarak kullanmaya mecbur edecektir. Bu hastalığın ilacı ise; Hadisi Şerifte belirtildiği üzere: ‘Allah’ım faydasız ilimden sana sığınıyorum’ duasına sarılmaktır. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri Allah’a emanet eder selamet ve muhabbetle kalınız diyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.