'Doğuda senin gibi bir alim var mı' sorusuna Said Nursi'nin verdiği cevap

'Doğuda senin gibi bir alim var mı' sorusuna Said Nursi'nin verdiği cevap

Asım Efendi, Bediüzzaman Said Nursi'ye Doğuda kendisi gibi bir âlim olup olmadığını soruyor. Ve işte cevap...

A+A-

Salih Okur'un yazısı

Ohinli Şeyh Asım Efendi, Birket'ül Kelimat adlı kıymetli eserinde Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin tevazuu ile alakalı çok güzel bir hatıra naklediyor.

Bilindiği gibi Üstad 1907'de İstanbul'a geldiğinde ilim havzalarında büyük bir dalgalanmaya vesile olmuştu. "Mevlid Nasıl Okunur ve Mevlûdhanlar" kitabının müellifi Hafız Ali Rıza Sağman Efendi, bu hadise ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:

Bu zatın kılığı, kıyafeti de dikkat ve hayret çekici

"1907 kışı idi sanıyorum, İstanbul'un ilmî mahfellerinde, hele medrese bucaklarında birden bire ma'nalı bir fısıltı, ilgilendirici bir dedikodu elektrik hızı ile ağızlara yayıldı, kulakları doldurdu:

"Kürdistan'dan bir adam gelmiş, yaşça çok genç olduğu halde, ilimce kendisine çıkan yokmuş. Bu yaşta bu kadar geniş ilim, ancak "Vehbî" (Allah vergisi) olabilirmiş. Bu zatın kılığı, kıyafeti de dikkat ve hayret çekici imiş. Kendisini görenler, "hammal" zannediyormuş. Çünkü çenesinde sakal, başında sarık, sırtında cübbe, ayaklarında şalvar yokmuş. Bu adam bir harika imiş. Adı, "Said" lâkabı "Bediüzzaman" imiş..."

O tarihte biz çocuktuk. Hakkında tılsımlı haberler duyduğumuz bu zatı görmek sevdasının zebunu olduk. Fakat işittik ki, hâinler bu zatı göz hapsine almışlar. Her yerde serbest gezemiyormuş. Çemberlitaş tarafında bir han odasında oturuyormuş, falan..." Meşrutiyet'ten sonra, bu zatı görmek, konferanslarını dinlemek nasib oldu. Birinci Cihan Harbi'nden evvel kendisinin elini öpmek de müyesser oldu."

Doğuda senin gibi bir alim var mı?

İşte Asım Efendi bu dönemde kendisine Doğuda kendisi gibi bir âlim olup olmadığı sorulması üzerine Üstadın şöyle cevap verdiğini yazıyor: 

"Kürdistan birçok şehirden ibarettir. En küçük şehri bizim şehrimiz olan Bitlis'tir. Bitlis'in birkaç ilçesi vardır ve en küçük ilçesi bizim ilçemiz olan Hizan'dır. Hizan'ın birkaç nahiyesi vardır ve en küçük nahiyesi bizim nahiyemiz olan İsparit'tir. İsparit'in birçok köyü vardır ve en küçük köyü bizim köyümüz olan Nurs'tur. Nurs'ta birkaç aile vardır ve en küçük, en fakir aile bizim ailemizdir. Ailemizde kâmil kişiler vardır ve en düşükleri benim."

Kaynaklar
1-Abdülkadir Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt: 1, İttihad Yayınları, İst. 1998
2-Şeyh Muhammed Asım Ohini, Birket'ül Kelimat, Arapçadan tercüme; Kadri Yıldırım, Avesta Yayınları, İst. 2017

Cevaplar.org

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum