Düşünce iklimi-8: Kıraathane mi yoksa oyun salonu mu?

Geleneksel kültürümüzde geçmişten günümüze önemli bir yere sahip olan, içtimai, siyasi, bilim ve ticari konularında bilgi alışverişinin yapıldığı, görüşüldüğü yer olarak bilinen kıraathaneler günümüzde maalesef aynı amaç için kullanılmıyor. İsmi üzerinde okumanın yapıldığı yer anlamında ‘kıraat-hane’ kelimesinden geliyor. Eskiden şehir merkezlerinde gazinolar vardı şehrin en başköşelerinde yer alır, yolunu şaşıranlar, kafasını karıştıranlar burada toplanırdı, müzik eşliğinde sabaha kadar eğlenirlerdi. Son zamanlarda bunların yerini kafeler doldurdu. Biraz daha sakince, içki içilmiyor ama sigara ve nargilenin haddi hesabı yok, her taraf duman altı, kumar olmadıkça tüm oyunlar serbest deniliyor. Pandemi kısıtlamalarında bile yasaklar kalkar kalkmaz öncelikle buralar açıldı.

Geçenlerde bizim semte iki büyük kıraathane açıldı, gelin bir görün bakalım içinde kaç kitap var, kaç kişi kitap, gazete kıraat ediyor. Ramazan başında iki büyük kıraathanede aynı binanın altında art arda açıldı. Sağlı ve sollu büyük bir alana sahip. Ramazan boyunca iftardan sonra başlayan sözüm ona okumalar sabah sahura kadar devam ediyor. Araçların fazlalığından koskoca cadde yetmez olmuş, iki araç yan yana geçemez durumda. Dışarıdaki araçların yoğunluğu içerinin kalabalık olduğunu gösteriyor. İnsanoğlu ilim öğrenmek için maalesef vaktini harcamıyor ama böyle malayani, boş yere heba edebiliyor, üstüne üstlük eğer çay, kahve vs ikram edilmişse oynanan oyun üzerinden masanın adisyonu kaybeden kişinin üzerinde kalıyor. Kaybeden kişinin kim bilir belki de ödeyebilecek geliri var mı yok mu bilinmez. Allah sahiplerine sabırlar versin.

Buralarda boş vakit geçiren gençlerin bir kısmına iş verseniz yine çalışmaz, tembellik ve atalet zamanla içlerine işliyor. Bir kısmı da ancak bin naz ile çalışacak. Boş durmak ve malayani işlerle uğraşmak insanın nefsinin hoşuna gidiyor. Emin olun, “gelin size günde 100 lira verelim, buna mukabil ağaç dikin” denilse yüzde sekseni kabul etmez ve çalışmaz. Toplumun en büyük yaralarından birisi de bu kahvehanelerde ve kıraathanelerde boş yerine vakit geçirerek ömür sermayesini malayani bir şekilde heba etme alışkanlığıdır.

İşgaline müsaade edilen kaldırımlar

Şehir merkezlerinde cadde üzerinde açılan kaldırımlar yayaların geçişi için bırakılmıştır. Apartman altındaki dükkân önleri ve apartman boşlukları ev sahiplerinin ve müşterilerin rahat girip çıkabilmesi için bırakılmış. Aynı zamanda cadde ile bağlantıda yol genişliği ve ferahlığı sağlaması açısından da yararı vardır. Eskiden belediyelerde işgaliye ücreti diye bir tabir vardı, dükkânında eşyasını satan esnaf eğer fazla eşyası varsa sergilemek için kaldırımı işgal ederdi ve karşılığında belediyeye bir ücret öderdi. Bazı uyanıklar ise işgaliye parası ödemeden sergisini sabah, akşam indirir ve ücret ödemezdi, bu tarz iş yerleri hala da vardır. Zamanla bu işgaliye ücretleri yerel yönetimlerce içeriği değiştirilerek yeni düzenlemelerle gelir kapısı haline getirilmiş olabilir. Her ne sebeple olursa olsun kaldırımların ve apartman sahanlıklarının dükkân içine katılması veya üzerinin kapatılarak yeni bir dükkân veya iş yeri haline getirilmesi avantadan yer kazanmak ve çevre düzenini bozmak demektir. Ülkemizin diğer il ve ilçelerde durum nedir bilemem ama Şanlıurfa ve ilçelerinde son zamanlarda dört-beş yıldır bu uygulama almış başını gidiyor. Yerel yönetimlerin işine geliyor olabilir ama bu şekilde şehrin çevre dokusuna bilerek veya bilmeyerek zarar verilmektedir. Dileğimiz çevre bilinci ile yayaların ve apartman sakinlerinin hak ve hukuklarının dikkate alınmasıdır.

Bir sonraki ‘Düşünce İklimi’ yazımızda görüşmek üzere Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum