Ekonomik kriz ve Bediüzzaman'ın İktisat Risalesi

Ekonomik kriz ve Bediüzzaman'ın İktisat Risalesi

Çarşı ve pazarda sürekli artan fiyatlar daha tedbirli olmayı gerektiriyor

İktisat Risalesi’nin birinci nüktesi aynen aşağıdaki gibidir:

“Halık-ı Rahîm, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasaretli bir istihfaftır. İktisat ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır. Evet, iktisat, hem bir şükr-ü manevî, hem nimetlerdeki rahmet-i ilahiyeye karşı bir hürmet, hem kat’î bir surette sebeb-i bereket, hem bedene perhiz gibi bir medar-ı sıhhat, hem manevî dilencilik zilletinden kurtaracak bir sebeb-i izzet, hem nimet içindeki lezzeti hissetmesine ve zahiren lezzetsiz görünen nimetlerdeki lezzeti tatmasına kuvvetli bir sebeptir. İsraf ise, mezkur hikmetlere muhalif olduğundan, vahim neticeleri vardır.”

İKTİSAT VE İSRAF

Bu nüktede bir yandan israfın kötülükleri sıralanırken, diğer yandan iktisadın faziletleri anlatılıyor. Bu bağlamda; nimetlerin Yaradan tarafından verildiği ve karşılığında şükür istendiği net biçimde ortaya konuyor.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine göre israf ise şükrün tersi bir aksiyondur ve nimete karşı alçakça bir aşağılamadır. Halbuki, Allah’ın emri ve iktisat biliminin hedefi olan iktisat, nimete karşı yararlı bir saygı demektir. Ayrıca, iktisat dolaylı ve manevî bir şükretme biçimi ve nimeti verene karşı hürmet ifade eden bir davranış olup, berekete sebep olan bir unsurdur. Bereket nicel olarak açıklanması olanaksız ve nicelliği aşan bir kavramdır. Bu kavram dinimizin ve iktisat risalesinin incelemeye değer önemli kavramlarındandır.

BEREKET KAVRAMI

Bereket, Allah tarafından ihsan edilen bolluk, çokluk, feyiz gibi manalar içerir. Daha gerçek anlamıyla, bereket, az maldan veya az paradan çok fayda elde etmek demektir. Geleneksel ekonomi terminolojisine göre ifade edersek, bereket, girdi/çıktı oranının yüksekliğini, daha doğrusu düz mantık veya matematikle açıklanamayacak kadar fazlalığını anlatır.

Hadis ve İslâm âlimlerine göre, bazı olay ve davranışlar bereket veya bereketsizliğe yol açar. Mesela:

• Evde Mushaf bulundurmak berekettir.

• İyilik edenin malı bereketli olur.

• Tarlayı abdestsiz sürmek bereketsizliğe sebeptir.

• Seher vakti kalkıp pencereleri açmak bereket getirir.

• Yemeği, toplu olarak yemekte bereket vardır.

• Besmele ile yenen yemek bereketli olur.

• Bereket, yemeğin ortasına iner. Onun için kenarından yiyin, ortasından yemeyin.

• Sahura kalkmakta ve sahur yemeğinde bereket vardır.

• Yemekten önce ve sonra elini yıkayanın evinin bereketi artar.

• Balda bereket ve şifa vardır.

• Sirkede, hurmada, sütte bereket vardır.

• Rızkına razı olanın bereketi artar, razı olmayanınki bereketsiz olur.

• Alış verişte çok yemin etmek, malın bereketini giderir.

• Ticarette bereket vardır, ticarete yalan, hıyanet karışınca bereket gider.

• Kız çocuğu bereketlidir.

• Çocuksuz ev bereketsiz olur.

“İktisat vasıtasıyla bazen bire on bereket gördüm ve arkadaşlarım gördüler” diyen Bediüzzaman, bir yandan ekonomik davranmanın erdemini ve bereket meydana getirdiğini, diğer yandan da, bereketin aritmetiği aşan bir kavram olduğunu açıkça bildiriyor.

İKTİSAT ETMENİN DİĞER YARARLARI

Yiyeceklerin israfsız ve idareli kullanımı kendiliğinden bir diyet uygulanmasını sağlar. Modern tıp otoriteleri, uzun ve sağlıklı yaşam için az yemenin tek çare olduğunda hemfikir. Doktorlar perhiz yapmayıp aşırı yemek yiyenleri, mezarlarını dişleriyle kazan insanlar olarak tanımlıyor.

Öte yandan, iktisatlı davranıp imkanlarını, kaynaklarını idareli kullananlar, şirket veya ülke bazında başkalarına muhtaç olmaz. Çünkü idareli davranış tasarruf meydana getirir. Tasarruf, gelirin harcanmayan bölümü veya ertelenmiş harcama olarak tanımlanabilir. Gelecekte bir zaman noktasında gelirin masrafları karşılayamaması halinde, açığı kapatacak olan tasarruflardır. Ama bugün tasarruf etmeyerek geliriyle giderini aynı düzeyde tutanlar, ileride giderin geliri aştığı durumlarda ister istemez başkalarına muhtaç olacak ve bunun ezikliğini yaşayacaktır. Tasarruflu davrananlar ise, şeref ve haysiyetinden hiçbir şey yitirmez. İş hayatında, başından iflas ve haciz gibi olaylar geçen insanlar, hayatta en büyük mutluluk ve zenginliğin borçsuzluk olduğunu söylerler. Yine bu tür acı deneyimleri olanlar bilirler ki, iş ve özel hayatta zora düşmemek için tek çare idareli, hesaplı davranmaktır.

Yediği içtiğinde azı karar çoğu zarar diyerek, tüketimini cüzi miktarda tutanlar yiyeceklerden hiçbir zaman aşırı doygunluk veya usanç duymazlar. Tersine, her yediklerinden lezzet alırlar. Tecrübeyle sabittir ki, lezzetsiz zannedilen birçok yiyecek az miktarlarda tüketildiğinde gerçek bir haz verir. Fazlaca yenilip, içilen en leziz yemek dahi belli bir noktadan sonra haz vermemeye ve nihayet ıstırap vermeye başlar. Azalan marjinal fayda teorisi bu gerçeği çok güzel açıklar.

İsraf ise insanı ticari hayatta müflis, özel hayatta ise zelil duruma düşürür. İktisatlı olmanın yukarıda anlattığımız bütün güzelliklerini silip süpürür. Zengin olmak asla israfı mazur göstermediği gibi, en büyük servetler dahi israf karşısında eriyip gider. Bu gerçeği çok iyi bilen iş adamı Vehbi Koç, sahibi olduğu yüzlerce fabrikaya ve milyar dolarlarla ifade edilen servetine rağmen, ömrü boyunca israfa asla yer vermemiştir. Her türlü harcamasını minimum seviyede tutmuş, gösterişe hiçbir zaman kaçmamış, ailesinin de lüks harcamalar yapmasına izin vermemiş ve adeta sıradan bir insanın hayatını yaşamıştır.

Zafer Dergisi

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.