Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Akıllı yapılar… Akıllı şehirler… Akıllı uygulamalarda inovasyon

A+A-

Bilişim teknolojileri, robot teknolojisi, Endüstri 4.0 veya yapay zekâ gibi sistemlerle süreçlerin bilgisayar marifetiyle yürütülen işletmelere “akıllı işletmeler” deniliyor.

Yine bu cümleden olarak “Akıllı şehirler” tabirini duyar olduk.

Trafikten çevreye, enerji kullanımından/tasarrufundan binaların yapıları, parkların düzeni gibi pek çok konuda hayatı kolaylaştırmada bilişim teknolojilerini yaygın kullanıldığı şehirlere “akıllı şehir” deniliyor. Ülkemizde kısmı uygulamalar var.

Önüne “Akıllı” kelimesi konulmakla sistem akıllı olmaz. Gerçek anlamda değil de tarife kuvvet katmak için ıstılahi anlamda kullanıldığı bilinmelidir.

Şu bir gerçek ki, rutin tekrar edilen bütün iş ve işlemler, bilgisayar yazılımlı kontrol sistemleriyle yapılmasıdır işin aslı. Özellikle imalat süreçlerinde işletmeler bu akıllı denilen sisteme mecburen geçmektedirler.

İnsan eli rutin işlerde ne kadar meleke sahibi olursa olsun muayyen bir süre sonra aynı tekrardan usandığı için verim düşüyor.

Aslında insan aklının ürünü olan hiçbir sistem akıllı değildir.

Meseleye ehemmiyet ve değer atfetmek için “akıllı sistemler”, “akıllı işletmeler” vb. gibi tabirler kullanılmaktadır. Ne akıllısı yaaaa!!!. Mal dediğimiz hayvan, hayvan bile değil.

Mekanik bir sisteme akıllı demekle makinenin değeri artarken diğer taraftan aklın derecesi ayaklar altına alınıyor.

Aslında en akıllı denilen makine en akılsız olan akıl hastası, deli raporu alan bir insandan bin defa daha akılsızdır.

Herhangi bir cihaza, en gelişmiş bilgisayar, bilişim teknolojilerinin en ilerisi uygulanan her ne cihaz olursa olsun akıllı tarifi sınıfına giremez.

“Akıllı”… (Makineler, fabrikalar, teçhizat vs...) adını kullanırken aklın mahiyeti ve hüviyeti tanımlanarak yapılmış değildir. Reklam olsun diye sanki…

Ancak teknolojik gelişmelerin, birbiri üstüne bina edilen yeni keşifler, icatlar, yeniliklerin hayata yansıması, hayatı kolaylaştırması, genel olarak Latinceden dilimize giren “inovasyon” kelimesiyle tanımlanmaktadır.

İnovasyon kelimesinin tam olmasa da karşılığı, yenilenme, yenilikçilik kavramı yerine kullanılmasıdır.

Teknolojik ürünlerin AR-GE çalışmaları icatları, geliştirilmesi ile yeni versiyon, yeni fonksiyonları ile piyasaya çıkması olarak anlaşılabilir inovasyon kavramı.

Ekonomik terminolojide inovasyon, “yeni fikrin faturaya dönüşmesidir.”

İnovasyon kavramı sadece ekonomik hayata münhasır değildir.

Sosyal hayatta da, yönetim biliminde, iletişim stratejilerinde, tanıtımda ve benzeri birçok sahada da hayatın içindedir.

Kalite terminolojisinde ürün kavramı hizmet kelimesini de kapsamaktadır.

Hizmet denildiğinde ise ulaşım, taşıma, otel, restoran gibi işler akla geliyor. Bunların cümlesi mukabilinde ücrete tabi faaliyetlerdir.

Sosyal hadiselerde, ticari olmayan süreçlerde inovasyon, “yeni fikri faydaya dönüştürülmesi” olarak yorumlanmalıdır.

Dünyevi karşılık beklemeksizin sadece Allah rızası için yapılan ve yapılacak olan hizmetlerde de yenilik, farklılık arayışında olmak, kafa yormak yeni tarz ve metotlar geliştirme araştırmaları yapmak da inovasyondur.

“Zaman geçtikçe Kur’an gençleşiyor” sözünün günümüzdeki mesajını nasıl okumalıyız?

“İlcaat-ı zaman, muktezay-ı hâl” diye tabir edilen günümüz şartlarına göre hizmet, tebliğ tarzında inovasyona ihtiyaç yok mudur?

Nasıl ki, pazarlama tekniklerinde akla hayale gelmemiş yeni yollar yöntemler buluyorlar, bir şekilde ürünlerini satıyorlar. Benzer tarzı manevi tebliğ tekniklerinde niye tatbik etmek için araştırma yapılmasın?

İman ve Kur’ana hizmet davası olanlar, dava ve dert edinenler de aynı arayış içinde olmalıdırlar.

Yüz yıllar öncesinin tarzında tebliğ ve nasihat bugünün sorgulayıcı insanlarını gençlerini ikna etmeye yetmiyor.

Dini öğretmek, tebliğ etmek makamında bulunan ilahiyatçıların bir kısmının kibir ve gurudan yanlarına yaklaşılmıyor.

Hatta bazıları iyice sapıtmış ki, bırak dine hizmeti adeta dine, dindara karşı savaş açmışlar. Oklarını din düşmanlarıyla birlikte dindarlara atıyorlar. Yazıklar olsun onlara.

Yüzden fazla ilahiyat fakültesi var. Ne gibi yansımaları var. Varlıkları ile yoklukları aynı.

Konumunu korumak, kariyer yapmak dışında dine, imana hizmet dertleri ne kadar gündemlerinde bilinmiyor. Tam siper arazi olmuşlar.

İbadetin nasıl yapılacağından, namazın nasıl kılınacağından evvel niçin yapılması, niçin kılınması gerektiğine cevap veremeyen dini uyarının hiçbir karşılığı yok.

Allah’ı bilmeyen, tanımayan insanlara ibadetin şekli ne anlam ifade eder?

Diyanet teşkilatı, ilahiyat fakültelerinde dini ilimlerin hocaları günümüzün deizim, ateizim akımı ve fitnesine karşı hangi etkili çözüm ve cevap ortaya koymuşlardır?

İşgal ettikleri, makam, kürsü, koltukta nasıl rahat oturabiliyorlar?

Risale-i Nurların basımını durduran Diyanet, Risale-i Nurların tarzından daha tesirli hangi metodu geliştirmiş, tatbik etmiş?

Risale-i Nur klasik ilahiyatçıların içinde debelendiği küfür akımlarına karşı bir asır önce hiç boşluk kalmayacak kat’iyette ateizm sapıklığına cevap vermiş.

Niye görmezsiniz ve sahip çıkıp gereğini yapmazsınız?

Kibir ve gururunuz aslında haysiyetinizi ayaklar altına alındığını göstermiyor musunuz?

İmam hatip liselerinin, ilahiyat fakültelerinin fazlalığı her Müslümanı memnun ettiği gibi bizi de memnun eder. Ancak “yaptığın hayır ürküttüğün kurbağaya değmeli.”

Toplumun yüzde 20 kısmının namazını kılındığı biliniyor. İmam hatip ve ilahiyat okulları camiası da ortalama seviyede. Niye yüzde yüz değil? Veya daha makul bir oranda değil? Bu gerçeği sadece talebelerin bireysel tercihi ile izah edilebilecek bir durum değildir. Hocaların kifayetsizliği, yönetimin beceriksizliğinden başka bir şey değildir.

Netice olarak inovasyona en fazla ihtiyacı olan dine hizmet davası olan din gönüllüleri, görevlileridir.

Diğer tarafta dine hizmet gayesi ile teşekkül etmiş cemaat ve tarikatlar, sivil toplum kuruluşları, hangi isim altında olursa olsun kendilerini yenilemelidir. Öz eleştiri yapmalı yeni stratejiler geliştirmek için inovasyon çalışmaları yapmalıdır.

Mesaj sunumunda günün teknolojilerinin etkin kullanımı yanında mesajın muhtevası, metodu, mantığı, tesir gücüne kafa yormak lazım.

AR-GE çalışmaları sadece teknolojik ürünlere münhasır değildir.

“Nasıl etkili tebliğ yapılabilir?” her dava adamının, her din gönüllüsü görevlisinin gece uykularını kaçıracak kadar kafa yorulmayı gerektiriyor.

Namaz kıldırma memurluğuna indirgenmiş dini görev yerine getirilmiş sayılmaz vesselam.

Keza dine hizmet davası olan umum gönüllü kuruluşlar, tarikat, cemaat, vakıf, dernekler... Toplumun dini ihtiyacını asıl karşılayanlar bu gönüllü kuruluşlar olmuştur. Bugünkü tablonun olumlu yönü Diyanet teşkilatından ziyade gönüllü kuruluşların sayesindedir. Nokta.

“Sui misal misal olamaz.” Kötü misal cemaatlere emsal tutulamaz.

Mazeret de sayılmaz. Kim Allah için ne yapıyorsa çok kıymetlidir.

Her şeyden önce takdire şayandır. Ancak günün şartları ve ihtiyaçlarına göre kendilerini yenilemeli, öz eleştiri yapmalı, tarz ve metotlarını da gözden geçirmeli.

İnovasyon herkese lazım. Manevi hizmetlerde daha da lazım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum