Mehmet EVREN

Mehmet EVREN

Berat: Kurtuluş, af ve arınma gecesi

A+A-

Saygıdeğer Risale Haber okuyucuları; Berat gecenizi tebrik ediyor, ailemize, ülkemize, İslâm âlemine ve tüm insanlığa hayır, bereket ve huzur getirmesini Cenâb-ı Hak’tan niyâz ediyoruz.

Ramazan ayının müjdeli habercisi, af, mağfiret ve kurtuluş gecesi olan Berat Gecesini idrak etmenin huzuru ve mutluluğunu birlikte bir daha yaşıyoruz.

Kurtuluş, af ve arınma anlamlarına gelen Berat; müminlere kulluk ve hesap verme şuurunu; hata, suç ve yanlışlardan kaçınmayı, günahlardan arınmayı; affedilmeyi ve affedici olmayı, bağışlanmayı ve bağışlayabilme şuurunu kazandıran bir kavramdır.

"Berat, Arapça bir kelime olup, beri olmak, aklanmak, temizlenmek ve suçsuz olmak anlamlarına gelmektedir.

Berat’ın başka bir anlamı; iki şey arasında ilişkinin olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmamasıdır. Ayrıca “Şâban ayının ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” manalarına da gelmektedir. Onun için Müslümanlar, Allah’tan aff ve bağışlanmaları ve günah yükünden kurtulmaları umuduyla bu geceyi sabırsızlıkla beklerler.

Berat gecesi Müslümanlarca mübarek sayılmış, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde geçirilmesinin hikmeti; Peygamber Efendimiz’in (a.s.m.), “Allah Teâlâ -rahmetiyle- Şâbanın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” buyurduğu hadisi sebebiyledir. (Tirmizî, “Ṣavm”, 39; İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 191). Diğer bir rivayete göre ise Peygamber Efendimiz’in (asm), “Şâbanın ortasındaki gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve tanyeri ağarıncaya kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’der” şeklinde buyurmuş olmasıdır. (İbn Mâce, “İḳāmetü’s-salât”, 191). Bazı âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Kâbe yönüne çevrilmesinin hicretin ikinci yılında yani Berat gecesinde vuku bulduğunu kabul etmeleri de bu geceye ayrı bir değer kazandırmaktadır.

Duhân sûresinde; “Apaçık Kitaba yemin olsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir.”  (Duhan Suresi, 44/1-4) buyrulması, Kur’an’ın “mübarek bir gecede” nâzil olduğu ifade edilmektedir. İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre burada işaret edilen gecenin, Kadir gecesi olduğudur. Çünkü diğer âyetlerde Kur’an’ın Ramazan ayında (el-Bakara 2/185) ve Kadir gecesinde (el-Kadr 97/1) indirildiği belirtilmektedir. Sahabelerden sonra gelen Tâbiîn âlimlerinden İkrime’nin de dâhil olduğu bir grup âlim ise Duhân sûresindeki âyetlerle Berat gecesine işaret edildiği kanaatindedirler. Bu takdirde Kur’an’ın tamamının Berat gecesi Levh-i mahfûzdan dünya semasına indiğini, Kadir gecesinde ise âyetlerin peyderpey inmeye başladığı şeklinde bir yorum getirmişlerdir. Nitekim bazı müfessirler bu görüşü benimsemişlerdir (Elmalılı, V, 4293-4295).

Bu gecenin önemine gelince;

Bu gece yeryüzündeki bütün Müslümanların iştiyakla bekledikleri mübarek gecelerden biridir. “Bu gecede her kulun bir senelik yapacakları işleri, hareketleri, birbiriden ayrılıp, tespit edilir. Ecellerin defteri, rızıkların taksimi de bu gecededir.” Bu gece, İlahi Rahmetin ve gök kapılarının açıldığı mübarek gecelerden biridir.

Bu gecede Hazret-i Aişe validemiz (ra) Peygamber Efendimle yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: Resûl-i Ekrem (asm);  Bu gece namaza kalktı, secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Kımıldadığını görünce sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:

“Allah’ım! Azabından gufranına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine yüce olan şanına sığınıyorum. Sana yaptığım senayı, Senin kendine yaptığın senaya denk bulamıyorum. Sana lâyık olan hamd ve senadan âcizim.” dedi. Sabah olunca bunları Rasûlullah (asm) söyledim o da:

“Ya Aişe, bunları öğrendin mi?” dedi. “Evet, Ya Rasûlullah” dedim. Rasûl-i Ekrem: “Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret; çünkü bunları bana Cebrail öğretti ve secdede bunları okumamı talim etti, öğretti.” buyurdu.  (et-Tergib ve't-Terhîb, 2: 119, 120.)

Kur’an-ı Kerimin ve Peygamber Efendimiz’in (asm) işaret buyurduğu Şaban ayına ve özellikle bu ayın on beşinci gecesine ayrı bir değer vererek onu ihya ettiği için Müslümanlar da bunun üzerine bu geceyi ganimet bilip Kur’an’ı, Kur’an’ın mana ve açıklamalarını, okuyarak; kaza ve nafile namazlar kılıp, ibadet ve taatte bulunarak böylece amel defterini zenginleştirmekteler.

“Bu gece Mukadderat-ı Beşeriyenin Programı nev’indendir.”

“Leyle-i Berat bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev’inden olması cihetiyle, Leyle-i Kadrin kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Beratta herbir amel-i salihin ve herbir harf-i Kur'ân'ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhurede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için, elden geldiği kadar Kur'ân'la ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır.” ifadelriyle Berat gecesinin mana ve önemine vurgu yapmaktadır. (Şuâlar/On Dördüncü Şuâ (s:626)

Berat Gecesinde:

İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, bu gecede hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:

“Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.

Rızıkla ilgili defterler Mikail (a.s.)’a, savaşlarla ilgili defterler Cebrail (a.s.)’a, ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil (a.s.)’a, ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail (a.s.)’a teslim edilir.”

Fahreddin-i Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi “Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.” (Hülâsâtü'l-Beyân. 13: 5251.)

Bu gece manevi değeri yüksek olan özellikli bir gecedir.

Bütün hikmetli işlerin ayırımına bu gecede başlanması, bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle sevabının kat kat daha fazla olması, İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması, Allah'ın af ve bağışlamasının coşması, Peygamber Efendimize (asm) tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olmasıdır

Bir rivayette bildirildiğine göre; Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam Şâban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar müstesna...

Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır. (Hak Dini Kur an Dili, 5:4295)

“İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.”

Bu bakımdan Berat Gecesini tam bir samimiyetle ihya etmeye çalışıp, gayret gösterdiğimiz takdirde elli senelik bir ibadetin sevabını bir gecede bize kazandırabilir. "Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salâvatla meşgul olmak büyük bir kârdır." (Şuâlar, On Dördüncü Şuâ, (s:627)

Bu geceyi nasıl değerlendirelim?

Âlimler bu geceyi namaz kılarak, Kur’an okuyarak, dua ve istiğfar ederek, salâvatla meşgul olarak geçirmenin büyük bir sevaba vesile olacağını ifade etmişler. Ancak kaynakların belirttiğine göre bu geceye mahsus belli bir namazın ve ibadetin olmadığını söylemişler.

Bu gece, Hz. Ömer’in (ra) Kâbe’yi tavaf ederken ağlayarak yaptığı şu duayı okuya biliriz. Allahım! Eğer beni şekavet ehlinden (talihsiz ve kötülerden) yazdıysan beni oradan sil, saadet ve mağfiret ehli arasına yaz. Çünkü sen dilediğini siler, dilediğini bırakırsın, ana kitap (Levh-i Mahfuz her şeyin kayıd altına aldığı ve muahafaza edildiği kitap) senin katındadır” (Taberî, XIII, 167-168). Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 297)

Bu gecede Kur’ân–ı Kerim okumalarımızı yapalım, bilmiyorsak dinleyerek, Kur’âna olan sevgi, saygı ve bağlılık duygularımızı tazeleyerek, kuvvetlendirmeye çalışalım.

Peygamber Efendimize (asm) bol bol salât ve selâmlar getirelim; O’nun şefaatini ümit edip, ona ümmet olma şuurumuzu tazeleyelim.

Kaza ve nafile namazlar kılalım; “Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, vazifem nedir, Allah’ın benden istedikleri nelerdir?” gibi sorular üzerinde düşünerek cevabını bulmaya çalışalım.

Geçmişimizin muhasebe ve murakabesini yaparak işlediğimiz günahlardan pişmanlık duyup, tevbe ve istiğfarda bulunalım.

Bol bol evrad ve ezkarda bulunarak, kendimize ve Mü’min kardeşlerimize mümkünse ismen dua edelim. Üzerimizde hakları olanları arayıp halini hatırını sorarak, helallik isteyelim.

Yoksul, kimsesiz, öksüz, yetim, hasta, sakat, yaşlı olanları ziyaret edip, sevgi, şefkat, hürmet, hediye ve sadakalarla sevindirmeye çalışalım.

Bu gecenin önemine dair dini toplantılar ve sohbetler düzenleyerek, bireysel ve toplu olarak Kur’anın mana ve açıklamalarını okuyup dinleyelim. Mümkünse bu geceyi ihya edip, gündüzü de oruçlu olarak geçirmeye gayret edelim.

Başta anne ve babalarımız olmak üzere büyüklerimizin, dost ve akrabalarımızın kandillerini bizzat giderek veya telefonla gecelerini tebrik ederek, dualarını alalım.

Bu şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ediyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum