Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU

Geçtiği Yeri Güzelleştiren

A+A-

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

"Bizim yolumuzda cihad edenlere elbette yollarımızı gösteririz. Kuşkusuz Allah, muhsinlerle beraberdir." (Ankebut Suresi 69. ayet) meali.

وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَإِنَّ اللَّهَ لَمَعَ

الْمُحْسِنِين

Tüpçüsünü yeni değiştirmişti. Çok genç, esmer, azimli bir gençti. Dükkanı yeni açmıştı.

Tüp ve su getirdiğinde ilk hitabı "iyi günler abi" oluyordu.

O ise, "aleyküm selam iyi günler abim" diye cevap veriyordu.

Telefonla su isterken de önce Allah'ın selamını sonra suyu istiyordu. Bu şekilde bir müddet geçti diyalog değişmedi.

Birgün kapıda bir erik ikram etti gence. Sonraki bir seferde ise para üstü çıkmayınca fazladan bir lira verdi.

O gelişinden sonra tüpçü Ayhan, özgün selam vererek hizmet vermeye başladı.

***

Apartman temizlikçisi olduğu halde kapı girişinde atıklar oluyordu.

Bu çöpleri acelesi yoksa toplar ve dışardaki çöp kutusuna atardı.

Uzun yıllar böyle devam etti.

Apartmandaki 7 aile bu temizlikçiyle başedemeyince artık çöpleri kapı ağzına atamaz oldular.

***

Oturduğu dairenin dibinde gecekondu tarzı özel okul vardı.

Yegane teneffüs sahası basket sahasıydı.

Teneffüs ve uzun aralarda basket oynayan 4-5 öğrencinin yüksek bağırtıları, etraftaki sakinleri, hasta ve çalışanları çok rahatsız ediyordu.

İlgililere yaptığı uyarı ise kısa süreli dikkate alınıp sonra unutuluyordu.

Bir gece, domatesin dışına sarılı bir kağıda yazı yazıp basket sahasına attı.

"Basketçi gençler! Bu sahanın etrafında onlarca aile, evde çalışan ve yatalak insan var. Özellikle içinizden biri çok bağırtlak! Gürültünüz duvarlardan yankılanıp katlanarak etrafa yayılıyor. Beden eğitimi öğretmeni! Dersinizin başında bulunun lütfen. Eğer bu rahatsızlık kesilmezse okulu şikayet edeceğim bilginize."

Bu ihtar sonucu sınırsız bağırtlak çocuk çoğunlukla sesini kesti.

***

Bu yaz çok sıcak geçti. Ana caddede evinin önündeki yeni fidanlar sararıp soldu. Hatta genç çınarlar kurumaya başladı.

Bu vahim durumu park ve bahçeler müdürüne bildirdi ama sonuç değişmedi.

Ağaçların yakınındaki pastanenin musluğundan turunç ve çınarları ikindi üzeri sulamaya başladı.

Bir kaç gün sonra alttaki kuaför çalışanı bir genç klima hortumundan kaldırıma sızan suyu boş duran su bidonuna bıraktı, dolunca da yandaki sararmış çınarın dibine dökmeye başladı.

Şehrin en uzun ve geniş caddesinde pekçok fidan ve ağaç bu yaz kurudu.

Antalya'da orman yangınları başladığında ise bu şehrin belediye başkanı tv ekranlarında, orman yangınları ile nasıl mücadele ettiklerini coşkuyla! anlatıyordu.

***

vav.jpgŞehrin eski dar sokakları ihtiyaç gereği anayola çevrilmişti. Üç yolun kesiştiği yerde çok sık kaza oluyordu. Bir kaza sonrası polisler yine tutanak tutuyordu. Polis habire "dikkat etmiyorlar ve hızlı sürüyorlar" deyip duruyordu. Polise "üçyol kesişim noktasına bir çare olmalı" deyince trafik polisi şöyle bir baktı. "Tek çare eğitimli vatandaş hocamm!" dedi. Hoca, "memur bey mesela bir tümsek, bir ayna olabilir" dedi. Memur bunu rapora yazdı. Bir zaman sonra tümsek ve ayna dikilince kazalar azaldı.

***

Aynı yolun kenarına iki karış temelli yeni bir apartman yapılırken bu dar yola hileli bir ölçümle en az 1 metre girilmişti.

Yukardaki kazaların esas sebebi yola giren eğik kaldırımlı bu uğurlu apartmanıydı. Bu çarpıklık merkez ilçe belediyesi turunç masasına bildirildi.

Bir zaman sonra gelen cevapta şikayetin ilgili birimlerce değerlendirildiği ve bir imar ve ölçüm hatası görülmediği yazıyordu. Aynı suç bu sokağın öbür ucuna son dikilen apartmanda da işlendi. Sokağın biçimini (!) anlatmak imkansız hale geldi.

Deprem bölgesi ve turizm şehrinde, uğurlu apartmanı sakinleri umaysızca oturmaya devam ediyor.

***

Apartman giriş katını kaplayan kadın kuaförü çalışanları, cadde üzerindeki ahşap oturaklarda boş kalınca gülüşüp, konuşarak sigara içiyorlardı. Bazen sayıları 20'ye yaklaşıyordu. İçtikleri izmaritleri önlerindeki çimenli ve yeşil bitkili alana atıyorlardı. Tabi müşteriler de öyle.

Bir günde onlarca beyaz, siyah, sarı renkli izmarit, yeşillikleri de zehirliyordu. Çöpçüler ise sade kaldırımı laleteyn süpürüp geçiyordu. Yeşil dörtgeni sorunca "orası bizim işimiz değil" diyorlardı.

Bir gün bitişikteki, "ne alırsan 5 lira" dükkanından 3 tane küllük alıp kuaförcülere hediye etti. Birkaç gün içinde küllükler uçtu sanki.

Sonra ilgili belediyeye bildirdi. Zabıtaların gelip uyardığını gördü. Bir-iki gün oturakların yanındaki büyük küllüğe attılar sonra yine çimlere fırlatmaya devam ettiler.

Bu yaz sonunda, eline bir kova alıp eldivenle izmaritleri topladı. Bu arada gelin süsleyen süslü berberler, keyflerince zevzeklik edip konuşuyordu. Sonra patroniçenin telefonunu alıp bu çirkinlikten şikayetçi oldu. Dedi ki "ellerimle izmaritlerinizi topladım. Siz sabah-akşam burdasınız biz 24 saat. Eşimiz dostumuz gelip gidiyor ve görüyor. Üstelik geceleri davul-zurna gürültüsü ve evime giren dumanlara da katlanıyoruz."

Bu uyarı dikkate alındı. Şimdi yine yeşilliğe izmarit atıyor ama birkaç günde bir, izmaritlerini süpürüyor süslü süsleyiciler!

Amma geçerken verdiğim selamları artık almıyor ve sert sert bakıyorlar.

***

1-075.jpgKorona salgını camilerde tesbihatları da vurdu. Bir zamanlar Antalya Muratpaşa Camii'nde tanıdık imama akşam namaz sonrası sordu.

-Hocam cemaat hem maskeli hem mesafeli hem de sayımız az niye tesbih çekmedik.

-Müftülük emri, sade sabah namazı tesbihat yapıyoruz.

-Hocam bilirsiniz tesbihat çok değerli bir sünnet ve hakkında çok hadisi şerif var. Ayrıca tesbihat, zikir de demek ve hakkında   çokça ayet var. Böyle giderse tesbihat önemsenmeyip unutulacak. Müftülükte Allah korusun bir bidat icat edip yerleştirecek.

-Elimizden bir şey gelmiyor ki?

-Kıymetli hocam üstad Bediüzzaman, tesbihatın "namazın çekirdek ve tohumları" olduğunu yazıyor. Bu çekirdekler ahrette ağaç gibi, sümbül/çiçek ve meyve verecek buyuruyor.
_ ...

- Yaa hocam sizi tanırım. Maruf olmayan emre uyulmaz. Boş ver çekinmeyi de tesbihatı yapalım cemate, yoksa Ulu Cami olarak şehre kötü örnek oluyorsunuz Allah muhafaza.

-Bakalım inşaallah...

Korona sürecinde en dikkatli olanlar cami cemaati. Amma bazı hocalar bunu bozabiliyor. Mahalle camisinin hocası da bunlardan biri. Serin havalarda bile pencereleri kapatıp klimaları açıyordu. Halbuki müftülük namazda pencerelerin açılmasını ısrarla istiyordu. Bir gün namaz arasında bir musalli pencerenin birini açtı. Hoca hışımla gidip kapattı. Adam yaptığının yanlış olduğunu söyledi tartıştılar. Sonra tatil için gittiğim memleketten dönünce bu camiye namaz için gittiğimde klima ve havasızlıkta değişen bir şey yoktu. O hoca gitmiş yenisi gelmiş ve eski cemaatten ise bir kişi bile camide görünmüyordu. Bu hoca da öbürleri gibi en çok kıraata önem veriyor ve hafızdı.

***

Her yaz dönemi bu şehrin ezan ayarları bozulur. Şehrin bozulan manevi havası müezzinlere de yansır. Türkü ve satıcılık makamı müezzinleri cezbeder. Ayrıca ses ayarları deniz dibine veya dağbaşına firar eder. Hele camiye komşu evlerdeki insanlar ezandan incitilip soğutulur.

Her yaz bu hocaların sesine ayar vermek şart olur. Bu da öyle kolay olmaz. Müftü bey bu ufak işlerle uğraşmaz telefonlara çıkmaz. Onun büyük imar ve inşaat işleri ve ülkede sınırsız yükselen hafızlık işleri vardır. Sıkıntı şu ki; hafızlığı bitirenin yürüyen ve yaşayan Kur'an olacağı varsayılır ama genel gerçek böyle değildir.

Şehrin yazlık desibel anarşisini çözümlemeli ama nasıl? Ezanın tek bir kelamı, ezan makamlarına uymaz halde ve en yüksek desibelde 25 saniye uzatılırken kayda alınıp, imamlar sendikasına gönderilebilir. Bakarsın, imamlar sendikası başkanı şaşırtıcı şekilde ilgilenir desibel ayarı biraz  düşer, bir zaman öyle gider.

***

Pazara giderken okul öğrencileri sokaktan evlerine gitmektedir. Bakar ki bu 4-5 ortaokul çocuğu aralarında Arapça konuşuyor. Onlara aslından selam verir ve okullarını sorup ayaküstü sohbet eder. Mesleğini de söyleyince sohbet ciddileşir. Sonra tişört cebinden çıkardığı, Arapça/Türkçe Hutbe-i Şamiye'yi okuma sözü alıp gurubun hızlısına uzatır. Ardından da, "şu parayla kantinden dondurma alın" deyip uzaklaşır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum