Şükriye ZEYNEP

Şükriye ZEYNEP

Yazarın Tüm Yazıları >

Fırsatları kaçırma korkunuz mu var?

A+A-

Hiçbir asır, bu asrın insanlarından çektiği kadar çekmedi. Hayatımızda hemen her şeyi çeşitlendirerek artıran teknoloji, insan türünü çok fonksiyonlu bir hayata iteledi. Çeşitlenme hayatın her alanına girdi. Üretimden tüketime, toplumsal ve bireysel farklılıklara kadar çeşitlenme hayatımızı sarmış durumda. Marketlerde aynı muhtevaya sahip çok sayıda farklı markalar; küçük dokunuşlarla çeşitlenmiş; gıdadan giyime, hayatın her alanında kullanılan materyalde kendini gösteriyor.

Hatta günahlarımızın ve sevaplarımızın vesileleri ve araçları bile çeşitlendi. 

Tabiattaki türlerin ve insaniyette ırkların çeşitlenmenin temel sebebi, Allah’ın güzel isimlerindeki çeşitliliktir. Bediüzzaman’ın deyimiyle “Tenevvü-ü Esma’dır.” (17. Lem’a, 4. Nota) Bu çeşitlenmenin kainattaki çeşitlenmeyle örtüşmesinin yorumlanması ve anlamlandırılması işi insana bırakılmıştır. Belki de insan bu dünyaya bunları anlamak, mütalaa etmek ve yorumlamak için yaratıldı. Çünkü tüm bu çeşitleri anlayacak tek varlık insandır; bunu anlaması için küçücük tartılar, ölçekler, mizancıklar, insanın fıtratına ve yeteneklerine yerleştirilmiştir.

Mesela, bunlardan bir kısmı, nötr olarak, merak, muhabbet, korku, hırs, talep, haset, tama, kaygı, özgüven, motivasyon vb. pozitif ve negatif binlerce hissiyatla donatılmış insan, bu duyguları yerinde, zamanında ve dozunda; meşru dairede kullanması durumunda maddi ve manevi gelişiminin zembereği oluyorlar.

Yanlış kullanımı durumunda insan, bu hissiyatın sınırlarında yaşayıp mutlu olmayı hayal ediyorsa hayalleriyle birlikte yok olup gidecektir. 

Bu hissiyattan biri de “fırsatları kaçırma korkusu”dur.

İngilizcede buna “Fearing of Missing Out” (FOMO) adı veriliyor.

Fırsatları kaçırma korkusunun insanda bir karşılığı vardır. Diğer duygular gibi, bu korku duygusunun kullanım yerlerini bilmezsek, kapitalist dünyanın tepe tepe kullandığı metalar arasında yerimizi alırız. 

Önce bu kavramı biraz inceleyelim:

FOMO, "selfie" ve "emoji" gibi diğer popüler sosyal medya terminolojilerinden biridir. 2013 yılında Oxford İngilizce Sözlüğüne girmiş bir kavramdır.

“Kaybetme korkusu” anlamına geliyor.

"Heyecan verici veya ilginç bir olayın şu anda başka bir yerde olabileceği endişesi" olarak tanımlanıyor ve genellikle sosyal medyada görülen paylaşımlarla uyandırılıyor.

Mesela iki de bir cep telefonunuza gelen uyarıcı mesajlar, bir aciliyet hissi uyandıran sizi derhal harekete geçiren ve onunla ilgilenmemiz gerektiğine dair bir his telkin eden uyaranlardır.

Üye gruplarda paylaşılanları kaçırma korkusu gibi geride kalmayı hazmedemeyen, her şeyden haberi olsun isteyen insanlarda filiz veren ve bağımlılığın bir türü olan sosyal medya ile kendini tam olarak göstermektedir.

2014 yılında yapılan ve Journal of Behavioral Addictions‘ta sonuçları yayımlanan bir araştırmaya göre Facebook kullanıcıları sosyalleşme, başkalarıyla iletişim kurma, sıkıcılıktan kurtulma ve arkadaşlarının ne yaptıklarını gözetleme gibi ihtiyaçlardan esinleniyor.

Araştırma ayrıca depresyon ve anksiyete ile aşırı sosyal medya kullanımı arasında karşılıklı bir ilişki olduğunu söylüyor.

2013’te yapılan bir araştırmada da katılımcılara “Arkadaşlarımın bensiz eğlendiklerini gördüğümde endişeye kapılıyorum” gibi on farklı cümle sunuldu ve bu cümlelerin kendileri için geçerli olup olmadığını oylamaları istendi.

Araştırmanın sonunda lise çağındaki katılımcıların dörtte üçünde fırsatları kaçırma korkusu olduğu tespit edildi. Üstelik yüksek sonuç veren katılımcıların daha çok uyku öncesi ve sonrasında, yemek sırasında, ders sırasında sosyal medya kullandığı ortaya çıktı.

Normalde fırsatı kaçırma korkusu yani FOMO sendromu ergen çocuklarda görülmesi gereken bir sendrom iken, günümüzde her yaştan insanı yutmuştur. 

Bunun en güzel örneklerinden biri, telefonuna gelen mesajı hemen okumak ve devamında cevaplamak için bir dakikayla başlayıp saatlerce telefonla ilgilenmek FOMO’ya bir örnektir. Hatta boş oturan iki kişiden birinin telefonunu çıkarıp oynaması durumunda ötekinin de aynalama ile aynı davranışı gösterdiği belirlenmiştir.

Bu sendromun uç vakalarında ise aşırı memnuniyetsizlik daha sonraki zamanlarda fiziksel ve zihinsel sağlık problemlerine yol açabilir. Duygusal modda ani değişimler, yalnızlık duyguları ve düşük özdeğer vuku bulabilecek diğer rahatsızlık arasındalar.

Tüm sosyal medya araçlarıyla yakından ilişkilendirilen ve insanları bu ağlara bağımlı kılan Fırsatları Kaçırma Korkusundan başka bir şey değildir.

Hatta bu korku şimdi akademik camiada da görülüyor. İlim dünyası genişledikçe yeni araştırmalara öne çıkan fikirleri kaçırma korkusu akademiyi de sallıyor.

Fırsatları kaçırma korkunuzu nasıl yönetebilirsiniz?

Korkunun binlerce çeşitlerinden biri olan fırsatları kaçırma korkusunu yönlendirip lehimize kullanmak kaçınılmazdır.

Fırsatçılığa karşı olsam da, manevi konulardaki fırsatları değerlendirmeyi biz en Sevgiliden (asm) öğrendik. Bayramlar, mübarek gün ve geceler, Cumalar ve benzeri zamanlar kaçırılmaması gereken birer fırsattır.

Binlerce hissiyat gibi, çok fonksiyonlu bir hayata sahip olan insan türünün, özellikle günümüzde, sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusundan daha vahim bir korkuyla yüzleşmesi lazım: İmanı kaybetme korkusu.

Gençliğini iyi değerlendirememiş olan yaşlı insanlarda, ömürlerinin kalan kısmında ibadet ve amel defterine bir şeyler yazma/yazdırma fırsatını kaçırma korkusu oluşmalıdır.

Böyle bir korkunu varlığı bir nimettir. Ancak doğru yerde doğru zamanda ve doğru amaçlar için kullanılması şartıyla.

Aciliyet Hissi

Fırsatları kaçırma korkusu, içinde bir aciliyet duygusu barındırır. Fırsatı kaçırmak demek, zamanlamayı ıskalamak demektir. Fırsatı kaçırma korkusunu kullanarak ulaşılması gereken hedefe zamanında ulaşmak bu hissi yaşamakla anlaşılabilir. Çoğu reklam ajansları, yaptıkları reklamlarda bu duyguları uyandıracak şekilde senaryo ve gösterim düzenlerler. Bir de böyle bakın.

Aciliyet hissi uyandırmak pazarlamacıların bir stratejisi olduğu gibi, özellikle mağazalarda anlık satış tekniği olarak kullanılır.

Tüketicilerin satın alma psikolojisini etkileyen önemli bir faktör, bir şeyleri (fırsatı, kampanyayı vb.) kaçırma etkisi, satın alma kararlarında aciliyet hissi uyandırmakla gerçekleşiyor. Bu aciliyet hissini uyandırmak, tüketicilerin daha hızlı bir şekilde eyleme geçmesini sağlıyor.

Bunu çoğumuz yaşamışızdır: Büyük mağazalara girdiğinizde, özellikle kalabalıkların arttığı Cumartesi ve Pazar günlerinde alışveriş yapanlar hoparlörden şöyle bir ses duyarlar:

“Değerli müşterilerimiz, peynir reyonunda x marka peynirler saat 15.00-16.00 arasında yüzde 50 indirimle satılacaktır.”

Bu anonsu duyan ve peynir almak isteyen müşteriler, saat sınırlamasıyla bir aciliyet hissi yaşamakta ve bunu kaçırma korkusuyla bir an önce gidip o peynirden almak için sıraya girmektedirler. 

Rabbimiz şu dünya hayatının kısalığını ve sayılı ömür dakikalarının bir şimşek gibi geçtiğini bildirdiği ayetlerde insan türünde bir aciliyet hissi uyandırmakta ve ebedi hayatı kazanma fırsatının tepilmemesi gerektiğini bize ders vermektedir. Bu Risale-i Nur’da şöyle ifade edilmektedir:

Dünya madem fânidir.

Hem madem ömür kısadır.

Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.

Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.

Hem madem dünya sahipsiz değil.

Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.

Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.

Hem madem “Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez.” (Bakara Sûresi, 2:286) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.

Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.

Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.

Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin. (16. Mektup)

Bu metinde ömrün kısa oluşu zaman sınırlaması duygusu uyandırdığı için aciliyet hissi vermekte, tembellik damarını kesmektedir.

Görmeyi ve yaşamayı çok arzuladığımız ve içinde çok sayıda tanıdığımız insanların bulunacağı ebedi saadet ve cennette kendi varlığımızın olmaması, büyük bir kaybediş korkusudur. Rabbimiz bu korkuyu bize empoze ederek, aklımızı başımıza almamızı öğütlemektedir.

Duygusal pazarlamada yararlanılabilecek etkenlerden biri işte bu fırsatları kaçırma korkusudur (FOMO). Bununla heyecan ve merak uyandırmak, lüzumsuz şeyleri merak edip zamanı tüketmek, sonra da maçın son dakikalarında gayrete gelen futbolcuların yenilgiden kurtulamaması gibi hazin bir sonla yüzleşmek vahim bir sonuçtur.

Ehl-i dünya beş para etmez prensipleri için nasıl da önemli taktikler kullanıyorlar. Peki, karşılığında ebedi bir hayatı satın almak isteyen yok mu? Mukabilinde cennet verilen bir satıştan söz ediyoruz. Muhakkak ki Allah canlarınızı ve mallarınızı cennet karşılığında sizde satın almak istiyor. Hem de de yüksek fiyatla.

İşte bir acil fiyat çağrısı!

Ey arkadaş; ihtiyacın olmadığı halde sana ihtiyacın varmış gibi davranış öğreten kapitalist hayat tarzından kurtul.

Günümüzün medeniyeti, sınırsız özgürlüğün dürtüsüyle ve kamçıladığı hevamızın tahakkümüyle zaruri olmayan eşyayı sanki zaruriymiş gibi hissettirip bizde fırsatları kaçırma korkusunu uyandırıyor.

İhtiyaçlarımız belirli sayıda olduğu halde bizi sayısız ihtiyaçlarımız olduğuna inandırıyor.

Bununla birlikte çalışma hayatında maruz kaldığımız çalışma-ücret dengesizliğinden doğan bir yetersizlikle helal-haram çizgisini göz ardı etme şükürsüzlüğünü, hırslı olmayı, ahlaki sınırları aşmayı işte o meşum fırsatları kaçırma korkusunun verdiği heyecanla işletiyor. (Şuâât- Marifetü'n-Nebi- 28 / 48)

“Kara Cuma”larla veya marketlerin saatlik indirim anlarında uyandırdıkları aciliyet hissi ve fırsatı kaçırma korkusuyla cebimizdeki paraları çekmelerine karşı, sürekli Veren bir Satın Almacı olarak Rabbin senden alıp eksiltmiyor, daha fazlasını vererek artırıyor.

Buna mukabil Nurlu Cumalarla ve mübarek gün ve gecelerle sizdeki fırsatı kaçırma korkunuzu doğru yerde kullanmanızı istiyor.

Ölüm korkusu, hayatı düzgün yaşamanın en temel aciliyet duygusu uyandıran korkusudur. Rabbimiz verdiği ömrü, doğru harcamamız için bu hissi veriyor olması lazım. “Hemen ölecekmiş gibi ahirete çalışmak” aciliyet hissinin ve fırsatı kaçırma korkusunun bir kaynağı olarak telakki edilmelidir.

Korkacaksan imhal edip (kim bilir ekstradan kaç nice mühlet verip) seni ihmal etmeyen Rabbin, tövbe etmen için sana sayısız fırsatlar sunuyor; korkacaksan bu fırsatları kaçırmaktan kork.

Kovid mikrobuyla ölüme yaklaşıp dünyanın fani olduğunu hissedip ömrünü yeterince değerlendirmediğinin verdiği hissiyattan pişmanlık duyan kişiler de, Kovid süresini ibadete çevirip iyileşince bu fırsatın bittiğine üzülen de, farklı fırsatlar kaçırmanın sevincini/üzüntüsünü iç içe yaşamışlardır. 

Fırsatları Kaçırma Korkusuyla bu dünya hayatında eldeki ömür fırsatına odaklanıp, ölümün yüzüne merdane bakma zamanı geldiğinde, bu korkumuzla ebedi hayatı kazanma şansı yakaladığımızın farkında olmak ne büyük lezzettir!

Fırsatları kaçırma korkunuzu diri tutun!

Önceki ve Sonraki Yazılar