Prof. Dr. Erhan PİŞKİN

Prof. Dr. Erhan PİŞKİN

Yağmurun Matematiği

Bir çoğumuz yağmuru sadece bereket, toprağın kokusu veya camda süzülen damlalar olarak görürüz. Yağmurun; toprağın nemini artırarak kuraklığın etkisini azaltması, yer altı sularını artırması gibi faydalarını biliyoruz.

Ancak, bu yazıda bir matematikçi gözüyle yağmuru inceleyeceğiz. Bir matematikçi gökyüzüne baktığında sadece bulutları değil; limit hızları, kırılma indislerini ve fraktal geometriyi görür. Binlerce metre yukarıdan serbest bırakılan bu su damlaları, nasıl oluyor da birer mermi gibi sert düşüp zarar vermiyor da hayat veren birer şefkat damlası olarak iniyor? Gökkuşağı neden karmaşık bir renk karmaşası değil de, her seferinde milimetrik bir trigonometrik hesapla 42 derecelik bir yay çiziyor?

Çünkü yağmur; tesadüfün değil, "Kader" kelimesinin bir karşılığı olan o hassas "ölçü"nün yeryüzündeki bir matematiksel ispatıdır. Şimdi, bu "hesaplanmış rahmeti" atomik ölçekten geometrik ufuklara kadar adım adım titizliğiyle inceleyelim.

a1.jpg

Yağmur Nasıl Oluşur?

Yağmurun hikâyesi yerde değil, atmosferde, yani termodinamik yasalarının işletildiği bir bölgede başlar. Güneş; denizleri, gölleri, nehirleri ısıtır. Böylece su molekülleri enerji kazanarak yükselir. Ancak su buharının damlaya dönüşmesi için bir “başlangıç noktası” gerekir. Havada asılı duran çok çok küçük toz, tuz, polen ve diğer aerosoller (nükleasyon çekirdekleri), su molekülleri için birer buluşma merkezi kılınmıştır. İlginç olan şudur ki; saf su buharı -40°C’ye kadar soğusa bile bir çekirdekçiğe tutunmadan damlaya dönüşmeyebilir. Bu çekirdekler, yağmur damlalarının boyut ve dağılımını belirler. Küçük damlalar birleşip 0.5–5 mm’ye ulaşmadan yere düşemez; böylece yağmur, kontrolsüz bir felaket değil, hayat veren bir süreç hâline gelir.

Rüzgar ve konveksiyon akımları da damlaların birleşmesini ve bulut içindeki dağılımını etkiler. Bulutlar her yerde aynı yükseklikte değildir:

  • Stratus: 0–2 km (alçak bulut)
  • Cumulus: 2–6 km (orta seviye)
  • Cumulonimbus: 12 km’ye kadar (fırtına bulutu).

Atmosfer, bağıl nem eşiğini geçtiğinde görünmeyen buhar, görünür bir düzene dönüşür. Zahiren düzensiz hareket eden moleküller, bu küçük merkezlerin etrafında toplanarak muazzam bir nizam oluşturur. Rabbimiz, rahmetini ulaştırmak için gözle görünmeyecek kadar küçük parçacıkları birer "vazifeli memur" gibi kullanır.

Neden Yağmur Mermi Gibi Düşmez?

Bir yağmur bulutu yerden ortalama 2000 metre yüksekliktedir. Eğer dünyamızda hava olmasaydı, yerçekimi etkisiyle yağmur damlaları yere yaklaşık 200 m/s hızla çarpardı. Bu, bir mermi hızına yakın bir hızdır.

Ama yağmur hayat verir; yıkmaz.

Bunun sebebi limit hız kavramıdır. Limit hız (terminal hız), düşen bir cismin hava direncinin yerçekimini dengelediği anda artık hızlanmayıp sabit bir hızla düşmesidir.

Bir yağmur damlasına iki temel kuvvet etki eder:

  • Yerçekimi (): Damlayı aşağı çeker.
  • Hava direnci (): Damlayı yukarı iter.

Damla hızlandıkça hava direnci artar. Öyle bir an gelir ki bu iki kuvvet tam olarak eşitlenir. İşte bu noktada ivme sıfır olur ve hız sabitlenir:

Bu denklemde:

  • m damlanın kütlesi
  • g yerçekim ivmesi
  • ρ havanın yoğunluğu
  • A damlanın kesit alanı
  • Cd sürtünme katsayısıdır.

Eğer havanın yoğunluğu biraz daha az olsaydı, damlalar birer mermi gibi inerdi. Eğer yerçekimi biraz daha güçlü olsaydı, yağmur rahmet değil felaket olurdu. Bu hassas denge sayesinde, koca bir bulut kütlesi yere yalnızca 8–10 m/s hızla, adeta şevkatle iner.

Yağmur Damlasının Şekli

Küçük bir yağmur damlasının şekli hemen hemen küredir. Geometride, aynı hacime sahip şekiller arasında en küçük yüzey alanına sahip olan küredir. Çünkü, yüzey alanı küçüldükçe enerji kaybı azalır. Bu, "En az çaba ilkesi"dir; yani doğa da derc edilmiş iktisat kanunudur. Hiçbir damla gereksiz enerji harcamaz.

Daha da mucizevi olanı, damla büyüdükçe (5 mm’yi aştığında) hava direnci alt kısmını bir şemsiye gibi oyar ve damlayı parçalar. Yani, tehlikeli büyüklükte damlaların oluşmasına matematiksel olarak izin verilmez. Gökten kova gibi su dökülmemesi, bu akışkanlar mekaniği yasasının her an işletilmesine bağlıdır.

Şimşek

Yağmurun şefkatli inişine bazen şimşek eşlik eder, ilk bakışta bu "ölçülü düzen" fikrine itiraz eder gibidir. Oysa dikkatle bakıldığında şimşek, yağmurla aynı matematiksel disiplinin; yalnızca daha gürültülü ve daha hızlı işleyen bir ifadesidir. Gürültülü, ani ve ürkütücüdür. Fakat hikmet gözüyle bakıldığında şimşek; bir kaos değil, biriken devasa enerjinin boşalmasıdır.

Fırtına bulutlarında (Cumulonimbus), yukarı yönlü güçlü hava akımları su damlalarını ve buz kristallerini saniyede onlarca kez çarpıştırır. Bu mikroskobik çarpışmalar devasa bir ayrışmaya neden olur:

  • Pozitif Yükler: Hafif buz kristalleriyle bulutun zirvesine taşınır.
  • Negatif Yükler: Ağır dolu taneleriyle bulutun tabanına çöker.

Bu durumda bulut, gökyüzünde asılı duran dev bir kondansatöre dönüşür. Elektrik alan şiddeti kritik bir eşiği (yaklaşık 3 milyon volt/metre) aştığında, hava artık yalıtkanlık görevini yapamaz ve "delinir". İşte o anda şimşek, Ohm Kanunu’na verilen muazzam bir cevaptır.

Şimşek düz bir çizgi izlemez; çünkü hava homojen değildir. En az dirençli yolu arayan bu elektrik akımı, fraktal bir desen oluşturur. Tıpkı nehir kollarının yatağını bulması veya bir ağacın dallanması gibi.

Şimşeğin Faydaları

Şimşek sadece bir ışık gösterisi değildir; yeryüzü ekosistemi için çok kritik görevler üstlenmiş bir "vazifeli"dir:

A. Gökyüzünden Gelen Ücretsiz Gübre (Azot Bağlanması)

Bitkilerin büyümesi için azot gereklidir. Ancak bitkiler havadaki azotu doğrudan kullanamazlar. Şimşeğin oluşturduğu 30.000°C’lik ısı, havadaki azot bağlarını koparır. Oksijenle birleşen bu atomlar yağmurla toprağa karışarak doğal gübreye dönüşür. İnsanlık laboratuvarlarda suni gübre üretmeyi öğrenmeden çok önce, gökyüzü bu matematiksel kimyayı zaten işletiyordu. Bu mükemmel işleyiş, birçok insan için sebeplerin ötesinde bir anlam arayışını kaçınılmaz kılar. Ancak şimşeğin etkisi yalnızca toprağa inen yağmurla sınırlı değildir; çaktığı anda atmosferin kimyasını da yeniden düzenler.

B. Atmosferin Temizleyicisi: Ozon ve Hidroksil

Şimşek çaktığı anda sadece ışık değil, kimyasal bir temizlik de yapılır. Oksijen moleküllerini parçalayarak Ozon tabakasını yeniler. Ayrıca, atmosferdeki metan gibi sera gazlarını parçalayan "hidroksil radikalleri" oluşturur. Yani her şimşek, dünyamızı temizleyen dev bir moleküler süpürgedir.

C. Sistemin Sigortası: Elektriksel Denge

Dünya ile atmosfer arasında sürekli bir potansiyel fark vardır. Şimşekler ve yıldırımlar, yerkürenin elektrik yükünü dengede tutan birer topraklama hattı gibi çalışır. Eğer bu deşarjlar olmasaydı, atmosferdeki elektrik yükü birikerek çok daha büyük ve kontrolsüz felaketlere yol açabilirdi. Yani; şimşek, gezegenin elektrik sigortasıdır.

D. Akustik Dalgalar ve Isı Dağılımı

Gök gürültüsü, sadece korkutucu bir ses değil, havanın ani genleşmesiyle oluşan bir enerji dağıtım mekanizmasıdır. Bu ses dalgaları, oluşan devasa ısının atmosferde hızla dağılmasını sağlayarak lokal bir yanmayı önler. Ses bile burada bir "dağıtım mühendisi" olarak görev yapar.

Gökkuşağı Neden Hep 42 Derecedir?

Yağmurdan sonra beliren gökkuşağı, saf bir trigonometri problemidir. Işık; damlanın içine girerken kırılır, yansır ve çıkarken tekrar kırılır. Bu yolun matematiği, ışığın minimum sapma ile çıktığı özel bir açıyı verir: Bu da yaklaşık 42 derecedir. Bu açı evrensel bir sabittir. Dünyanın neresinde olursanız olun...

Tek bir beyaz ışığın (Nur'un), trilyonlarca damlada aynı açıyla yedi renge ayrılması, tek bir kaynaktan gelen rahmetin çeşitliliğini (Kesret içindeki Vahdeti) ilan eder. İkinci bir yansıma oluştuğunda ise, daha soluk ve renkleri ters dizilmiş ikinci bir gökkuşağı ortaya çıkar. Onun açısı yaklaşık 51–53 derecedir.

a2.png

Fraktallar ve Gizli Düzen

Bulutların şekli düzensizdir. Yağmurun yağışı rastgele görünür. Ama bu düzensizlik fraktaldır. Fraktallar; küçük parçaların, bütünün karakterini taşıdığı yapılardır. Bulut kenarları, yağmurun zamansal dağılımı, şimşekler… Doğa cetvelle çizmez; ama kendisine tanınan düzeni asla terk etmez. Düzensizlik, burada bir ihmal değil, daha yüksek bir matematiğin yeryüzüne yansımış hâlidir.

Neden Yağmur “Tane Tane” Yağar?

Bir metreküp bulutun içinde milyonlarca damla vardır. İstatistiksel mekanik yasalarına göre bu damlaların birleşip dev bir kütle hâlinde bir evin üstüne düşme ihtimali de vardır. Hava akımları ve moleküler hareketler, suyu adeta bir süzgeçten geçirir gibi tane tane indirir.

Yağmurun Diğer Bilimsel Özellikleri

Yağmur sadece ıslatmaz; aynı zamanda atmosferi temizler, ses dalgalarını değiştirir ve ayrıca özel bir koku üretir.

A. Atmosferik Filtreleme: "Washout" Etkisi

Yağmur damlaları düşerken atmosferdeki aerosolleri (toz, duman, polen) toplar. Bu matematiksel olarak bir çarpışma verimliliği denklemine dayanır. Yağmur yağdıktan sonra havanın neden daha temiz ve "berrak" olduğunu bu süpürme mekanizması açıklar.

B. Yağmurun Akustiği

Yağmurun sesi, damlaların suya veya toprağa çarpmasıyla oluşan mikroskobik kabarcıkların rezonansıdır.

  • Küçük damlalar: Yüksek frekanslı (tiz) sesler üretir.
  • Büyük damlalar: Alçak frekanslı (bas) sesler üretir.

Bu seslerin toplamı, literatürde "Pembe Gürültü" (Pink Noise) olarak adlandırılan ve insan zihnini sakinleştiren bir frekans spektrumu oluşturur.

C. Toprağın Kimyasal Geometrisi

Yağmurun o meşhur kokusuna Petrikor denir. Yağmur damlası toprağa çarptığında, gözeneklerdeki hava kabarcıkları yukarı doğru fırlar. Bu sırada topraktaki geosmin maddesi ve bitkisel yağlar havaya yayılır. Ayrıca yağmur, mineralleri çözerek bitkiler için besin taşır.

D. Fraktal Boyut ve Dağılım

Yağmurun yağış şiddeti zaman içinde sabit değildir; Marshall-Palmer Dağılımı denilen istatistiksel bir modele uyar. Bu dağılım sayesinde, suyun toprağa nüfuz etme hızı (infiltrasyon) optimize edilir; eğer tüm damlalar aynı boyutta olsaydı, toprak suyu emmekte zorlanabilirdi.

E. Enerji Dönüşümü

Bir fırtına bulutunun taşıdığı enerji, küçük bir atom bombasına eşdeğerdir. Ancak bu enerji, buharlaşma ve yoğunlaşma (gizil ısı) süreçleriyle o kadar geniş bir zamana ve alana yayılır ki, yıkıcı bir patlama yerine yumuşak bir enerji transferine dönüşür.

Son Söz: Ölçülmüş Bir İniş

Yağmur, kontrolsüz bir düşüş değil; her milimetresi hesaplanmış bir iniştir.

“O, gökten bir ölçüye göre su indirendir…” (Zuhruf, 11).

Biz bu olayın denklemlerini yazabiliriz; ancak bu denklemlerin aynı anda hem hayatı koruyan hem de yeryüzünü ihya eden bir netice vermesi, sadece kör kuvvetlerle ve tesadüfle açıklanamaz. Düşünün ki; ne Güneş’te suyu buharlaştıracak bir akıl, ne bulutta tonlarca yükü taşıyacak bir şefkat, ne de şimşekte toprağı gübreleyecek bir biyokimya bilgisi vardır. Güneş ısıtır, su yükselir, bulut taşınır ve şimşek çakar... Bu birbirinden bağımsız, cansız ve şuursuz unsurların, yeryüzündeki bir çiçeğin ya da bir karıncanın imdadına koşacak şekilde muazzam bir "yardımlaşma" içine girmesi, ancak bir sevk-i ilahidir.

Üstelik, yeryüzündeki buharlaşmanın büyük kısmı tuzlu okyanuslardan olmasına rağmen, yağmur gökten tatlı ve tertemiz bir şekilde iner. Okyanusun tuzu ilahi bir arıtma sistemiyle geride bırakılır; çünkü eğer yağmur tuzlu yağsaydı, yeryüzünde hayat namına bir yeşillik kalmazdı. İşte bu yüzden; “Biz, gökten tertemiz su indirdik…” (Furkan, 48) gerçeği, her damlada tazelenen bir nimettir.

Bu düzen, sebeplerin arkasında işleyen bir hikmeti; hikmet ise her şeyde gözetilen bir rahmeti hissettirir. İşte bu nedenle yağmura sadece su denmez, "rahmet" denir. Yağmur, ilahi rahmetin yeryüzünde tecessüm etmiş, yani cisimleşmiş halidir. Kuvvetin şefkatle sınırlandığı, hikmetin hayatı gözettiği bu iniş, sadece toprağı değil, bakmasını bilen kalbi de diriltir.

Matematik tarif eder; fakat bu tarifin neden tam da hayatı mümkün kılan sınırlar içinde kurulduğunu söylemez. O “neden” sorusu, hesapların bittiği yerde, nizamı okuyan bir tefekkürle cevap bulur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum