'Efendilik en büyük kabadayılıktır…'

Ne Bekliyordunuz Beyler… Rüzgâr Eken Fırtına Biçer…

Genelde pek gündem takip etmem, güncel olayları günbegün takip etmenin zihinsel anlamda insanı iğdiş ettiğini düşünenlerdenim. Kişiden kişiye değişen tartışmalı bir konu bu biliyorum… Ancak;

Günün birkaç saatini TV karşısında olumsuz, menfi, binde-milyonda bir gerçekleşen, nadire-i hadisat, insanı bayan bazı olayları beynime doldurup günler boyu onların verdiği sersemlik ve sarhoşlukla haftalar, aylar geçirmek benim gibi ince ruhlulara çok ağır geldiğinden ekseriya günlük/güncel haberlere bilerek bakmıyorum/bakamıyorum. Bediüzzaman Hazretleri bu bahsettiğim günlük olaylar bir yana daha büyük, dünya gidişatına tesir eden olaylara hatta dünya savaşlarına merakla bakmanın insanı asıl vazifelerinden nasıl geri bırakacağını, insana ana gayelerini nasıl unutturacağını şöyle ifade ediyor bir mektubunda:

Çünkü, lüzumsuz ve mâlâyâni bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisâtına merakla dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler ve bilerek kendi zararına fiilen rıza göstermek cihetinde, “Zarara razı olana şefkat edilmez” mânâsındaki اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَيُنْظَرُلَهُ kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selb etmişler.” (Kastamonu Lâhikası-84)

Eğitimci olmam hasebiyle son zamanlarda kulağıma çalan, istemeden de olsa haber sitelerin reklamlarından ekranıma yansıyan gençlerdeki mafya özentisi, kendini bu şekilde ispatlama, toplum nezdinde gayr-ı meşru yollarla da olsa bir yer edinme olarak da nitelendirebileceğimiz bilhassa akran zorbalığının da ötesinde “insan katli”ne dek uzanan yelpazede kendini gösteren gençler arasında gittikçe artan şiddet eğilimlerine şahit oluyorum ve toplum olarak da bu şahit olduğumuz olaylardan oldukça müteessir oluyoruz.

“Rüzgâr eken, fırtına biçer” der atalarımız. “Ne verirsen elinle o gelir senle” de diğer manidar bir söz bu konudaki. Yani diyeceğim o ki okullarda, mekteplerde, yurtlarda, medreselerde ne verirseniz bir dönem sonunda ektiğinizi biçer, emek verdiğiniz meyveleri toplarsınız. İntikam kan, merhamet af getirirken; vahşet katliamı, zulümse ahı taşır. Geleceğin insanlarının nasıl şekilleneceğini, kişilik, şahsiyet, insaniyet, maneviyat değerlerinin derecesini görmek isterseniz günümüzde onlara verilen/verilmek istenen/verilmeye çalışılan değerler manzumesine, maarif bilincine bakmanız lazım. Öyle ya Mevlana’nın tabiriyle “toprağa darı mı ektik de onu bekleriz, buğday eken buğday bekler. Darı eken, darı.”

Aslında bu zararlı gidişatı bundan 20 yıl önce TVlerde gençlerin gözlerine soka soka dikte eden mafya dizilerinin karanlık bölümlerinde fark etmiş ve hatta bu konuda “Bir Mafya Babasının Özüne Dönüş Hikayesi-Sarı Ferit” adında bir biyografik çalışmayı da üzerime vazife olmadan yayınlama cüreti göstermiştim. Bu eser, ilk yayınından sonra epey gündemde kalmıştı daha sonraki yıllarda iki üç baskı da yapmıştı. Gençler için madde ve uyuşturucu kullanımının bir çözüm ve çare olmadığı, mafyavari oluşumların gençleri bir amaca taşıyamayacağı, vurdulu kırdılı bir dünyanın onlara göre olmadığını, bunların toplum nezdinde onlara saygınlık katmayıp bir yerlere getiremeyeceğini, asıl insani gayenin iman ve Kur’an dairesinde İslam terbiyesiyle terbiyelenip insanca bir hayat sürmek olduğunu, bu hayatı bizzat yaşamış Sarı Ferit’in ağzından gençlere aktarmaya çalışmıştım. Ancak maalesef bu ve buna benzer çalışmalar diğer özendirici faaliyetler karşısında çok cılız kaldığından onların yanında çok fazla ses de getirememişti. Ancak TV ekranlarında bu ve buna benzer sahneler bu kitabın yayınlanmasının ardından 20 yıldır azalmadı aksine kat be kat arttı.

Şimdi bir kullanımla insanları bağımlı yapan ”zombi” adı verilen ve kullanıcısını saatlerce kaskatı kesip cansız bir heykele çevirip acılar içinden insanlığından çıkaran bu ve buna benzer uyuşturucu türlerini kullanan, akranlarını “bir yan bakış” yüzünden katleden, küçücük kız çocuklarına musallat olan – ileri tabirlere dilim varmıyor- büyüğe saygıyı geçtik onları insan hatta canlı yerine dahi koymayan insaniyetten sıyrılmış gençleri gördükçe bunlara iman, Kur’an çerçevesinde verilecek ilaçların ne denli önemli ve hayati olduğunu bir daha yakinen gözlerimle görmenin mahcubiyetini, burukluğunu ve acziyetini yaşıyorum, şimdilerde.

Öyle ya kitabıma konu olan, eski uyuşturucu kullanıcısı, madde bağımlısı ve taciri, eski mafya babası Sarı Ferit o dönemdeki gençlerin gidişatına bakarak şimdileri görebilen akıl ve kalp gözüyle bu hakikatleri görüp ne güzel söylemişti yıllar öncesinden:

Gençlere, onların o deli akan kanlarına muvafık büyük, üstün bir ideal -iman ve Kur’an dairesinde- bir gaye verilmeli, aksi takdire bunları değişik çevreler kendi çıkarları doğrultusunda değişik mecralarda, farklı amaçlar doğrultusunda kullanabililer. Şimdiki pedogoların, sosyologların, psikologların kulakları çınlasın… Ve öyle mafyavari işlere özenen gençler şunu unutmasınlar ki efendilikten öte saygınlık yok, efendilik en büyük kabadayılıktır…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum